Kapat
0 Ürün
Alışveriş sepetinizde boş.
Kategoriler
    Filtreler
    Preferences
    Ara

    Mimarlık: Aklın Mekan Maceraları

    Yayınevi : Janus
    Yazar : Henri Raymond
    ISBN :9786257035217
    Sayfa Sayısı :288
    Baskı Sayısı :1
    Ebatlar :16,50 x 24,00
    Basım Yılı :2024
    950,00 ₺
    760,00 ₺
    Tahmini Kargoya Veriliş Zamanı: 2-4 iş günü içerisinde tedarik edilip kargoya verilecektir.
    Mimarlık nedir? Planlar ve çizimler mi? Yoksa mutlu bir yaşamı mimarların zihinlerinde nasıl canlandırdıkları mı? Kataloglardan, satış ofislerinden satın alınan evler mi? Mimarlığın boşluğu estetik ürünlerle doldurmak olmadığını biliyoruz. İnsan etkinliğinin ileri ürünlerinden biri olduğu halde bağrında yer aldığı toplumdan da kopuk değildir. Topluma ilişkin bilgiler taşır. İtalya’da Rönesans düşüncesinden itibaren mimarlığın “mekânsal bir akla” dayandığını, bu aklın gereklerini karşıladığını biliyoruz. Hayran kalıyoruz bu akla ama endişeye de kapılmıyor değiliz. Henri Raymond çalışmasının ilk bölümünde Ferdinand de Saussure, Bruno Zevi, Le Corbusier, Francastel, Immanuel Kant, Françoise Choay, Claude Lévi-Strauss,vb.’den geçerek Leonardo da Vinci’den Bourdieu’ye kadar mimarlığın, sanat tarihinin, etnolojinin ve felsefenin büyük isimlerini ağırlıyor ve farklı mimarlık anlayışları temelinde mekâna ilişkin ideolojilerini ortaya koyuyor. İkinci bölümdeyse mimarlığın asıl paradoksuna, yani ana işlevi gündelik yaşam olmasına rağmen bir yandan da gündelik yaşamın gereklerinden kaçıp kurtulmaya çabalamasına eğiliyor. Yaşam ortam sakinlerinin görüşlerinin alınmadığına, yaratılan mekâna kendilerini bir şekilde uyarlamaları gerektiğine dikkat çekiyor. Bu bağlamda, mimarlar ve kent planlamacıları tarafından üretilen biçimlerin geçerliliğini tartışıyor. Üçüncü bölümde yaşam ortam sakininin mimari bir eserde yaşarken hissettikleri, cepheyi nasıl algıladığı, içeriyi nasıl tanımladığı tanıklıklarla aktarılmaktadır. Böylece kişinin kendine ait bir mekânı nasıl oluşturduğu ve içine sindirdiği açığa çıkmaktadır.
    Mimarlık nedir? Planlar ve çizimler mi? Yoksa mutlu bir yaşamı mimarların zihinlerinde nasıl canlandırdıkları mı? Kataloglardan, satış ofislerinden satın alınan evler mi? Mimarlığın boşluğu estetik ürünlerle doldurmak olmadığını biliyoruz. İnsan etkinliğinin ileri ürünlerinden biri olduğu halde bağrında yer aldığı toplumdan da kopuk değildir. Topluma ilişkin bilgiler taşır. İtalya’da Rönesans düşüncesinden itibaren mimarlığın “mekânsal bir akla” dayandığını, bu aklın gereklerini karşıladığını biliyoruz. Hayran kalıyoruz bu akla ama endişeye de kapılmıyor değiliz. Henri Raymond çalışmasının ilk bölümünde Ferdinand de Saussure, Bruno Zevi, Le Corbusier, Francastel, Immanuel Kant, Françoise Choay, Claude Lévi-Strauss,vb.’den geçerek Leonardo da Vinci’den Bourdieu’ye kadar mimarlığın, sanat tarihinin, etnolojinin ve felsefenin büyük isimlerini ağırlıyor ve farklı mimarlık anlayışları temelinde mekâna ilişkin ideolojilerini ortaya koyuyor. İkinci bölümdeyse mimarlığın asıl paradoksuna, yani ana işlevi gündelik yaşam olmasına rağmen bir yandan da gündelik yaşamın gereklerinden kaçıp kurtulmaya çabalamasına eğiliyor. Yaşam ortam sakinlerinin görüşlerinin alınmadığına, yaratılan mekâna kendilerini bir şekilde uyarlamaları gerektiğine dikkat çekiyor. Bu bağlamda, mimarlar ve kent planlamacıları tarafından üretilen biçimlerin geçerliliğini tartışıyor. Üçüncü bölümde yaşam ortam sakininin mimari bir eserde yaşarken hissettikleri, cepheyi nasıl algıladığı, içeriyi nasıl tanımladığı tanıklıklarla aktarılmaktadır. Böylece kişinin kendine ait bir mekânı nasıl oluşturduğu ve içine sindirdiği açığa çıkmaktadır.
    >