Kapat
0 Ürün
Alışveriş sepetinizde boş.
Kategoriler
    Filtreler
    Preferences
    Ara

    Türkiye'de Laiklik ve İslam

    Yayınevi : İletişim Yayınevi
    Yazar : Umut Azak
    ISBN :9789750527593
    Sayfa Sayısı :328
    Baskı Sayısı :1
    Ebatlar :13x19.5 cm
    Basım Yılı :2019
    460,00 ₺
    391,00 ₺

    Tükendi

    Tahmini Kargoya Veriliş Zamanı: 2-4 iş günü içerisinde tedarik edilip kargoya verilecektir.

    Kemalist laiklik dünyevi seküler bir dünya görüşü olmaktan ziyade, dini devlet eliyle yeniden şekillendirmeyi hedefleyen bir ideolojidir. Bu amaçla üzerine dayandığı İslâm söylemi, özel alana ait, aydınlanmış, rasyonel ve milli bir ‘Türk İslâm’ı’ karşısında siyasi, bağnaz, hurafelere dayalı ve yabancı (Arap) kültürü etkisinde bir ‘gerici İslam’ (irtica) karşıtlığını temel alır. İslâm’ın bu şekilde bir zıtlık temelinde kavramsallaştırılması, Türkiye’de erken Cumhuriyet ile çok-partili demokrasi dönemleri arasında laiklik ideolojisi açısından önemli bir sürekliliğe işaret eder. Bununla birlikte tek-parti iktidarının sona ermesi laiklikle ilgili önemli söylemsel dönüşümlerin yaşandığı yeni bir dönemin başlangıcını oluşturur.

    Türkiye toplumunun kültürel çatışma eksenlerinden birinin laiklik meselesi üzerinde yükselen ihtilaftan kaynaklandığı söylenir. Laikliğin, daha doğrusu sekülerleşme sürecinin sınırları (devlet laik olabilir veya laiklik özel alanın konusudur, şahsidir) bu çatışmanın öznelerini de tayin eder. Bu tartışmalar elbette yalnızca laikliğin anlamına dair değildir; devlet, toplum, modernite/modernleşme kavrayışlarına ve
    dinin kamusal alandaki rolüne doğru genişleyebilir.

    Elinizdeki kitap, Türkiye’de laiklik ve sekülerleşme süreçlerinin İslam ile ilişkisini Menemen Olayı ve Malatya Hadisesi gibi vakalar, Türkçe ezan, Alevilik ve Said Nursî hakkındaki tartışmalar üzerinden dönemin gazete ve dergilerine de mercek tutarak takip ediyor.

    Türkiye’de halaevam eden ve “fay hattı” niteliğindeki bir tartışmanın çıkış noktalarını ve daha önemlisi toplumsal ve siyasi sonuçlarını detaylarıyla ortaya koyuyor.

    Kemalist laiklik dünyevi seküler bir dünya görüşü olmaktan ziyade, dini devlet eliyle yeniden şekillendirmeyi hedefleyen bir ideolojidir. Bu amaçla üzerine dayandığı İslâm söylemi, özel alana ait, aydınlanmış, rasyonel ve milli bir ‘Türk İslâm’ı’ karşısında siyasi, bağnaz, hurafelere dayalı ve yabancı (Arap) kültürü etkisinde bir ‘gerici İslam’ (irtica) karşıtlığını temel alır. İslâm’ın bu şekilde bir zıtlık temelinde kavramsallaştırılması, Türkiye’de erken Cumhuriyet ile çok-partili demokrasi dönemleri arasında laiklik ideolojisi açısından önemli bir sürekliliğe işaret eder. Bununla birlikte tek-parti iktidarının sona ermesi laiklikle ilgili önemli söylemsel dönüşümlerin yaşandığı yeni bir dönemin başlangıcını oluşturur.

    Türkiye toplumunun kültürel çatışma eksenlerinden birinin laiklik meselesi üzerinde yükselen ihtilaftan kaynaklandığı söylenir. Laikliğin, daha doğrusu sekülerleşme sürecinin sınırları (devlet laik olabilir veya laiklik özel alanın konusudur, şahsidir) bu çatışmanın öznelerini de tayin eder. Bu tartışmalar elbette yalnızca laikliğin anlamına dair değildir; devlet, toplum, modernite/modernleşme kavrayışlarına ve
    dinin kamusal alandaki rolüne doğru genişleyebilir.

    Elinizdeki kitap, Türkiye’de laiklik ve sekülerleşme süreçlerinin İslam ile ilişkisini Menemen Olayı ve Malatya Hadisesi gibi vakalar, Türkçe ezan, Alevilik ve Said Nursî hakkındaki tartışmalar üzerinden dönemin gazete ve dergilerine de mercek tutarak takip ediyor.

    Türkiye’de halaevam eden ve “fay hattı” niteliğindeki bir tartışmanın çıkış noktalarını ve daha önemlisi toplumsal ve siyasi sonuçlarını detaylarıyla ortaya koyuyor.

    >