Kapat
0 Ürün
Alışveriş sepetinizde boş.
Kategoriler
    Filtreler
    Preferences
    Ara

    Sosyoloji Öncesi ve Sonrası Toplum Teorileri

    Yayınevi : Doğu Kitabevi
    ISBN :9786052096536
    Sayfa Sayısı :600
    Baskı Sayısı :1
    Ebatlar :16.5x24 cm
    Basım Yılı :2019
    220,00 ₺
    176,00 ₺

    Tükendi

    Tahmini Kargoya Veriliş Zamanı: 2-4 iş günü içerisinde tedarik edilip kargoya verilecektir.

    Sosyoloji, insanın sosyal bir varlık olması ve bundan dolayı insanların toplu halde yaşamaları gerçekliğinden hareketle, 19. yy. Avrupa'sındaki tarihsel, toplumsal, siyasal ve ekonomik dönüşümlerin birikimsel sonucu olarak kurulmuş bir bilim dalıdır. Bilimsel alandaki gelişmelerin sonucu aklı ve insanı merkeze alarak kendi toplumsal sorunlarına çözüm üretebilmek amacıyla kurulmuş olan sosyoloji bilimi, Avrupalı olmayan toplumlar tarafından da çağın gereği ve yine kendi toplumsal sorunlarına bilimsel çözümler üretebilmek için faydalı görüldüğünden kabul edilmiş ve tartışmalı olarak savunula gelmiştir.

    Hemen hemen bütün sosyologlarda, toplum üzerine doğrudan düşünceler üretilmişse de kimi filozof, teolog, siyaset ve ekonomi düşünürlerinde toplum fikri dolaylı yollardan ele alınmıştır. İnsan birliktelikleri üzerine üretilen sözlere ulaşılması, seçmeci bir biçimde ele alınarak toplum üzerine tarihsel ve güncel bir selfrefleksiyon yapılmaya çalışılmıştır. Böylece neredeyse her sosyologda dahi farklı içeriklerle tanımlanan topluluk - toplum kavramları analitik olarak sunularak, `socius' formu altında gösterilmeye çalışılmiştır. Sosyologların, ekonomi ve politika merkezli modern toplumlara yönelik yaklaşımları, genel olarak pozitivist epistemoloji ile birlikte gelişmiştir. Modernite, milliyetçilik ve refah devleti anlayışıyla paralelleşmiş ve sosyoloji gibi tüm diğer sosyal bilimler de, genel olarak bu kaygıyla hareket etmeye başlamıştır.

    Sosyoloji, insanın sosyal bir varlık olması ve bundan dolayı insanların toplu halde yaşamaları gerçekliğinden hareketle, 19. yy. Avrupa'sındaki tarihsel, toplumsal, siyasal ve ekonomik dönüşümlerin birikimsel sonucu olarak kurulmuş bir bilim dalıdır. Bilimsel alandaki gelişmelerin sonucu aklı ve insanı merkeze alarak kendi toplumsal sorunlarına çözüm üretebilmek amacıyla kurulmuş olan sosyoloji bilimi, Avrupalı olmayan toplumlar tarafından da çağın gereği ve yine kendi toplumsal sorunlarına bilimsel çözümler üretebilmek için faydalı görüldüğünden kabul edilmiş ve tartışmalı olarak savunula gelmiştir.

    Hemen hemen bütün sosyologlarda, toplum üzerine doğrudan düşünceler üretilmişse de kimi filozof, teolog, siyaset ve ekonomi düşünürlerinde toplum fikri dolaylı yollardan ele alınmıştır. İnsan birliktelikleri üzerine üretilen sözlere ulaşılması, seçmeci bir biçimde ele alınarak toplum üzerine tarihsel ve güncel bir selfrefleksiyon yapılmaya çalışılmıştır. Böylece neredeyse her sosyologda dahi farklı içeriklerle tanımlanan topluluk - toplum kavramları analitik olarak sunularak, `socius' formu altında gösterilmeye çalışılmiştır. Sosyologların, ekonomi ve politika merkezli modern toplumlara yönelik yaklaşımları, genel olarak pozitivist epistemoloji ile birlikte gelişmiştir. Modernite, milliyetçilik ve refah devleti anlayışıyla paralelleşmiş ve sosyoloji gibi tüm diğer sosyal bilimler de, genel olarak bu kaygıyla hareket etmeye başlamıştır.

    >