Kapat
0 Ürün
Alışveriş sepetinizde boş.
Kategoriler
    Filtreler
    Preferences
    Ara

    Valla, Kurda Yedirdin Beni

    Yayınevi : Kapı Yayınları
    Yazar : Alev Alatlı
    ISBN :9786256661295
    Sayfa Sayısı :640
    Baskı Sayısı :1
    Ebatlar :13.50 x 19.50
    Basım Yılı :2024
    495,00 ₺
    396,00 ₺
    Tahmini Kargoya Veriliş Zamanı: 2-4 iş günü içerisinde tedarik edilip kargoya verilecektir.
    “Or’da Kimse Var Mı?” serisinin üçüncü kitabı Valla, Kurda Yedirdin Beni’de Türk solunun ve Kürt sorununun resmi çiziliyor. “Türküm... Kendi insanımın manzaralarını seviyorum... Buna milliyetçilik diyorsan, öyle olsun!” diyor Günay Rodoplu ve devam ediyor: “Milliyetçi olduğum içindir ki, Kürtlerin köken arayışlarını empatiyle izliyor, elimden geldiği kadar yardımcı olmaya çalışıyorum. ‘Mızıka çalındı, düğün mü sandın?’ türküsü içimi titretirken, Şiran’ın ‘Hanımaı mın, bermaya mın’ feryadına kulak vermemem mümkün mü? Kürtlerin varlığına ilişkin tek korkum, tek kavgam, onların yabancılaşması olacaktır. Çünkü bu olursa onu ırkçılık, hatta bir tür Nazizm izler. Ve ben kendi ulusumu tanıdığım kadarıyla, biz Türkler bununla baş edemeyiz. ‘Aryan’ Kürtlerin karşısında, Siyonizm öncesi Yahudileri kadar boynu bükük kalmaz mıyız?.. Unutmayın ki, İsrail öncesi Yahudilerin ruh hali bizimkinden pek farklı değildi. Onlar da kendileri ile barışık değillerdi. Tıpkı bizim gibi, kendilerini sırf kendileri oldukları için, bir insan manzarası olarak sevmiyorlardı. Kendisini sürgit, ‘sen adam olmazsın’ diye aşağılayan bir ulus, varlığını idame ettirmekte ne kadar başarılı olabilir ki? Türkler, Siyonist olabilecek kadar metodik de değillerdir. Ve yine unutma ki, Siyonistler Batı Avrupa Yahudileriydi, Orta Doğu değil!..”
    “Or’da Kimse Var Mı?” serisinin üçüncü kitabı Valla, Kurda Yedirdin Beni’de Türk solunun ve Kürt sorununun resmi çiziliyor. “Türküm... Kendi insanımın manzaralarını seviyorum... Buna milliyetçilik diyorsan, öyle olsun!” diyor Günay Rodoplu ve devam ediyor: “Milliyetçi olduğum içindir ki, Kürtlerin köken arayışlarını empatiyle izliyor, elimden geldiği kadar yardımcı olmaya çalışıyorum. ‘Mızıka çalındı, düğün mü sandın?’ türküsü içimi titretirken, Şiran’ın ‘Hanımaı mın, bermaya mın’ feryadına kulak vermemem mümkün mü? Kürtlerin varlığına ilişkin tek korkum, tek kavgam, onların yabancılaşması olacaktır. Çünkü bu olursa onu ırkçılık, hatta bir tür Nazizm izler. Ve ben kendi ulusumu tanıdığım kadarıyla, biz Türkler bununla baş edemeyiz. ‘Aryan’ Kürtlerin karşısında, Siyonizm öncesi Yahudileri kadar boynu bükük kalmaz mıyız?.. Unutmayın ki, İsrail öncesi Yahudilerin ruh hali bizimkinden pek farklı değildi. Onlar da kendileri ile barışık değillerdi. Tıpkı bizim gibi, kendilerini sırf kendileri oldukları için, bir insan manzarası olarak sevmiyorlardı. Kendisini sürgit, ‘sen adam olmazsın’ diye aşağılayan bir ulus, varlığını idame ettirmekte ne kadar başarılı olabilir ki? Türkler, Siyonist olabilecek kadar metodik de değillerdir. Ve yine unutma ki, Siyonistler Batı Avrupa Yahudileriydi, Orta Doğu değil!..”
    >