Kapat
0 Ürün
Alışveriş sepetinizde boş.
Kategoriler
    Filtreler
    Preferences
    Ara

    Nataşa’nın Dansı

    Yazar : Orlando Figes
    ISBN :9789750843525
    Sayfa Sayısı :592
    Baskı Sayısı :1
    Ebatlar :16.5x24 cm
    Basım Yılı :2018
    750,00 ₺
    562,50 ₺
    Tahmini Kargoya Veriliş Zamanı: 2-4 iş günü içerisinde tedarik edilip kargoya verilecektir.

    Rusya, tek bir kültürün ulusal miras olarak kabul edilemeyeceği kadar karmaşık, sosyal açıdan bölünmüş ve politik açıdan çeşitli bir yapı sergiler. Rus gelenekleriyle ilgili sanatsal çalışmalar, fikirlerin test edildiği birer laboratuvar, sembolik düşünmeyi gerektiren büyük şiirsel yapılardır. Bu çalışmaları kucaklayan özne ise tarihi, gelenek ve görenekleri, manevi özü ve kaderiyle Rusya’dır.

    Ruslar için bunun anlamı neydi? Gerçek Rusya neredeydi? Avrupa’da mı, Asya’da mı?

    St. Petersburg da mı, Moskova’da mı? Rus kültürünün altın çağındaki bütün önemli şahsiyetlerin aklını meşgul eden sorular bunlardır.

    Siyasi görüşleri nedeniyle resmi Rusya’dan, eğitimleri nedeniyle köylü Rusya’dan dışlanan Rus sanatçılar, edebiyat ve sanat aracılığıyla ulusal değer ve fikirler topluluğu yaratma görevini üstlenmişlerdir. Rus geleneğinin Puşkin, Gogol, Tolstoy, Turgenyev, Dostoyevski, Çehov, Çaykovski, Rimski-Korsakov, Stravinski, Prokofyev, Şostakoviç, Chagall, Kandinski, Mandelstam, Ahmatova, Nabokov, Pasternak, Meyerhold ve Eisenstein gibi büyük kültürel şahsiyetleri sadece “Rus” değil, aynı zamanda Avrupalıdırlar.

    Nataşa’nın Dansı bir fikir ve kültür tarihi olarak tamamen farklı bu iki dünyanın, üst sınıfın Avrupai kültürü ile köylü sınıfının Rus kültürünün karşılaşmasını ele alıyor. Böylece sanatı, kurguyu, günlükleri, mektupları, anı kitaplarını kullanarak ortak Rus duyarlığının görünmez bağlarını sunuyor; tıpkı Tolstoy’un ünlü dans sahnesinde hayal ettiği gibi.

    Rusya, tek bir kültürün ulusal miras olarak kabul edilemeyeceği kadar karmaşık, sosyal açıdan bölünmüş ve politik açıdan çeşitli bir yapı sergiler. Rus gelenekleriyle ilgili sanatsal çalışmalar, fikirlerin test edildiği birer laboratuvar, sembolik düşünmeyi gerektiren büyük şiirsel yapılardır. Bu çalışmaları kucaklayan özne ise tarihi, gelenek ve görenekleri, manevi özü ve kaderiyle Rusya’dır.

    Ruslar için bunun anlamı neydi? Gerçek Rusya neredeydi? Avrupa’da mı, Asya’da mı?

    St. Petersburg da mı, Moskova’da mı? Rus kültürünün altın çağındaki bütün önemli şahsiyetlerin aklını meşgul eden sorular bunlardır.

    Siyasi görüşleri nedeniyle resmi Rusya’dan, eğitimleri nedeniyle köylü Rusya’dan dışlanan Rus sanatçılar, edebiyat ve sanat aracılığıyla ulusal değer ve fikirler topluluğu yaratma görevini üstlenmişlerdir. Rus geleneğinin Puşkin, Gogol, Tolstoy, Turgenyev, Dostoyevski, Çehov, Çaykovski, Rimski-Korsakov, Stravinski, Prokofyev, Şostakoviç, Chagall, Kandinski, Mandelstam, Ahmatova, Nabokov, Pasternak, Meyerhold ve Eisenstein gibi büyük kültürel şahsiyetleri sadece “Rus” değil, aynı zamanda Avrupalıdırlar.

    Nataşa’nın Dansı bir fikir ve kültür tarihi olarak tamamen farklı bu iki dünyanın, üst sınıfın Avrupai kültürü ile köylü sınıfının Rus kültürünün karşılaşmasını ele alıyor. Böylece sanatı, kurguyu, günlükleri, mektupları, anı kitaplarını kullanarak ortak Rus duyarlığının görünmez bağlarını sunuyor; tıpkı Tolstoy’un ünlü dans sahnesinde hayal ettiği gibi.

    >