Kapat
0 Ürün
Alışveriş sepetinizde boş.
Kategoriler
    Filtreler
    Preferences
    Ara

    Biz İmparatorluk Geçmişimizi Hiç Unutmadık Ki Ötüken Neşriyat

    Yayınevi : Ötüken Neşriyat
    Yazar : Belma Aksun
    ISBN :9786254083198
    Sayfa Sayısı :112
    Baskı Sayısı :1
    Ebatlar :12,00 x 19,50
    Basım Yılı :2022
    150,00 ₺
    120,00 ₺
    Tahmini Kargoya Veriliş Zamanı: 2-4 iş günü içerisinde tedarik edilip kargoya verilecektir.

    Küçük kıza baktı uzun uzun. Armut sapı gibi incecik boynuna, kim bilir kaç gün önce örülmüş saçlarına... Duvar dibi komşusunun geçen yıl aldığı evlatlık geldi gözünün önüne. Bitlenip mitlenmesin diye saçları sıfır numaraya vurulmuş, dondurucu soğukta mosmor olmuş ayaklarına geçirdiği takunyalarla su taşıyan, merdiven silen Hesna... Her işe koşturulan, bir saniye rahat bırakılmayan Hesna... “Hesna, bana su ver!”, “Hesna, kapıya bak!”, “Hesna, odun getir!”… Yani bu kız da öyle mi olacaktı? Yüzüne, iki örgü saçlarına baktı... Küçük kız, sanki hakkında verilecek hükmü seziyormuş gibi, yaşından umulmayacak bir boyun eğiş ve tepeden tırnağa bir bekleyiş içinde, gözlerini kırpmadan öylece gözlerine bakıyordu... Bileğine, iki yanına düğüm atılmış irice tek bir mavi boncuğun takılı bulunduğu, vaktiyle beyaz olduğu anlaşılan, kirden esmerleşmiş bir kırnap parçası bağlıydı. Minicik bir yumruk hâlinde sıktığı elini avuçlarına aldı. Gözleri nemlendi, peş peşe yutkundu. Beyza koydular adını; karlı, bembeyaz bir kış gününde geldi diye…

    Küçük kıza baktı uzun uzun. Armut sapı gibi incecik boynuna, kim bilir kaç gün önce örülmüş saçlarına... Duvar dibi komşusunun geçen yıl aldığı evlatlık geldi gözünün önüne. Bitlenip mitlenmesin diye saçları sıfır numaraya vurulmuş, dondurucu soğukta mosmor olmuş ayaklarına geçirdiği takunyalarla su taşıyan, merdiven silen Hesna... Her işe koşturulan, bir saniye rahat bırakılmayan Hesna... “Hesna, bana su ver!”, “Hesna, kapıya bak!”, “Hesna, odun getir!”… Yani bu kız da öyle mi olacaktı? Yüzüne, iki örgü saçlarına baktı... Küçük kız, sanki hakkında verilecek hükmü seziyormuş gibi, yaşından umulmayacak bir boyun eğiş ve tepeden tırnağa bir bekleyiş içinde, gözlerini kırpmadan öylece gözlerine bakıyordu... Bileğine, iki yanına düğüm atılmış irice tek bir mavi boncuğun takılı bulunduğu, vaktiyle beyaz olduğu anlaşılan, kirden esmerleşmiş bir kırnap parçası bağlıydı. Minicik bir yumruk hâlinde sıktığı elini avuçlarına aldı. Gözleri nemlendi, peş peşe yutkundu. Beyza koydular adını; karlı, bembeyaz bir kış gününde geldi diye…

    >