Kapat
0 Ürün
Alışveriş sepetinizde boş.
Kategoriler
    Filtreler
    Preferences
    Ara

    Postnişin Mücadelesi

    Yayınevi : Phoenix Yayınevi
    ISBN :9786059801812
    Sayfa Sayısı :184
    Baskı Sayısı :1
    Ebatlar :13.5x21 cm
    Basım Yılı :2018
    300,00 ₺
    240,00 ₺
    Tahmini Kargoya Veriliş Zamanı: 2-4 iş günü içerisinde tedarik edilip kargoya verilecektir.

    Ne kadar da çok değişimden söz ederiz! Lakin ne kadar değiştiğimiz üzerine ne kadar da az söz ederiz! Her şeyin değiştiğini biliriz de payımıza düşeni ihmal ederiz. Kendi elimizle değiştirdiğimiz dünyaya isyan ederiz de elimizi yıkamayı bir türlü düşünemeyiz. Ya kendi elimizle inşa ettiğimiz ikonlara ihtiramda bulunur ya da onları yıkmak için yine ellerimizi kullanırız. Kabil’e eyvahlar ederiz de kaç Habil’in katili olduğumuzu ya da katline şahitlik ettiğimizi yargılayamayız. Bizden öncekilerin elleriyle serdikleri postu toplayıp, kendi postumuzu sermeyi arzu ederiz. Lakin o postu başka ellerden devraldığımızı da inkar ederiz. Bizden önce posta kurulmuş muktedirleri kıyasıya eleştirir ve hatta onlara kıyarız da postnişin olma sevdasından bir türlü vazgeçemeyiz. Onlarla farklılığımızın altını çizeriz de benzerliklerimizi göz ardı ederiz. Evvelki her iddiayı çürütürüz de kendi iddialarımızın çürüyüp gideceğini kabul etmekte zorlanırız. Hangi taze meyve dalında kalmış ki? Toprak altında çürümemiş kaç bedenin elini tutabiliriz? Zaten bedenlerimiz de aynı topraktan değil mi? Ve ruhlarımız ve zihnimiz ve devralıp-devredeceğimiz mirasımız!

    Ne kadar da çok değişimden söz ederiz! Lakin ne kadar değiştiğimiz üzerine ne kadar da az söz ederiz! Her şeyin değiştiğini biliriz de payımıza düşeni ihmal ederiz. Kendi elimizle değiştirdiğimiz dünyaya isyan ederiz de elimizi yıkamayı bir türlü düşünemeyiz. Ya kendi elimizle inşa ettiğimiz ikonlara ihtiramda bulunur ya da onları yıkmak için yine ellerimizi kullanırız. Kabil’e eyvahlar ederiz de kaç Habil’in katili olduğumuzu ya da katline şahitlik ettiğimizi yargılayamayız. Bizden öncekilerin elleriyle serdikleri postu toplayıp, kendi postumuzu sermeyi arzu ederiz. Lakin o postu başka ellerden devraldığımızı da inkar ederiz. Bizden önce posta kurulmuş muktedirleri kıyasıya eleştirir ve hatta onlara kıyarız da postnişin olma sevdasından bir türlü vazgeçemeyiz. Onlarla farklılığımızın altını çizeriz de benzerliklerimizi göz ardı ederiz. Evvelki her iddiayı çürütürüz de kendi iddialarımızın çürüyüp gideceğini kabul etmekte zorlanırız. Hangi taze meyve dalında kalmış ki? Toprak altında çürümemiş kaç bedenin elini tutabiliriz? Zaten bedenlerimiz de aynı topraktan değil mi? Ve ruhlarımız ve zihnimiz ve devralıp-devredeceğimiz mirasımız!

    >