Kapat
0 Ürün
Alışveriş sepetinizde boş.
Kategoriler
    Filtreler
    Preferences
    Ara

    Solgun Romans

    Yayınevi : SRC Kitap
    Yazar : Fırat Ceweri
    ISBN :9786255999245
    Sayfa Sayısı :104
    Baskı Sayısı :1
    Ebatlar :13.00 x 21.00
    Basım Yılı :2025
    180,00 ₺
    144,00 ₺
    Tahmini Kargoya Veriliş Zamanı: 2-4 iş günü içerisinde tedarik edilip kargoya verilecektir.
    Solgun Romans Göç, sürgün, insanlık halleri ve her zamanki gibi başrolde kadınlar… Çağdaş Kürt edebiyatının en önemli yazarlarından Fırat Cewerî’nin acıyı asla umutsuzluğa vardırmayan diliyle, Solgun Romans hepimizin hikâyelerini anlatıyor. Ne demişti Ermeni yazar Emerîkê Serdar: “Cewerî küçük ayrıntılara eğiliyor, oradan derin bir fikir çıkarıp gözler önüne seriyor. Düzyazının önemli bir ustası olacağını düşünüyorum.” Almanya’dan Der Kleine Bund gazetesi ise “Fırat Cewerî’nin yaptığı gibi derin soluklu bir hikâye sanatı kurmak, doğrusu, herkesin kârı değil” diye selamlamıştı Cewerî’yi. Anneminse canına minnetti doğrusu, ne zaman bir falcı görse kardeşim Yasin için fal baktırırdı. Yasin’in Almanya’daki ikinci yılı dolmuştu o sıralar. Annem onun derdinden ötürü ne yiyor, ne içiyor, ne doğru düzgün uyuyabiliyordu. Adını zikredip dövünüyordu. Her neyse, Nûrikê içeri girdi, asasını duvara dayadı ve dört köşeli mindere bağdaş kurup oturdu. Bilmem Nûrika Şabanî’yi hatırlar mısın? Erkeklere benzer, ama adı Nûrikê’dir. Kimileri de hünsa olduğunu söylerler. Velhasıl, hemen kalkıp mutfağa girdim ve fal için kahve yapmaya giriştim.
    Solgun Romans Göç, sürgün, insanlık halleri ve her zamanki gibi başrolde kadınlar… Çağdaş Kürt edebiyatının en önemli yazarlarından Fırat Cewerî’nin acıyı asla umutsuzluğa vardırmayan diliyle, Solgun Romans hepimizin hikâyelerini anlatıyor. Ne demişti Ermeni yazar Emerîkê Serdar: “Cewerî küçük ayrıntılara eğiliyor, oradan derin bir fikir çıkarıp gözler önüne seriyor. Düzyazının önemli bir ustası olacağını düşünüyorum.” Almanya’dan Der Kleine Bund gazetesi ise “Fırat Cewerî’nin yaptığı gibi derin soluklu bir hikâye sanatı kurmak, doğrusu, herkesin kârı değil” diye selamlamıştı Cewerî’yi. Anneminse canına minnetti doğrusu, ne zaman bir falcı görse kardeşim Yasin için fal baktırırdı. Yasin’in Almanya’daki ikinci yılı dolmuştu o sıralar. Annem onun derdinden ötürü ne yiyor, ne içiyor, ne doğru düzgün uyuyabiliyordu. Adını zikredip dövünüyordu. Her neyse, Nûrikê içeri girdi, asasını duvara dayadı ve dört köşeli mindere bağdaş kurup oturdu. Bilmem Nûrika Şabanî’yi hatırlar mısın? Erkeklere benzer, ama adı Nûrikê’dir. Kimileri de hünsa olduğunu söylerler. Velhasıl, hemen kalkıp mutfağa girdim ve fal için kahve yapmaya giriştim.
    >