Kapat
0 Ürün
Alışveriş sepetinizde boş.
Kategoriler
    Filtreler
    Preferences
    Ara

    Orta Çağ Avrupa’sında Kölelik

    Yayınevi : Yeditepe Yayınevi
    Yazar : Pınar Ülgen
    ISBN :9786052070918
    Sayfa Sayısı :168
    Baskı Sayısı :1
    Ebatlar :13.5x21 cm
    Basım Yılı :2020
    200,00 ₺
    160,00 ₺
    Tahmini Kargoya Veriliş Zamanı: 2-4 iş günü içerisinde tedarik edilip kargoya verilecektir.

    “Tüm gücüyle sahip olmak, tutmak, bedenini ve ruhunu yönetmek, kendi zevkine göre onu memnun eden neyse ebediyen onunla baş etmek ve hiç kimse onu inkar edemez.” Pierre Bonnasiè

    Orta Çağ Avrupa’sında her şey gibi kölelik de şekil değiştirmişti. Pierre Bonnasiè’nin dediği gibi, eski özgür insanlar katı bir bağlılık rejimine bağlanmışlardı. Eskisinden daha da farklı, yeni ve de temeli köleliğe dayanan şekil veren bir rejim oluşmuştu.

    Zaman, bazen zorunlu kıldığı değişime tabidir. Bunu en iyi yansıtan örneklerden biri ise Orta Çağ’ın ilk dönemlerinde Avrupa topraklarındaki feodal beylerin, zamanla klasik Avrupa feodal toprak ekonomisinden yarı köleci bir sisteme geçmesi, yani kölelerden ziyade kendilerine bağımlı olan köylüleri kendi topraklarından çalıştırmalarından dolayı “selflik” adı altında yeni bir sınıfın doğmasıdır.

    Köleliğin yok olmasından ziyade yeni bir iş gücüne yönelmek için farklı bir yol bulunmuştu. Bu da kölelikten serfliğe geçiş yoluydu ve bu durum, ileriki yıllarda Avrupa’nın sosyal yapısının oluşmasına zemin hazırlamıştı. Kölelikten serfliğe dönüşen bu ilişki, Orta Çağ Avrupa toplumunun ve ekonomik yapısının aşama aşama şekillenmesini sağlayan önemli bir unsurdur.

    “Tüm gücüyle sahip olmak, tutmak, bedenini ve ruhunu yönetmek, kendi zevkine göre onu memnun eden neyse ebediyen onunla baş etmek ve hiç kimse onu inkar edemez.” Pierre Bonnasiè

    Orta Çağ Avrupa’sında her şey gibi kölelik de şekil değiştirmişti. Pierre Bonnasiè’nin dediği gibi, eski özgür insanlar katı bir bağlılık rejimine bağlanmışlardı. Eskisinden daha da farklı, yeni ve de temeli köleliğe dayanan şekil veren bir rejim oluşmuştu.

    Zaman, bazen zorunlu kıldığı değişime tabidir. Bunu en iyi yansıtan örneklerden biri ise Orta Çağ’ın ilk dönemlerinde Avrupa topraklarındaki feodal beylerin, zamanla klasik Avrupa feodal toprak ekonomisinden yarı köleci bir sisteme geçmesi, yani kölelerden ziyade kendilerine bağımlı olan köylüleri kendi topraklarından çalıştırmalarından dolayı “selflik” adı altında yeni bir sınıfın doğmasıdır.

    Köleliğin yok olmasından ziyade yeni bir iş gücüne yönelmek için farklı bir yol bulunmuştu. Bu da kölelikten serfliğe geçiş yoluydu ve bu durum, ileriki yıllarda Avrupa’nın sosyal yapısının oluşmasına zemin hazırlamıştı. Kölelikten serfliğe dönüşen bu ilişki, Orta Çağ Avrupa toplumunun ve ekonomik yapısının aşama aşama şekillenmesini sağlayan önemli bir unsurdur.

    >