Kapat
0 Ürün
Alışveriş sepetinizde boş.
Kategoriler
    Filtreler
    Preferences
    Ara

    Seyfuddin Amidi Mefkuresinde Allah’a İman

    Yayınevi : Çıra Yayınları
    ISBN :9786257324212
    Sayfa Sayısı :168
    Baskı Sayısı :1
    Ebatlar :13.5x21 cm
    Basım Yılı :2021
    190,00 ₺
    142,50 ₺

    Tükendi

    Tahmini Kargoya Veriliş Zamanı: 2-4 iş günü içerisinde tedarik edilip kargoya verilecektir.

    Felsefî-Kelâmî çizgide olan Seyfuddîn Âmidî, Allah'ın varlığını temellendirmede ispatı zor olan cevher ve arazın teselsülünün imkânsızlığı ile ispat-ı Vâcib yerine daha çok Kur’ân'da da sıklıkla bahsedilen mevcûdâtın sürekli yenilenmesi olgusunu gözler önüne sermektedir. Zira ona göre bu, müşâhede sınırlarımız içinde olup her zaman karşılaşılmakta, insan psikoloji üzerinde derin yansımalar meydana getirmekte ve bunun ispatı da daha kolaydır.
    Temaşa ettiğimiz her şeyin yok iken var olduğunu hatırlatan Âmidî, buradan hareketle her varlığın mümkün ve hâdis (sonradan) olduğunu, her mümkün varlığın bir müreccihi (tercih edicisi) ve her hâdisin de bir muhdisi (sonradan onu varlık sahasına çıkaranı) olduğu gerçeğine ulaşmaktadır. Âmidî daha önce ispat-ı Vâcib için ortaya konulan delillerin bir kısmına da ciddi eleştiriler getirmektedir.
    Allah'ın sıfatları konusunda da kendine özgü yaklaşımları ve eleştirileri olan Âmidî, Allah'ın sıfatlarında teşbîh ve nefye düşmeden Allah'ın zâtına ve tenzih düşüncesine uygun açıklamalar yapmaktadır. Ona göre doğru olanın, Allah'ın zatının, kemal sıfatlara sahip olduğunu benimsemek sonra da O’nun zâtında hiçbir eksikliğin olmadığını kabul etmektir.

    Felsefî-Kelâmî çizgide olan Seyfuddîn Âmidî, Allah'ın varlığını temellendirmede ispatı zor olan cevher ve arazın teselsülünün imkânsızlığı ile ispat-ı Vâcib yerine daha çok Kur’ân'da da sıklıkla bahsedilen mevcûdâtın sürekli yenilenmesi olgusunu gözler önüne sermektedir. Zira ona göre bu, müşâhede sınırlarımız içinde olup her zaman karşılaşılmakta, insan psikoloji üzerinde derin yansımalar meydana getirmekte ve bunun ispatı da daha kolaydır.
    Temaşa ettiğimiz her şeyin yok iken var olduğunu hatırlatan Âmidî, buradan hareketle her varlığın mümkün ve hâdis (sonradan) olduğunu, her mümkün varlığın bir müreccihi (tercih edicisi) ve her hâdisin de bir muhdisi (sonradan onu varlık sahasına çıkaranı) olduğu gerçeğine ulaşmaktadır. Âmidî daha önce ispat-ı Vâcib için ortaya konulan delillerin bir kısmına da ciddi eleştiriler getirmektedir.
    Allah'ın sıfatları konusunda da kendine özgü yaklaşımları ve eleştirileri olan Âmidî, Allah'ın sıfatlarında teşbîh ve nefye düşmeden Allah'ın zâtına ve tenzih düşüncesine uygun açıklamalar yapmaktadır. Ona göre doğru olanın, Allah'ın zatının, kemal sıfatlara sahip olduğunu benimsemek sonra da O’nun zâtında hiçbir eksikliğin olmadığını kabul etmektir.

    >