Kapat
0 Ürün
Alışveriş sepetinizde boş.
Kategoriler
    Filtreler
    Preferences
    Ara

    Sosyolojinin Marksist Reddiyesi

    Yayınevi : Yordam Kitap
    ISBN :9786051723617
    Sayfa Sayısı :240
    Baskı Sayısı :1
    Ebatlar :13.5x19.5 cm
    Basım Yılı :2019
    340,00 ₺
    272,00 ₺

    Tükendi

    Tahmini Kargoya Veriliş Zamanı: 2-4 iş günü içerisinde tedarik edilip kargoya verilecektir.

    Atilla Güney, akademinin iniş çıkışlarına kişisel yaşam deneyimiyle tanıklık etmiş, bağımsız tavırların resmî kurumlarca nasıl “ret” ile karşılandığını bizzat yaşamış, nihayetinde “Barış İçin Akademisyenler” bildirisine imza attığı için üniversiteden uzaklaştırılmış hocalarımızdan.

    Sosyolojinin Marksist Reddiyesi adlı bu çalışmasında, kökleri idealizme dayanan Weberci sosyoloji anlayışının, sınıfsal sömürü ilişkilerini görünmez hale getirmek için uzun yıllardır akademik çevrelerde, kuramsal yazın dünyasında ve devlet yönetiminde işlevselleştirilmesini çarpıcı bir analizle ele alıyor. Bir yandan da Weberci geleneğin Türkiye’deki izdüşümünü, neredeyse “star” muamelesi gören popüler sosyoloji hocalarının metinleri üzerinden anlatıyor.

    Güney, üniversitelerde öğrencilere nesnel, tarafsız bir disiplin olarak sunulan “sosyoloji”nin, kapitalist üretim ilişkilerini meşrulaştıran tarihsel evrelerini anlatırken, metin, kavram ve düşüncelerin analizine de girişiyor. Tek tek olguların kökenine inen yazar, bu alanda kendi özgün çözümlemelerini geliştirmek isteyenlere, tarihsel maddeciliğin sağladığı olanakları anlatıyor. Atilla Güney, “İnatla hikâyesi anlatılmaktan imtina edilen Türkiye İşçi Sınıfına” ithaf ettiği bu çalışmasında, kendisi de titiz bir düşünce işçiliğine imza atıyor.

    Başka okuma ve araştırmalara da yeni kapılar aralayan Sosyolojinin Marksist Reddiyesi, özgün ve güçlü bir eser olarak, okunmayı, üzerinde düşünmeyi ve tartışılmayı hak ediyor.

    Atilla Güney, akademinin iniş çıkışlarına kişisel yaşam deneyimiyle tanıklık etmiş, bağımsız tavırların resmî kurumlarca nasıl “ret” ile karşılandığını bizzat yaşamış, nihayetinde “Barış İçin Akademisyenler” bildirisine imza attığı için üniversiteden uzaklaştırılmış hocalarımızdan.

    Sosyolojinin Marksist Reddiyesi adlı bu çalışmasında, kökleri idealizme dayanan Weberci sosyoloji anlayışının, sınıfsal sömürü ilişkilerini görünmez hale getirmek için uzun yıllardır akademik çevrelerde, kuramsal yazın dünyasında ve devlet yönetiminde işlevselleştirilmesini çarpıcı bir analizle ele alıyor. Bir yandan da Weberci geleneğin Türkiye’deki izdüşümünü, neredeyse “star” muamelesi gören popüler sosyoloji hocalarının metinleri üzerinden anlatıyor.

    Güney, üniversitelerde öğrencilere nesnel, tarafsız bir disiplin olarak sunulan “sosyoloji”nin, kapitalist üretim ilişkilerini meşrulaştıran tarihsel evrelerini anlatırken, metin, kavram ve düşüncelerin analizine de girişiyor. Tek tek olguların kökenine inen yazar, bu alanda kendi özgün çözümlemelerini geliştirmek isteyenlere, tarihsel maddeciliğin sağladığı olanakları anlatıyor. Atilla Güney, “İnatla hikâyesi anlatılmaktan imtina edilen Türkiye İşçi Sınıfına” ithaf ettiği bu çalışmasında, kendisi de titiz bir düşünce işçiliğine imza atıyor.

    Başka okuma ve araştırmalara da yeni kapılar aralayan Sosyolojinin Marksist Reddiyesi, özgün ve güçlü bir eser olarak, okunmayı, üzerinde düşünmeyi ve tartışılmayı hak ediyor.

    >