Kapat
0 Ürün
Alışveriş sepetinizde boş.
Kategoriler
    Filtreler
    Preferences
    Ara

    Utanç ve Bağlanma Yitimi

    Yayınevi : Kaknüs Yayınları
    ISBN :9789752566477
    Sayfa Sayısı :512
    Baskı Sayısı :1
    Ebatlar :13.8x21 cm
    Basım Yılı :2020
    720,00 ₺
    648,00 ₺
    Tahmini Kargoya Veriliş Zamanı: 2-4 iş günü içerisinde tedarik edilip kargoya verilecektir.

    Çoğu meslektaşımın sistematik olarak yok saydığı bir topluluğa, “gey olmayan” eşcinsellere (non-gay homosexuals), yardım etmeye yönelik teknikler arayan psikoterapistler için bir kitap bu. “Gey olmayan” eşcinseller, güçlü değerleri ve benlik duyguları nedeniyle gey kimliğini benimseyemeyen; ancak diğer erkeklere cinsel çekim duyan erkeklerdir. Geçen yirmi yıl içerisinde bu tipte 1.000’in üzerinde danışanım oldu. Hepsi de istemedikleri eşcinselliklerini azaltmanın, heteroseksüel potansiyellerini artırmanın yollarını arıyordu. Bugün, kliniğimizdeki vakaların %95’i bu tip erkek danışanlardan oluşuyor. Üniversitelerdeki “siyaseten doğru” eğitim ve medyanın amansız söylemi nedeniyle, daha önceki psikoterapistleri, danışanlarımızın yarısına değişemeyeceklerini –”gey doğduklarını” ve “bu duyguları benimsemelerini; çünkü hoşlarına gitse de gitmese de bunun gerçek benlikleri olduğunu” söyleyerek onlara “içselleştirdikleri homofobilerini çözümlemelerini” tavsiye etmiş. Biz, bu “doğuştan böyleyim” kaderciliğini kabul etmiyoruz ve farklı bir model öneriyoruz: eşcinsel çekim semptomunun -bizim görüşümüze göre- temelinde yatan çatışmaları ortaya çıkarıp bunları çözümlemek. Daha önceleri, eşcinselliği cinsel kimlik eksikliğini onarmaya yönelik simgesel bir çaba olarak görüyordum (Nicolosi, 1991); oysa şimdi, daha fazlasının söz konusu olduğunu anlıyorum: Eşcinsellik, daha derin bir düzeyde, bağlanma yitiminin yarattığı derin acıya karşı bir savunma. Bana danışan çok sayıda erkeğin ifadeleri, bu görüşümü destekliyor. Kimi danışanlar tam anlamıyla bir geriye dönüş ve gey kimliğini benimseme kararı alıyor ve onarım terapisini bırakıyor. Bazılarıysa seanslar boyunca gey yaşam tarzına gidiş dönüşler yaşıyor. Danışanlarımızın kalplerinde ve zihinlerinde yaşadıkları bu değişime saygı duyuyorum ve onlara, “Size doğru gelmediği sürece söylediğim hiçbir şeyi kabul etmeyin,” diyorum.

    - Joseph Nicolosi

    Çoğu meslektaşımın sistematik olarak yok saydığı bir topluluğa, “gey olmayan” eşcinsellere (non-gay homosexuals), yardım etmeye yönelik teknikler arayan psikoterapistler için bir kitap bu. “Gey olmayan” eşcinseller, güçlü değerleri ve benlik duyguları nedeniyle gey kimliğini benimseyemeyen; ancak diğer erkeklere cinsel çekim duyan erkeklerdir. Geçen yirmi yıl içerisinde bu tipte 1.000’in üzerinde danışanım oldu. Hepsi de istemedikleri eşcinselliklerini azaltmanın, heteroseksüel potansiyellerini artırmanın yollarını arıyordu. Bugün, kliniğimizdeki vakaların %95’i bu tip erkek danışanlardan oluşuyor. Üniversitelerdeki “siyaseten doğru” eğitim ve medyanın amansız söylemi nedeniyle, daha önceki psikoterapistleri, danışanlarımızın yarısına değişemeyeceklerini –”gey doğduklarını” ve “bu duyguları benimsemelerini; çünkü hoşlarına gitse de gitmese de bunun gerçek benlikleri olduğunu” söyleyerek onlara “içselleştirdikleri homofobilerini çözümlemelerini” tavsiye etmiş. Biz, bu “doğuştan böyleyim” kaderciliğini kabul etmiyoruz ve farklı bir model öneriyoruz: eşcinsel çekim semptomunun -bizim görüşümüze göre- temelinde yatan çatışmaları ortaya çıkarıp bunları çözümlemek. Daha önceleri, eşcinselliği cinsel kimlik eksikliğini onarmaya yönelik simgesel bir çaba olarak görüyordum (Nicolosi, 1991); oysa şimdi, daha fazlasının söz konusu olduğunu anlıyorum: Eşcinsellik, daha derin bir düzeyde, bağlanma yitiminin yarattığı derin acıya karşı bir savunma. Bana danışan çok sayıda erkeğin ifadeleri, bu görüşümü destekliyor. Kimi danışanlar tam anlamıyla bir geriye dönüş ve gey kimliğini benimseme kararı alıyor ve onarım terapisini bırakıyor. Bazılarıysa seanslar boyunca gey yaşam tarzına gidiş dönüşler yaşıyor. Danışanlarımızın kalplerinde ve zihinlerinde yaşadıkları bu değişime saygı duyuyorum ve onlara, “Size doğru gelmediği sürece söylediğim hiçbir şeyi kabul etmeyin,” diyorum.

    - Joseph Nicolosi

    >