Kapat
0 Ürün
Alışveriş sepetinizde boş.
Kategoriler
    Filtreler
    Preferences
    Ara

    Robert Capa – Kanın Beyaz Sesi

    ISBN :9786059018210
    Sayfa Sayısı :160
    Baskı Sayısı :1
    Ebatlar :23x32 cm
    Basım Yılı :2016
    378,00 ₺
    302,40 ₺

    Tükendi

    Tahmini Kargoya Veriliş Zamanı: 2-4 iş günü içerisinde tedarik edilip kargoya verilecektir.

    nsanoğlunun unutkanlığına, hafıza kaybına hayret ediyorum.

    Eğer bu iki özellik olmasaydı, insanoğlu tarihi boyunca savaşmaz, kan ve gözyaşıyla ömrünü tüketmezdi. Hiç olmadı birinde ders çıkarır ve buna bir dur derdi!

    Ancak ne yazık ki insanoğlu unutmaya mahkûm ve benzer şeyleri tekrar tekrar yaşamaya da! Capa’nın savaş fotoğraflarını gördüğümde, iki düşünce dolandı beynimde. Birincisi, görsel tanıklık kadar hiçbir şey insanı etkilemiyor. İkincisi, iyi bir sanatçı fotoğrafçıysa çektikleriyle, yazarsa yazdıklarıyla, ressamsa boyasıyla öyle bir not düşüyor ki insanlık tarihine, insanlığın gündeminden asla düşmüyor. Capa bu adlardan biri. Çünkü o insanın kötü ve iyi özünü keşfediyor, onu objektifinden yansıtıyor.

    Kimi fotoğraflara baktığınızda, bunların yıllar önce değil, savaş döneminde değil, bugün çekildiği kanısına varırsınız. Özellikle yaşanan göçmen dramına baktığınızda, haber bültenlerinde veya sosyal medyada çatışma, savaş görüntülerine baktığınızda, onun fotoğraflarıyla nasıl örtüştüğünü fark edersiniz.
    Savaş fotoğrafları, yüzlerdeki hüzün beni bugünden koparıp o günlere götürürken, yaşanan aynılık zaman üstü bir yerde durmamızı sağlıyor. Bu fotoğraflardan biri bellek antolojime yerleşti. Elinde torbaya sarılmış udu, kolunda karısı, göçmenliğin, sürgünlüğün çok yönlü bir portresi.

    Bu fotoğraflar, bana nice romanları zihnimde yeniden canlandırdı. Erich Maria Remarque’den Heinrich Böll’e, Theodar Plievier’ye kadar sayfaları yeniden gözümün önüne geldi. Babasız çocuklar, bir lokma ekmeğe muhtaç olanlar…

    Capa’nın fotoğraflarına bakarken şu soruyu sormaktan kendimi alamıyorum: Dünyada ne değişti?

    Hiç bir şey yanıtı beni utandırıyor.

    - Doğan Hızlan

    Ürünler özellikleri
    Dil Türkçe
    Cilt Tipi Ciltli

    nsanoğlunun unutkanlığına, hafıza kaybına hayret ediyorum.

    Eğer bu iki özellik olmasaydı, insanoğlu tarihi boyunca savaşmaz, kan ve gözyaşıyla ömrünü tüketmezdi. Hiç olmadı birinde ders çıkarır ve buna bir dur derdi!

    Ancak ne yazık ki insanoğlu unutmaya mahkûm ve benzer şeyleri tekrar tekrar yaşamaya da! Capa’nın savaş fotoğraflarını gördüğümde, iki düşünce dolandı beynimde. Birincisi, görsel tanıklık kadar hiçbir şey insanı etkilemiyor. İkincisi, iyi bir sanatçı fotoğrafçıysa çektikleriyle, yazarsa yazdıklarıyla, ressamsa boyasıyla öyle bir not düşüyor ki insanlık tarihine, insanlığın gündeminden asla düşmüyor. Capa bu adlardan biri. Çünkü o insanın kötü ve iyi özünü keşfediyor, onu objektifinden yansıtıyor.

    Kimi fotoğraflara baktığınızda, bunların yıllar önce değil, savaş döneminde değil, bugün çekildiği kanısına varırsınız. Özellikle yaşanan göçmen dramına baktığınızda, haber bültenlerinde veya sosyal medyada çatışma, savaş görüntülerine baktığınızda, onun fotoğraflarıyla nasıl örtüştüğünü fark edersiniz.
    Savaş fotoğrafları, yüzlerdeki hüzün beni bugünden koparıp o günlere götürürken, yaşanan aynılık zaman üstü bir yerde durmamızı sağlıyor. Bu fotoğraflardan biri bellek antolojime yerleşti. Elinde torbaya sarılmış udu, kolunda karısı, göçmenliğin, sürgünlüğün çok yönlü bir portresi.

    Bu fotoğraflar, bana nice romanları zihnimde yeniden canlandırdı. Erich Maria Remarque’den Heinrich Böll’e, Theodar Plievier’ye kadar sayfaları yeniden gözümün önüne geldi. Babasız çocuklar, bir lokma ekmeğe muhtaç olanlar…

    Capa’nın fotoğraflarına bakarken şu soruyu sormaktan kendimi alamıyorum: Dünyada ne değişti?

    Hiç bir şey yanıtı beni utandırıyor.

    - Doğan Hızlan

    Ürünler özellikleri
    Dil Türkçe
    Cilt Tipi Ciltli
    >