Kapat
0 Ürün
Alışveriş sepetinizde boş.
Kategoriler
    Filtreler
    Preferences
    Ara

    Duygusal Zorbalık: "Senin İyiliğin İçin Söylüyorum"

    Yayınevi : Destek Yayınları
    ISBN :9786255799401
    Sayfa Sayısı :184
    Ebatlar :13,00 x 21,00
    Basım Yılı :2025
    260,00 ₺
    208,00 ₺
    Tahmini Kargoya Veriliş Zamanı: Stoktan Teslim
    “Kimse kendi zincirlerini sevmez, ama onlar› takanlar› sever.” - Friedrich Nietzsche Ya avuçlarımın arasında tuttuğum o sımsıcak el yalansa! Ya sırtımı dayadığım bu dağ gibi dostluk bir planın parçasıysa! Ya benimle kurduğu bu yakınlık kazanmak istediği bir oyunun stratejisinden ibaretse! Ya beni sevdiği için değil de işine yaradığım için yanımdaysa! Ya ben sevgiyle, aşkla ve dostlukla istismar ediliyorsam! Bu acı deneyimlerin başıma gelme ihtimali mi var mı? Tabii ki var. Her an ihanete uğrama ihtimalimiz var. Her an her şey olabilir. Güvendiğimiz dağlara karlar yağabilir, bıçak en yakınımızın elinde duruyor olabilir, tutunduğumuz dallar çat diye kırılıverebilir. Bu kitap, bir varoluş savaşına dönüşen “ötekini” yenme, alt etme, geçme ve böylece yaşamda kendine bir yer açıp hayatta kalma savaşını tüm yönleriyle masaya yatırıyor. Modern hayatın şefkat kisvesi altında gizlenen zorbalıklarını, dijital komşulardan tüketim tuzaklarına, başarı baskısından “Sen özelsin!” illüzyonuna kadar inceliyor. Bu kitap, size duygusal zorbalıktan kurtulmanın yollarını göstererek kaygılardan arınmış, özgür ve üretken bir hayat vaat ediyor.
    “Kimse kendi zincirlerini sevmez, ama onlar› takanlar› sever.” - Friedrich Nietzsche Ya avuçlarımın arasında tuttuğum o sımsıcak el yalansa! Ya sırtımı dayadığım bu dağ gibi dostluk bir planın parçasıysa! Ya benimle kurduğu bu yakınlık kazanmak istediği bir oyunun stratejisinden ibaretse! Ya beni sevdiği için değil de işine yaradığım için yanımdaysa! Ya ben sevgiyle, aşkla ve dostlukla istismar ediliyorsam! Bu acı deneyimlerin başıma gelme ihtimali mi var mı? Tabii ki var. Her an ihanete uğrama ihtimalimiz var. Her an her şey olabilir. Güvendiğimiz dağlara karlar yağabilir, bıçak en yakınımızın elinde duruyor olabilir, tutunduğumuz dallar çat diye kırılıverebilir. Bu kitap, bir varoluş savaşına dönüşen “ötekini” yenme, alt etme, geçme ve böylece yaşamda kendine bir yer açıp hayatta kalma savaşını tüm yönleriyle masaya yatırıyor. Modern hayatın şefkat kisvesi altında gizlenen zorbalıklarını, dijital komşulardan tüketim tuzaklarına, başarı baskısından “Sen özelsin!” illüzyonuna kadar inceliyor. Bu kitap, size duygusal zorbalıktan kurtulmanın yollarını göstererek kaygılardan arınmış, özgür ve üretken bir hayat vaat ediyor.
    >