Kapat
0 Ürün
Alışveriş sepetinizde boş.
Kategoriler
    Filtreler
    Preferences
    Ara

    Soytarı Everest Yayınları

    Yayınevi : Everest Yayınları
    Yazar : İdil Başural
    ISBN :9786051858814
    Sayfa Sayısı :236
    Baskı Sayısı :1
    Ebatlar :13,50 x 19,50
    Basım Yılı :2022
    235,00 ₺
    188,00 ₺

    Tükendi

    Tahmini Kargoya Veriliş Zamanı: 2-4 iş günü içerisinde tedarik edilip kargoya verilecektir.
    Soytarı “Kim seçti bu yüzü bana?” Yıllardır Paris’te yaşayan, orta yaşın eşiğindeki bir kadın genç bir adama tutulur ve bu aşka, hayal kırıklıklarıyla dolu bir geçmişin telafisi gibi sarılır. Fakat bu, tazeliği kutsayan bir dünyayı anlamak için büyük bir mücadeleye girişmek de demektir. Bir kadının benliğinde ve bedeninde yol alan yaşlılığın izini süren İdil Başural, edebiyatımızda iz bırakacak başka eserlerinin habercisi sayılabilecek yetkin bir ilk romanla çalıyor okurun kapısını: Dünyaya kafa tutar gibi yaşanan zehirli bir ilişkinin gölgesinde, zaman denen kara deliğe ve kendi yüzüne bakmaya cüret eden bir kahramanın aynasından yansıyanlar var Soytarı’da. “Daha kaç ben olacaktım acaba kendimi bulmak için? Kaç ben’den daha böyle korkarak, iğrenerek, acıyarak kaçmak zorunda kalacaktım? Artık bir şeylerin değişmesi gerekiyor, dedim içimden. Bu sefer bütün sorumluluğu üzerime alacak, bir soytarının bizzat yarattığı o felaket tablosundan hiçbir bedel ödemeden çıkmasına müsaade etmeyecektim. Belki de hayatımda ilk defa kendimi savunacak, benliğime sahip çıkacaktım.”
    Soytarı “Kim seçti bu yüzü bana?” Yıllardır Paris’te yaşayan, orta yaşın eşiğindeki bir kadın genç bir adama tutulur ve bu aşka, hayal kırıklıklarıyla dolu bir geçmişin telafisi gibi sarılır. Fakat bu, tazeliği kutsayan bir dünyayı anlamak için büyük bir mücadeleye girişmek de demektir. Bir kadının benliğinde ve bedeninde yol alan yaşlılığın izini süren İdil Başural, edebiyatımızda iz bırakacak başka eserlerinin habercisi sayılabilecek yetkin bir ilk romanla çalıyor okurun kapısını: Dünyaya kafa tutar gibi yaşanan zehirli bir ilişkinin gölgesinde, zaman denen kara deliğe ve kendi yüzüne bakmaya cüret eden bir kahramanın aynasından yansıyanlar var Soytarı’da. “Daha kaç ben olacaktım acaba kendimi bulmak için? Kaç ben’den daha böyle korkarak, iğrenerek, acıyarak kaçmak zorunda kalacaktım? Artık bir şeylerin değişmesi gerekiyor, dedim içimden. Bu sefer bütün sorumluluğu üzerime alacak, bir soytarının bizzat yarattığı o felaket tablosundan hiçbir bedel ödemeden çıkmasına müsaade etmeyecektim. Belki de hayatımda ilk defa kendimi savunacak, benliğime sahip çıkacaktım.”
    >