Kapat
0 Ürün
Alışveriş sepetinizde boş.
Kategoriler
    Filtreler
    Preferences
    Ara

    Değirmen Taşı

    Yayınevi : Ötüken Neşriyat
    Yazar : Turgut Güler
    ISBN :9786051555904
    Sayfa Sayısı :267
    Baskı Sayısı :1
    Ebatlar :13.5x21 cm
    Basım Yılı :2017
    240,00 ₺
    192,00 ₺
    Akşemseddin'in Romanı
    Tahmini Kargoya Veriliş Zamanı: 2-4 iş günü içerisinde tedarik edilip kargoya verilecektir.

    Şehsüvâr-ı Cihângîr-Fâtihnâme, Cihângîr Tûğlar-Selîmnâme ve Demir Kuşaklı Cihângîr-Süleymânnâme kitaplarıyla Türk tarihinin üç büyük hakanını Türk kültürünün maddî ve manevî birikimleri içinde ele alarak onları tarihimizin en nadide mevkilerine yerleştiren Turgut Güler, bu kez Türk Devleti’ni bir cihan devleti yapan Fâtih Sultan Mehmed Hân’ı kutlu günlere hazırlayan hocası Akşemseddin’i Değirmen Taşı romanıyla bizlere anlatıyor. Akşemseddin, ârif lisânıyla, “değirmen taşı” sözünün içine, koskoca Türk Cihân Devleti’nin cümle ahvâlini ve işlerini sığdırıvermişti. Değirmen taşının dönmesi, her bir gayretin semere verdiğinin işâreti idi. Değirmen taşları dönüyorsa, Devlet-i Ebed-Müddet’in dünü, bugünü ve yarını birleşmiştir. Zamânını aynı tesbîh ipine dizen Türk Devleti, buradan alacağı arka çıkma ile olmazları oldurmaya devâm edecektir. Pâdişâhlık makâmında nice bin perdeler vardır, nice bin değirmen taşı, bir kimsenin katında yücelerin alâmeti olur. Akşemseddin, o yüceliği, zihninde ölçüp biçip murassâ bir kaftan eyledi ve hâlâ diz çökme vaziyetinde duran Sultan Mehmed Hân’ın sırtına geçirdi. Hoca’nın talebeye biçtiği elbîse, dervîş kıyâfeti değil, binlerce, yüz binlerce, hattâ sayılamayacak kadar çok değirmen taşını döndürecek pâdişâhlık libâsı idi ve bu mânevî kaftan, bahsi geçen Hünkâr kılığının olmazsa olmaz örtüsü idi. Adâlet üzre hareket eden Pâdişâh, kerâmetlerin en parmak ısırtanına yukarıdan bakardı. Zîrâ, adâletle hükmetmek kadar büyük bir kerâmet, zâhir ilminde de, bâtın ilminde de bulunmuyordu.

     

     
    Kendi yorumunuzu yazın
    • Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilir.
    • Kötü
    • Mükemmel

    Şehsüvâr-ı Cihângîr-Fâtihnâme, Cihângîr Tûğlar-Selîmnâme ve Demir Kuşaklı Cihângîr-Süleymânnâme kitaplarıyla Türk tarihinin üç büyük hakanını Türk kültürünün maddî ve manevî birikimleri içinde ele alarak onları tarihimizin en nadide mevkilerine yerleştiren Turgut Güler, bu kez Türk Devleti’ni bir cihan devleti yapan Fâtih Sultan Mehmed Hân’ı kutlu günlere hazırlayan hocası Akşemseddin’i Değirmen Taşı romanıyla bizlere anlatıyor. Akşemseddin, ârif lisânıyla, “değirmen taşı” sözünün içine, koskoca Türk Cihân Devleti’nin cümle ahvâlini ve işlerini sığdırıvermişti. Değirmen taşının dönmesi, her bir gayretin semere verdiğinin işâreti idi. Değirmen taşları dönüyorsa, Devlet-i Ebed-Müddet’in dünü, bugünü ve yarını birleşmiştir. Zamânını aynı tesbîh ipine dizen Türk Devleti, buradan alacağı arka çıkma ile olmazları oldurmaya devâm edecektir. Pâdişâhlık makâmında nice bin perdeler vardır, nice bin değirmen taşı, bir kimsenin katında yücelerin alâmeti olur. Akşemseddin, o yüceliği, zihninde ölçüp biçip murassâ bir kaftan eyledi ve hâlâ diz çökme vaziyetinde duran Sultan Mehmed Hân’ın sırtına geçirdi. Hoca’nın talebeye biçtiği elbîse, dervîş kıyâfeti değil, binlerce, yüz binlerce, hattâ sayılamayacak kadar çok değirmen taşını döndürecek pâdişâhlık libâsı idi ve bu mânevî kaftan, bahsi geçen Hünkâr kılığının olmazsa olmaz örtüsü idi. Adâlet üzre hareket eden Pâdişâh, kerâmetlerin en parmak ısırtanına yukarıdan bakardı. Zîrâ, adâletle hükmetmek kadar büyük bir kerâmet, zâhir ilminde de, bâtın ilminde de bulunmuyordu.

     

     
    >