Kapat
0 Ürün
Alışveriş sepetinizde boş.
Kategoriler
    Filtreler
    Preferences
    Ara

    Suskun

    Yayınevi : Alfa Yayınları
    ISBN :9786051063638
    Sayfa Sayısı :359
    Baskı Sayısı :1
    Ebatlar :14.00 x 21.00
    Basım Yılı :2011
    270,00 ₺
    229,50 ₺
    Tahmini Kargoya Veriliş Zamanı: 2-4 iş günü içerisinde tedarik edilip kargoya verilecektir.

    Hasan Sabbah, Sessiz, Alamut Dilsizdi. Fedailerse...Artık zamanı geldi evlat...Tak bakalım kutsal silahını beline,O silah ki kılıç olmasın, yay olmasınHele hele gürz, çekre yahut topuz hiç olmasınSadece avuç büyüklüğünde ucu sivri bir hançerO hançer ki hem seni hem düşmanı öldürsünDüş bakalım yollara evlat...İz bırakmadan git hasmının peşindenKervanları kat önüne, gizli saklı...Ardında saraylar bırak, içi kanla dolu...Sonra suskun ol ölesiye, ağzını bıçak dahi açmasınSen sus ki diğerleri yaşasınGit bakalım kaderinin peşinden evlat...Yalancı cennetin acımasız yollarından yürüBiz de seyreyleyelim seni kartal yuvası Alamut’tan...Ve hep birlikte görelim; ölecek misin, öldürecek misin?İran’ın kuzeyinde, Elburz Dağları’nın karlı tepelerine taht kurmuş kartal yuvası Alamut komutasındaki fedaîler, önderleri Hasan Sabbah’ın ölümünden sonra varolma mücadelesi veriyorlardı. Basra’dan Gazne’ye, Hazar’dan Kızıldeniz’e ölümün kol gezdiği topraklarda düşmanlarına korku salan Alamut Kalesi’nin sonsuza dek ayakta kalabilmesi için gözüpek fedaîler kan kokan ırmaklardan sızıverdiler düşmanlarının kalbine...Tarihin yalancı cenneti Ortadoğu’da İktidar savaşları sürerken, emirlerin, vezirlerin ve hatta sultanların korkulu rüyası fedaîler inançları uğruna sessizce ölüme gidiyorlardı.Amansız bir kum fırtınasıyla başlayan tufan, koca bir imparatorluğu yerlebir etmeye yetecek miydi?

    Hasan Sabbah, Sessiz, Alamut Dilsizdi. Fedailerse...Artık zamanı geldi evlat...Tak bakalım kutsal silahını beline,O silah ki kılıç olmasın, yay olmasınHele hele gürz, çekre yahut topuz hiç olmasınSadece avuç büyüklüğünde ucu sivri bir hançerO hançer ki hem seni hem düşmanı öldürsünDüş bakalım yollara evlat...İz bırakmadan git hasmının peşindenKervanları kat önüne, gizli saklı...Ardında saraylar bırak, içi kanla dolu...Sonra suskun ol ölesiye, ağzını bıçak dahi açmasınSen sus ki diğerleri yaşasınGit bakalım kaderinin peşinden evlat...Yalancı cennetin acımasız yollarından yürüBiz de seyreyleyelim seni kartal yuvası Alamut’tan...Ve hep birlikte görelim; ölecek misin, öldürecek misin?İran’ın kuzeyinde, Elburz Dağları’nın karlı tepelerine taht kurmuş kartal yuvası Alamut komutasındaki fedaîler, önderleri Hasan Sabbah’ın ölümünden sonra varolma mücadelesi veriyorlardı. Basra’dan Gazne’ye, Hazar’dan Kızıldeniz’e ölümün kol gezdiği topraklarda düşmanlarına korku salan Alamut Kalesi’nin sonsuza dek ayakta kalabilmesi için gözüpek fedaîler kan kokan ırmaklardan sızıverdiler düşmanlarının kalbine...Tarihin yalancı cenneti Ortadoğu’da İktidar savaşları sürerken, emirlerin, vezirlerin ve hatta sultanların korkulu rüyası fedaîler inançları uğruna sessizce ölüme gidiyorlardı.Amansız bir kum fırtınasıyla başlayan tufan, koca bir imparatorluğu yerlebir etmeye yetecek miydi?

    >