Kapat
0 Ürün
Alışveriş sepetinizde boş.
Kategoriler
    Filtreler
    Preferences
    Ara

    Güzel Atlar Ülkesi Elma Yayınevi

    Yayınevi : ELMA Yayınevi
    Yazar : İpek Arman
    ISBN :9786257343299
    Sayfa Sayısı :104
    Baskı Sayısı :1
    Ebatlar :13,00 x 19,50
    Basım Yılı :2022
    32,00 ₺
    24,00 ₺
    Usta yazar İpek Arman, eşi benzeri olmayan, görünce herkesi büyülen masalsı bir coğrafyaya, Kapadokya’ya nefis bir yolculuğa çıkarıyor hepimizi. Kapayın gözlerinizi sımsıkı ve hayal edin… MÖ 7500 yılına bir yolculuğa çıkıyoruz. Çevredeki yanardağlardan çok ama çok sıcak lavlar fışkırıyor. Uzun bir süre lavlardan ve küllerden göz gözü görmüyor. Yıllar geçtikçe lavlar birikiyor, katılaşıyor. Yağmurlar, rüzgârlar birikenleri aşındırıyor ve işte böylece masallardakine benzer oluşumlar ortaya çıkıyor. Bu masalsı coğrafya kimlere ev sahipliği yapmıyor ki? Asurlar, Hititler, Persler… Gün geliyor Zeynepler taşınıyor buralara. Zeynep çok meraklı bir kız. Yıllar sonra Kapadokya diye anılan bu coğrafyaya dair her şeyi öğrenmek istiyor. Ürgüp’e adım attığı ilk günden itibaren büyüleniyor âdeta! Çok geçmeden arkadaşlar ediniyor. Selin, Ceren ve Uğur’la Kapadokya kazan onlar kepçe geziyorlar. Ama sonra öyle bir macera yaşıyorlar ki… Kimsenin bilmediği bir tünelin çıkışını ararlarken buluyorlar kendilerini! Bu maceraya siz de tanık olmak isterseniz sayfaları çevirmeye başlayın… Mitannili genç Kikkuli’den bahseden yöre tarihi, delikanlının bizzat yazdığı tabletle duyurdu buradaki güzel atları tüm dünyaya. At yetiştiriciliğini öğretmek için komşu krallık Mitanni’den Hititlerin başkenti Hattuşa’ya gelen genç Kikkuli, tüm Hitit bölgesine at yetiştiriciliğini öğretirken, yöre halkına at sevgisini işleyerek belki de bunun bir gelenek olmasına katkıda bulunmuştu. Böylece Asurluların Katpatukası, Güzel Atlar Ülkesi; kendisine Kapadokya diyecek olan Perslere kadar bu şekilde anıldı. Bölgenin yeni halkı Persler için burada yaşamak ve buraya ait olmak hiç de zor olmamıştı. Anadates, Omanos, Anaitis adındaki tanrılarıyla ve onların eşliğinde ortaya çıkan ateşe tapma inançlarıyla, Kapadokya’nın ateşe ve yanardağlara teslim olmuş doğasında, dekorunu çoktan bulmuş bir tiyatroyu sahnelermiş gibi yaşayıp gitmişlerdi onlar da. Kikkuli’den Barbara’ya, genç bir bağcı olan Maçan’a kadar herkesin bir izi vardı bu eşsiz topraklarda. Annesi ve babası kahvaltı masasında Zeynep’in aceleyle ağzına bir şeyler atmasına şaşkınlıkla bakıyorlardı. Normalde uyumayı seven kız, bir süredir erkenden kalkıyor ve yeni arkadaşlarıyla vakit geçirmek için dışarı çıkıyordu. Avanos ve seramik macerası birkaç gün sürmüştü, görünen o ki şimdi de hep birlikte başka bir maceranın peşine düşmüşlerdi. *** Sonra arkadaşlarından çok kendini sakinleştirmeye çalıştığı belli olan bir sesle konuştu, - Durun ya hemen panik olmayalım, burada her yer tünel ve bu tünellerin özelliği neydi, evleri, yapıları birbirine bağlaması değil mi? O zaman demek ki mutlaka bir yere çıkıyordur. Belki de açıklık bir yere götürecek bizi. Hem az da olsa ışık var, o zaman gerçekten de bir yerlere çıkıyor.
    Usta yazar İpek Arman, eşi benzeri olmayan, görünce herkesi büyülen masalsı bir coğrafyaya, Kapadokya’ya nefis bir yolculuğa çıkarıyor hepimizi. Kapayın gözlerinizi sımsıkı ve hayal edin… MÖ 7500 yılına bir yolculuğa çıkıyoruz. Çevredeki yanardağlardan çok ama çok sıcak lavlar fışkırıyor. Uzun bir süre lavlardan ve küllerden göz gözü görmüyor. Yıllar geçtikçe lavlar birikiyor, katılaşıyor. Yağmurlar, rüzgârlar birikenleri aşındırıyor ve işte böylece masallardakine benzer oluşumlar ortaya çıkıyor. Bu masalsı coğrafya kimlere ev sahipliği yapmıyor ki? Asurlar, Hititler, Persler… Gün geliyor Zeynepler taşınıyor buralara. Zeynep çok meraklı bir kız. Yıllar sonra Kapadokya diye anılan bu coğrafyaya dair her şeyi öğrenmek istiyor. Ürgüp’e adım attığı ilk günden itibaren büyüleniyor âdeta! Çok geçmeden arkadaşlar ediniyor. Selin, Ceren ve Uğur’la Kapadokya kazan onlar kepçe geziyorlar. Ama sonra öyle bir macera yaşıyorlar ki… Kimsenin bilmediği bir tünelin çıkışını ararlarken buluyorlar kendilerini! Bu maceraya siz de tanık olmak isterseniz sayfaları çevirmeye başlayın… Mitannili genç Kikkuli’den bahseden yöre tarihi, delikanlının bizzat yazdığı tabletle duyurdu buradaki güzel atları tüm dünyaya. At yetiştiriciliğini öğretmek için komşu krallık Mitanni’den Hititlerin başkenti Hattuşa’ya gelen genç Kikkuli, tüm Hitit bölgesine at yetiştiriciliğini öğretirken, yöre halkına at sevgisini işleyerek belki de bunun bir gelenek olmasına katkıda bulunmuştu. Böylece Asurluların Katpatukası, Güzel Atlar Ülkesi; kendisine Kapadokya diyecek olan Perslere kadar bu şekilde anıldı. Bölgenin yeni halkı Persler için burada yaşamak ve buraya ait olmak hiç de zor olmamıştı. Anadates, Omanos, Anaitis adındaki tanrılarıyla ve onların eşliğinde ortaya çıkan ateşe tapma inançlarıyla, Kapadokya’nın ateşe ve yanardağlara teslim olmuş doğasında, dekorunu çoktan bulmuş bir tiyatroyu sahnelermiş gibi yaşayıp gitmişlerdi onlar da. Kikkuli’den Barbara’ya, genç bir bağcı olan Maçan’a kadar herkesin bir izi vardı bu eşsiz topraklarda. Annesi ve babası kahvaltı masasında Zeynep’in aceleyle ağzına bir şeyler atmasına şaşkınlıkla bakıyorlardı. Normalde uyumayı seven kız, bir süredir erkenden kalkıyor ve yeni arkadaşlarıyla vakit geçirmek için dışarı çıkıyordu. Avanos ve seramik macerası birkaç gün sürmüştü, görünen o ki şimdi de hep birlikte başka bir maceranın peşine düşmüşlerdi. *** Sonra arkadaşlarından çok kendini sakinleştirmeye çalıştığı belli olan bir sesle konuştu, - Durun ya hemen panik olmayalım, burada her yer tünel ve bu tünellerin özelliği neydi, evleri, yapıları birbirine bağlaması değil mi? O zaman demek ki mutlaka bir yere çıkıyordur. Belki de açıklık bir yere götürecek bizi. Hem az da olsa ışık var, o zaman gerçekten de bir yerlere çıkıyor.
    >