Kapat
0 Ürün
Alışveriş sepetinizde boş.
Kategoriler
    Filtreler
    Preferences
    Ara

    Göç

    Yayınevi : Olimpos Yayınları
    Yazar : Kate Stewart
    ISBN :9786256411821
    Sayfa Sayısı :496
    Baskı Sayısı :1
    Ebatlar :13.50 x 21.00
    Basım Yılı :2024
    450,00 ₺
    337,50 ₺
    Tahmini Kargoya Veriliş Zamanı: 2-4 iş günü içerisinde tedarik edilip kargoya verilecektir.

    Burası hayalet bir kasabaydı, aklımı ele geçiren, beni ben yapan yer.
    Artık Triple Falls’u unutabileceğimi ya da burada geçirdiğim zamandan daha
    uzun yaşayabileceğimi hiç sanmıyordum.
    Hâlâ onları hissedebiliyordum; o yaz tanıdığım adamları.
    Tehlikeyi sezdiğimde bile onlara teslim olmuştum.
    Tek bir uyarıya bile kulak asmamıştım. Hastalığımın, aşkımın beni yönetmesine
    ve mahvetmesine izin vermiştim, gözümü bile kırpmadan rolümü oynayarak
    kaderi oyuna dâhil etmek için kışkırtmıştım.
    Çünkü bu işten kaçış yoktu.
    Olanlar için hepimiz suçluyduk. Hepimiz kendi cezalarımızı çekiyorduk. Gençliğimizin
    bizi yok edilemez ve günahlarımızdan muaf kılacağını düşünerek
    dikkatsiz ve umursamaz davranmıştık. Sonunda bu, hepimize büyük acılara
    mal olmuştu.
    Bir yanımı bu tepelerin, vadilerin ve sırlarımı saklayan ağaçların arasında bırakmamışım
    gibi davranmaktan bıkmıştım.
    Geri dönmemin sebebi buydu. Kaderimle barışmak istiyordum.
    Burada geçirdiğim süre boyunca kendimi iyileştirmek için yas tutamazsam,
    hasta olmaya devam edecektim ve bu benim lanetim olacaktı.
    Ama herkesten çok kendimi şunu itiraf etmeliydim ki, bu şans bana beni
    dünyaya getirenlerden miras kalmıştı.
    Sonum ne olursa olsun, her şeyden önce kendimle barışmak istiyordum.
    Çünkü artık yalanlarla dolu bir hayatı yaşayamazdım.

    Kendi yorumunuzu yazın
    • Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilir.
    • Kötü
    • Mükemmel

    Burası hayalet bir kasabaydı, aklımı ele geçiren, beni ben yapan yer.
    Artık Triple Falls’u unutabileceğimi ya da burada geçirdiğim zamandan daha
    uzun yaşayabileceğimi hiç sanmıyordum.
    Hâlâ onları hissedebiliyordum; o yaz tanıdığım adamları.
    Tehlikeyi sezdiğimde bile onlara teslim olmuştum.
    Tek bir uyarıya bile kulak asmamıştım. Hastalığımın, aşkımın beni yönetmesine
    ve mahvetmesine izin vermiştim, gözümü bile kırpmadan rolümü oynayarak
    kaderi oyuna dâhil etmek için kışkırtmıştım.
    Çünkü bu işten kaçış yoktu.
    Olanlar için hepimiz suçluyduk. Hepimiz kendi cezalarımızı çekiyorduk. Gençliğimizin
    bizi yok edilemez ve günahlarımızdan muaf kılacağını düşünerek
    dikkatsiz ve umursamaz davranmıştık. Sonunda bu, hepimize büyük acılara
    mal olmuştu.
    Bir yanımı bu tepelerin, vadilerin ve sırlarımı saklayan ağaçların arasında bırakmamışım
    gibi davranmaktan bıkmıştım.
    Geri dönmemin sebebi buydu. Kaderimle barışmak istiyordum.
    Burada geçirdiğim süre boyunca kendimi iyileştirmek için yas tutamazsam,
    hasta olmaya devam edecektim ve bu benim lanetim olacaktı.
    Ama herkesten çok kendimi şunu itiraf etmeliydim ki, bu şans bana beni
    dünyaya getirenlerden miras kalmıştı.
    Sonum ne olursa olsun, her şeyden önce kendimle barışmak istiyordum.
    Çünkü artık yalanlarla dolu bir hayatı yaşayamazdım.

    >