Kapat
0 Ürün
Alışveriş sepetinizde boş.
Kategoriler
    Filtreler
    Preferences
    Ara

    Türkiye İçin Yeni Anayasa Vizyonu ve Yol Haritası Cilt 2

    Yayınevi : Savaş Yayınevi
    ISBN :9786256805149
    Sayfa Sayısı :534
    Baskı Sayısı :1
    Ebatlar :16.00 x 24.00
    Basım Yılı :2023
    450,00 ₺
    427,50 ₺
    Tahmini Kargoya Veriliş Zamanı: 2-4 iş günü içerisinde tedarik edilip kargoya verilecektir.
    Önsöz Anayasalar zamanın ruhunu yansıtan metinlerdir. Anayasa konusu önemli bir konudur. Her bireyin, her toplumun bir sorunu bulunduğu gibi, Türkiye olarak bizim de sorunlarımızdan bir tanesi anayasa sorunudur. Mevcut 1982 Anayasası ile Türkiye’yi daha ileri bir noktaya taşıma noktasında ciddi zorluklar bulunmaktadır. Değişen zaman ve dünyada Türkiye’nin bu anayasa ile sağlıklı bir yol alması imkânı kalmamıştır. Bir ülke düşünün ki bütün tartışmalarını ve gayretini anayasa tartışmalarıyla geçiriyorsa, bu ülkenin toplumu da yorgun düşmektedir. Üstelik bu tartışmalar rasyonel bir neticeye bağlanamıyorsa bu başka sıkıntıları da beraberinde getirecektir. Bunlar anayasanın yeni baştan ele alınması gerektiğini gösteren gerekçelerdir. Türkiye için iki kavram oldukça önemlidir. Bu kavramlar istikrar ve güvendir. Anayasada sürekli değişiklikler olmuş, Türkiye anayasa değiştirme sorunuyla karşı karşıya kalmıştır. En temel yasalarda bile bir sene zarfında sorun çıkıyorsa, hukuk istikrarından söz etme imkânı kalmamıştır. Lakin yeni anayasanın sıfır sorunlu bir ülke ortaya çıkaracağı varsayımı da başka bir sıkıntı oluşturur. Binaenaleyh, her sorunun anayasadan kaynaklandığı anlamı da çıkarılmamalıdır. Bir anayasa sorunları çözebilme hususunda siyaset alanını genişletecekse, siyaset kurumunu güçlendirebilecekse, o zaman en önemli işlevini ifa etmiş olacaktır. Bu nedenle de anayasaya herkesin katkısı beklenmektedir. 1961 ve 1982 anayasalarının hazırlık sürecinde halkın fikrine itibar edilmemiştir. Mezkûr anayasalar kapalı kapılar ardında komisyonlarda bir metin yazıp tartışılmasına dahi fırsat vermeden milletin onayına sunulmuş, bu onayın verilmemesi halinde ödenecek bedelin ağır olacağını ima edilmiş ve aba altından sopa gösterilmiştir. Oysa yeni anayasa yapılırken halkın ne istediğinin görülmesi gerekmektedir. Türkiye’de bir kısım ciddi problemler yetki gaspından ortaya çıkmaktadır. Yasama, yürütme ve yargı erkleri arasındaki denge ve ilişkinin nasıl olacağı oldukça önemlidir. Türkiye’de yargının siyasallaşıp yerindelik denetimi yaptığı zamanlar görülmüştür. Oysa Anayasaya göre yargının buna yetkisi de hakkı da yoktur. Yargı sadece hukuka uygunluk denetimi yapar. Ülkeyle alakalı sorunlarda, yasama organının yerine geçerek ülkenin yararına mı zararına mı olacağının takdir yetkisi hiçbir zaman yargıda olamaz. Ama ne yazık ki bir kısım yargı kararlarında yerindelik denetimi yapıldığını görmekteyiz.
    Önsöz Anayasalar zamanın ruhunu yansıtan metinlerdir. Anayasa konusu önemli bir konudur. Her bireyin, her toplumun bir sorunu bulunduğu gibi, Türkiye olarak bizim de sorunlarımızdan bir tanesi anayasa sorunudur. Mevcut 1982 Anayasası ile Türkiye’yi daha ileri bir noktaya taşıma noktasında ciddi zorluklar bulunmaktadır. Değişen zaman ve dünyada Türkiye’nin bu anayasa ile sağlıklı bir yol alması imkânı kalmamıştır. Bir ülke düşünün ki bütün tartışmalarını ve gayretini anayasa tartışmalarıyla geçiriyorsa, bu ülkenin toplumu da yorgun düşmektedir. Üstelik bu tartışmalar rasyonel bir neticeye bağlanamıyorsa bu başka sıkıntıları da beraberinde getirecektir. Bunlar anayasanın yeni baştan ele alınması gerektiğini gösteren gerekçelerdir. Türkiye için iki kavram oldukça önemlidir. Bu kavramlar istikrar ve güvendir. Anayasada sürekli değişiklikler olmuş, Türkiye anayasa değiştirme sorunuyla karşı karşıya kalmıştır. En temel yasalarda bile bir sene zarfında sorun çıkıyorsa, hukuk istikrarından söz etme imkânı kalmamıştır. Lakin yeni anayasanın sıfır sorunlu bir ülke ortaya çıkaracağı varsayımı da başka bir sıkıntı oluşturur. Binaenaleyh, her sorunun anayasadan kaynaklandığı anlamı da çıkarılmamalıdır. Bir anayasa sorunları çözebilme hususunda siyaset alanını genişletecekse, siyaset kurumunu güçlendirebilecekse, o zaman en önemli işlevini ifa etmiş olacaktır. Bu nedenle de anayasaya herkesin katkısı beklenmektedir. 1961 ve 1982 anayasalarının hazırlık sürecinde halkın fikrine itibar edilmemiştir. Mezkûr anayasalar kapalı kapılar ardında komisyonlarda bir metin yazıp tartışılmasına dahi fırsat vermeden milletin onayına sunulmuş, bu onayın verilmemesi halinde ödenecek bedelin ağır olacağını ima edilmiş ve aba altından sopa gösterilmiştir. Oysa yeni anayasa yapılırken halkın ne istediğinin görülmesi gerekmektedir. Türkiye’de bir kısım ciddi problemler yetki gaspından ortaya çıkmaktadır. Yasama, yürütme ve yargı erkleri arasındaki denge ve ilişkinin nasıl olacağı oldukça önemlidir. Türkiye’de yargının siyasallaşıp yerindelik denetimi yaptığı zamanlar görülmüştür. Oysa Anayasaya göre yargının buna yetkisi de hakkı da yoktur. Yargı sadece hukuka uygunluk denetimi yapar. Ülkeyle alakalı sorunlarda, yasama organının yerine geçerek ülkenin yararına mı zararına mı olacağının takdir yetkisi hiçbir zaman yargıda olamaz. Ama ne yazık ki bir kısım yargı kararlarında yerindelik denetimi yapıldığını görmekteyiz.
    >