Kapat
0 Ürün
Alışveriş sepetinizde boş.
Kategoriler
    Filtreler
    Preferences
    Ara

    Hep 9 Yaşında Bir Melek Masalı

    Yazar : Mısra Öz
    ISBN :9786254182457
    Sayfa Sayısı :368
    Baskı Sayısı :1
    Ebatlar :13.50 x 21.00
    Basım Yılı :2023
    300,00 ₺
    240,00 ₺
    “Bir varmış, bir yokmuş ile başlar bütün masallar. Benim masalımda da bir vardı. Birden yok oldu.”
    Tahmini Kargoya Veriliş Zamanı: 2-4 iş günü içerisinde tedarik edilip kargoya verilecektir.

    “Bir varmış, bir yokmuş ile başlar bütün masallar. Benim masalımda da bir vardı. Birden yok oldu.”

    Mısra Öz, 2018 yılında Çorlu’da yaşanan tren kazasında, henüz 9 yaşında kendisinden koparılan oğlu Oğuz Arda Sel’i anlatıyor. Hep 9 Yaşında – Bir Melek Masalı adlı kitabında, daha yasını bile tutamadan giriştiği ve beş yıldır sürdürdüğü hukuk ve yaşam mücadelesini yazıya döküyor. Bu topraklarda liyakatsizliğin, adaletsizliğin karşısında nasıl durulması gerektiğini ve bu yolda neler yaşadığını anlatıyor. “Gözümü açıyorum. Odamdayım. Etrafıma bakıyorum. Yanımda olup beni bekleyen insanları görünce zihnim yerine geliyor. Sanki içimde depremler oluyor. Volkanlar patlıyor içimde. Her patlamada bir uzvumu kaybediyorum. Oğlumun bir daha yanımda olamayacağı düşüncesi içimi paramparça ediyor. Bu gerçeğin altında kalırken çığlıklarla canımı teslim ediyorum. Ciğerlerim yanıyor sanki. Avaz avaz nefesim beni yakıp soluksuz bırakıyor. Soluksuz kalınca sızıyorum. Uyanıyorum. Soruyorum. ‘Oğlum nerde?’”

    Kendi yorumunuzu yazın
    • Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilir.
    • Kötü
    • Mükemmel

    “Bir varmış, bir yokmuş ile başlar bütün masallar. Benim masalımda da bir vardı. Birden yok oldu.”

    Mısra Öz, 2018 yılında Çorlu’da yaşanan tren kazasında, henüz 9 yaşında kendisinden koparılan oğlu Oğuz Arda Sel’i anlatıyor. Hep 9 Yaşında – Bir Melek Masalı adlı kitabında, daha yasını bile tutamadan giriştiği ve beş yıldır sürdürdüğü hukuk ve yaşam mücadelesini yazıya döküyor. Bu topraklarda liyakatsizliğin, adaletsizliğin karşısında nasıl durulması gerektiğini ve bu yolda neler yaşadığını anlatıyor. “Gözümü açıyorum. Odamdayım. Etrafıma bakıyorum. Yanımda olup beni bekleyen insanları görünce zihnim yerine geliyor. Sanki içimde depremler oluyor. Volkanlar patlıyor içimde. Her patlamada bir uzvumu kaybediyorum. Oğlumun bir daha yanımda olamayacağı düşüncesi içimi paramparça ediyor. Bu gerçeğin altında kalırken çığlıklarla canımı teslim ediyorum. Ciğerlerim yanıyor sanki. Avaz avaz nefesim beni yakıp soluksuz bırakıyor. Soluksuz kalınca sızıyorum. Uyanıyorum. Soruyorum. ‘Oğlum nerde?’”

    >