Kapat
0 Ürün
Alışveriş sepetinizde boş.
Kategoriler
    Filtreler
    Preferences
    Ara

    Ulusal ve Uluslararası Boyutlarıyla Sınırlar

    Yayınevi : Adalet Yayınevi
    ISBN :9786052645598
    Sayfa Sayısı :292
    Baskı Sayısı :1
    Ebatlar :16.00 x 24.00
    Basım Yılı :2023
    580,00 ₺
    522,00 ₺
    Tahmini Kargoya Veriliş Zamanı: 2-4 iş günü içerisinde tedarik edilip kargoya verilecektir.
    Doksanlı yıllarla birlikte en azından bir dönem aksi iddia edilebilecek bir duruma gelinmiş olsa da, günümüzde sınırların gerekliliği ve bu bağlamda da ehemmiyetleri tartışılmayacak durumdadır. Bunun nedeni, basitçe, sınırın temsil ettiği durumla ilgilidir. Bir sınır bir devletin ülkesini diğer devletlerin ülkesinden ve uluslararası alanlardan ayırırken, ülkenin belirlenmesini sağlamakta ve böylelikle de ilgili devletin sınırlarla belirlenmiş ülkesinde egemenliğini belirli istisnalar hariç tüm yönleriyle kullanmasını imkânlı hâle getirmektedir. Dayanılan bu basit neden, hem ulusal hukuk hem uluslararası hukuk açısından sınırların önemini kendiliğinden açık etmektedir. Sınırlar ulusal hukuk açısından ön plândadır, çünkü bir devlet mevzuatını ilke olarak sınırları içerisinde işletir ve uygular. Bu durum aynı zamanda uluslararası hukuk açısından da geçerlidir. Devletin egemenliği, diğer devletlerin egemenliğinden ve uluslararası alanların statüsünden sınırlar vasıtasıyla ayrılmaktadır. Daha açık ifadesiyle, mekânsal olarak ele alındığında devletin egemenliği ve yetkilerin kullanım alanı ilke olarak sınırlar çerçevesinden belirlenmektedir. Sınırlar, aynı zamanda, bir devletin ve halkının güvenliği açısından da hayatîdir. Bu yüzden de, genelde, devletler sınırlarını sıkı bir biçimde kontrol etmektedir. Bir devletin, bu minvalde, ülkesine kimin girip girmeyeceğini, aksine bir anlaşma yükümlülüğü söz konusu değilse, münhasıran belirleme yetkisi vardır. Bu yetkinin kaynağı da, kuşkusuz, ilgili devletin egemenliğinden gelmektedir.
    Doksanlı yıllarla birlikte en azından bir dönem aksi iddia edilebilecek bir duruma gelinmiş olsa da, günümüzde sınırların gerekliliği ve bu bağlamda da ehemmiyetleri tartışılmayacak durumdadır. Bunun nedeni, basitçe, sınırın temsil ettiği durumla ilgilidir. Bir sınır bir devletin ülkesini diğer devletlerin ülkesinden ve uluslararası alanlardan ayırırken, ülkenin belirlenmesini sağlamakta ve böylelikle de ilgili devletin sınırlarla belirlenmiş ülkesinde egemenliğini belirli istisnalar hariç tüm yönleriyle kullanmasını imkânlı hâle getirmektedir. Dayanılan bu basit neden, hem ulusal hukuk hem uluslararası hukuk açısından sınırların önemini kendiliğinden açık etmektedir. Sınırlar ulusal hukuk açısından ön plândadır, çünkü bir devlet mevzuatını ilke olarak sınırları içerisinde işletir ve uygular. Bu durum aynı zamanda uluslararası hukuk açısından da geçerlidir. Devletin egemenliği, diğer devletlerin egemenliğinden ve uluslararası alanların statüsünden sınırlar vasıtasıyla ayrılmaktadır. Daha açık ifadesiyle, mekânsal olarak ele alındığında devletin egemenliği ve yetkilerin kullanım alanı ilke olarak sınırlar çerçevesinden belirlenmektedir. Sınırlar, aynı zamanda, bir devletin ve halkının güvenliği açısından da hayatîdir. Bu yüzden de, genelde, devletler sınırlarını sıkı bir biçimde kontrol etmektedir. Bir devletin, bu minvalde, ülkesine kimin girip girmeyeceğini, aksine bir anlaşma yükümlülüğü söz konusu değilse, münhasıran belirleme yetkisi vardır. Bu yetkinin kaynağı da, kuşkusuz, ilgili devletin egemenliğinden gelmektedir.
    >