Kapat
0 Ürün
Alışveriş sepetinizde boş.
Kategoriler
    Filtreler
    Preferences
    Ara

    Orion (Ciltli)

    Yayınevi : Martı Yayınları
    Yazar : Almina Taner
    ISBN :9786254486524
    Sayfa Sayısı :448
    Baskı Sayısı :7
    Ebatlar :12.00 x 19.00
    Basım Yılı :2023
    315,00 ₺
    236,25 ₺

    Tükendi

    Tahmini Kargoya Veriliş Zamanı: 2-4 iş günü içerisinde tedarik edilip kargoya verilecektir.

    Ya savaşları, açlığı, isyanları ve cinayetleri durdurmanın bir yolu olsaydı? Düşünsene, ya insan ırkını tüketen insanın kendisi değil de yaşadığı gezegense? Bir, iki, üç… Korku salmayı biz seçmedik. Hatırla unutulduğumuzu. Doğrusu çirkin, simsiyah, gaddar vücutlarımızdan korkman da bizim suçumuz değil. Söylesene, hanginiz bizi buraya hapsetti? Yoksa sesimizi duymamak mı seni bu denli ürküten? Karşımızda ellerin titreyecek, gözlerin yağmurla dolacak gibi oluyor. Dört, beş, altı… Kaç bizden, koş! Acıyla büktüğün dudaklarını görmemize izin verme. Önünde çarşaf gibi serilmiş o denize git. Deniz senin evin olacak. Gir içine, okşasın ipek saçlarını. Nefessiz kal; yutsun sular sırlarını. Tek görebildiğin karanlık. Soruyorum sana: Kayan yıldızlarla dolu bir karanlıkta gökyüzünde yaşamayı sürdürebilir misin? Denizinde boğulmak için yaratılmışsan sulara karşı koymaya değer mi? Yedi, sekiz, dokuz… Birilerini unutacaksın; ne kadar koşarsan koş kaçamazsın. Işıkları yaktığında karanlığın yok olacağını varsayamazsın. Gezegenini korumak mı istiyorsun? Sen kurtulamayacaksın. On. Zamanın doldu. Ne yap et, sakın unutulma. Yoksa bana kavuşacaksın.

    Ya savaşları, açlığı, isyanları ve cinayetleri durdurmanın bir yolu olsaydı? Düşünsene, ya insan ırkını tüketen insanın kendisi değil de yaşadığı gezegense? Bir, iki, üç… Korku salmayı biz seçmedik. Hatırla unutulduğumuzu. Doğrusu çirkin, simsiyah, gaddar vücutlarımızdan korkman da bizim suçumuz değil. Söylesene, hanginiz bizi buraya hapsetti? Yoksa sesimizi duymamak mı seni bu denli ürküten? Karşımızda ellerin titreyecek, gözlerin yağmurla dolacak gibi oluyor. Dört, beş, altı… Kaç bizden, koş! Acıyla büktüğün dudaklarını görmemize izin verme. Önünde çarşaf gibi serilmiş o denize git. Deniz senin evin olacak. Gir içine, okşasın ipek saçlarını. Nefessiz kal; yutsun sular sırlarını. Tek görebildiğin karanlık. Soruyorum sana: Kayan yıldızlarla dolu bir karanlıkta gökyüzünde yaşamayı sürdürebilir misin? Denizinde boğulmak için yaratılmışsan sulara karşı koymaya değer mi? Yedi, sekiz, dokuz… Birilerini unutacaksın; ne kadar koşarsan koş kaçamazsın. Işıkları yaktığında karanlığın yok olacağını varsayamazsın. Gezegenini korumak mı istiyorsun? Sen kurtulamayacaksın. On. Zamanın doldu. Ne yap et, sakın unutulma. Yoksa bana kavuşacaksın.

    >