Kapat
0 Ürün
Alışveriş sepetinizde boş.
Kategoriler
    Filtreler
    Preferences
    Ara

    Savaşan Şehir

    Yayınevi : Ötüken Neşriyat
    Yazar : Necati Gültepe
    ISBN :9786051557939
    Sayfa Sayısı :452
    Baskı Sayısı :1
    Ebatlar :13.5x21 cm
    Basım Yılı :2019
    390,00 ₺
    312,00 ₺
    Tahmini Kargoya Veriliş Zamanı: 2-4 iş günü içerisinde tedarik edilip kargoya verilecektir.

    13 Kasım 1918’de İngilizlerin öncülüğünde İttifak güçleri, sömürgelerden getirdikleri vahşet saçan savaşçıları ile İstanbul’a akın ettiler.

    Tarihte ilk defa bir Türk başkenti yabancılar tarafından işgal edilmişti.

    Uzun yıllar süren savaş İstanbul’daki Müslüman Türk erkek nüfusunu azaltmış, evlerde kıtlık ve salgın hastalıklarla boğuşan yaşlı erkekler, kadınlar ve çocuklar kalmıştı.

    Biri çıktı: “Var mısınız?..” dedi.

    Önce tek tek:

    “Yaşlılar, kadınlar, genç kızlar, sanatkârlar, doktorlar, hamallar, prenses ve sultan hanımlar, meyhaneciler, mahkûmlar ve imamlar ses verdiler: “Buradayız!..”

    Sonra “Milli Müdafaa Cemiyeti” adı altında bir oldular.

    Bu sefer hep birden haykırdılar: “Sonuna kadar!..”

    İstanbul sokaklarında, işgalcilerin binalarında kanlı ve acımasız bir savaş başladı.

    Kadınlar ve genç kızlar en korkulan savaşçılar oldular.

    Askerî depolardan silahlar boşaltılıp gemilerle Anadolu sahillerine kaçırıldı.

    Hiç duymadığınız ve şimdiye kadar tamamını kimsenin anlatmadığı, dünyada eşi görülmemiş bir direnişle şehirlerini işgalcilerden geri almak için ölümüne savaşıp bir destan yazdılar.

    İşgal Kuvvetleri Başkomutanı General Harington’un, İngiliz Başbakanı Loyd George’a çektiği son telgrafın son cümlesi şöyle bitiyordu:

    “…Yukarıda anlattığım nedenlerden dolayı İstanbul’u bir an evvel terk etmeliyiz. Yoksa askerlerimiz de ailelerimiz de bir daha Londra’ya dönemeyecek.”

    13 Kasım 1918’de İngilizlerin öncülüğünde İttifak güçleri, sömürgelerden getirdikleri vahşet saçan savaşçıları ile İstanbul’a akın ettiler.

    Tarihte ilk defa bir Türk başkenti yabancılar tarafından işgal edilmişti.

    Uzun yıllar süren savaş İstanbul’daki Müslüman Türk erkek nüfusunu azaltmış, evlerde kıtlık ve salgın hastalıklarla boğuşan yaşlı erkekler, kadınlar ve çocuklar kalmıştı.

    Biri çıktı: “Var mısınız?..” dedi.

    Önce tek tek:

    “Yaşlılar, kadınlar, genç kızlar, sanatkârlar, doktorlar, hamallar, prenses ve sultan hanımlar, meyhaneciler, mahkûmlar ve imamlar ses verdiler: “Buradayız!..”

    Sonra “Milli Müdafaa Cemiyeti” adı altında bir oldular.

    Bu sefer hep birden haykırdılar: “Sonuna kadar!..”

    İstanbul sokaklarında, işgalcilerin binalarında kanlı ve acımasız bir savaş başladı.

    Kadınlar ve genç kızlar en korkulan savaşçılar oldular.

    Askerî depolardan silahlar boşaltılıp gemilerle Anadolu sahillerine kaçırıldı.

    Hiç duymadığınız ve şimdiye kadar tamamını kimsenin anlatmadığı, dünyada eşi görülmemiş bir direnişle şehirlerini işgalcilerden geri almak için ölümüne savaşıp bir destan yazdılar.

    İşgal Kuvvetleri Başkomutanı General Harington’un, İngiliz Başbakanı Loyd George’a çektiği son telgrafın son cümlesi şöyle bitiyordu:

    “…Yukarıda anlattığım nedenlerden dolayı İstanbul’u bir an evvel terk etmeliyiz. Yoksa askerlerimiz de ailelerimiz de bir daha Londra’ya dönemeyecek.”

    >