Kapat
0 Ürün
Alışveriş sepetinizde boş.
Kategoriler
    Filtreler
    Preferences
    Ara

    İslam Düşüncesinin Siyasal Ufku

    Yayınevi : İletişim Yayınevi
    ISBN :9789754707403
    Sayfa Sayısı :296
    Baskı Sayısı :1
    Ebatlar :13.00 x 20.00
    Basım Yılı :2024
    450,00 ₺
    382,50 ₺
    Tahmini Kargoya Veriliş Zamanı: 2-4 iş günü içerisinde tedarik edilip kargoya verilecektir.

    Modernizmin yaşadığı değer ve anlam krizini çözme çabası içinde, 20. yüzyılın son yarısı, postmodern düşüncenin de “teşvikiyle” dinî kaynaklı siyasal kavrayışlara zemin hazırladı. Siyasal İslâmcı düşünürler, İslâm’ın tabiatı icabı siyasal bir karaktere sahip olduğunu ve din ile devlet arasında zorunlu bir ilişkiyi talep ettiğini ileri sürdüler. Siyasal İslâmcılık ve çağdaş İslâm teolojileri, esasen Ortaçağ İslâm dünyasının fikriyatına referans veriyorlar. Gerçekten de söz konusu düşünce ve tezlerin derinlikli bir değerlendirmesi, Ortaçağ İslâm düşüncesinin analizini gerektiriyor. Zerrin Kurtoğlu’nun berrak bir dille yazılmış eseri, Ortaçağ İslâm dünyasındaki din-felsefe ilişkilerini siyaset sorunu açısından ele alarak bu ihtiyaca cevap veriyor. İslâm düşüncesinin bu parlak döneminde (Farabi, Gazali ve İbn Rüşd’de) din ile felsefe arasındaki “kronik” gerilimi ve bu gerilimin siyasal alandaki tezahürünü inceleyen Kurtoğlu, siyaseti yönetime (yönetim oyununa) indirgeyen bir geleneğe dikkat çekiyor. Siyasetin özerk alanının iptali pahasına, ahlâk ile siyasalın özdeşleştirilmesi pahasına yürüyen bir gelenek... İslâm felsefesinin bu geleneği siyaseti tamamen boğar, imkânsızlaştırır mı? Yoksa bu felsefenin siyasete -belki tabiyet derecesinde- bağlılığı, -akla değil ama!- kanılara, retoriğe verdiği önem, siyasal alanın özgüllüğüne bir fırsat açar mı? Her halükârda, İslâm-siyaset ilişkisine, akla ve iktidara ilişkin sorunların Vahiy’de değil, İslâm felsefesinde aranması gerekiyor.

    Modernizmin yaşadığı değer ve anlam krizini çözme çabası içinde, 20. yüzyılın son yarısı, postmodern düşüncenin de “teşvikiyle” dinî kaynaklı siyasal kavrayışlara zemin hazırladı. Siyasal İslâmcı düşünürler, İslâm’ın tabiatı icabı siyasal bir karaktere sahip olduğunu ve din ile devlet arasında zorunlu bir ilişkiyi talep ettiğini ileri sürdüler. Siyasal İslâmcılık ve çağdaş İslâm teolojileri, esasen Ortaçağ İslâm dünyasının fikriyatına referans veriyorlar. Gerçekten de söz konusu düşünce ve tezlerin derinlikli bir değerlendirmesi, Ortaçağ İslâm düşüncesinin analizini gerektiriyor. Zerrin Kurtoğlu’nun berrak bir dille yazılmış eseri, Ortaçağ İslâm dünyasındaki din-felsefe ilişkilerini siyaset sorunu açısından ele alarak bu ihtiyaca cevap veriyor. İslâm düşüncesinin bu parlak döneminde (Farabi, Gazali ve İbn Rüşd’de) din ile felsefe arasındaki “kronik” gerilimi ve bu gerilimin siyasal alandaki tezahürünü inceleyen Kurtoğlu, siyaseti yönetime (yönetim oyununa) indirgeyen bir geleneğe dikkat çekiyor. Siyasetin özerk alanının iptali pahasına, ahlâk ile siyasalın özdeşleştirilmesi pahasına yürüyen bir gelenek... İslâm felsefesinin bu geleneği siyaseti tamamen boğar, imkânsızlaştırır mı? Yoksa bu felsefenin siyasete -belki tabiyet derecesinde- bağlılığı, -akla değil ama!- kanılara, retoriğe verdiği önem, siyasal alanın özgüllüğüne bir fırsat açar mı? Her halükârda, İslâm-siyaset ilişkisine, akla ve iktidara ilişkin sorunların Vahiy’de değil, İslâm felsefesinde aranması gerekiyor.

    >