Kapat
0 Ürün
Alışveriş sepetinizde boş.
Kategoriler
    Filtreler
    Preferences
    Ara

    Mutlakçı Dil

    Yayınevi : İz Yayıncılık
    ISBN :9786053264590
    Sayfa Sayısı :460
    Baskı Sayısı :1
    Ebatlar :13.5x21 cm
    Basım Yılı :2020
    572,00 ₺
    486,20 ₺

    Tükendi

    Tahmini Kargoya Veriliş Zamanı: 2-4 iş günü içerisinde tedarik edilip kargoya verilecektir.

    Tanzimat’la birlikte Türk edebiyatı, Tanpınar’ın da ifade ettiği gibi “mutlakı kaybetmekten doğan bir buhran”a düşer. Doğrularından kuşkuya düşen yeni insan tipi artık yüzünü realiteye; gerçekliğin çoklu görünümlerine çevirir. Böylece mutlakçı geleneğin sarsılması etrafında bir medeniyet krizi baş gösterir. Ancak sarsılan yekpare geleneğin yerine farklı dünya görüşlerine ve düşünüş biçimlerine göre yeni mutlaklar oluşur. Bu durum, dirençli yapısıyla zihniyetin kendini farklı tonlarda açığa çıkarmasıdır. Öyle ki sanatkârların birçoğu, yeni şeyler ürettikleri kanısına kapılsalar da esasında onların geçmişi bir şekilde devam ettirdikleri gözden kaçmaz. Bu hususun göz ardı edilmesi geleneğe karşı çıkanların yeni şeyler söyledikleri ya da gelenekten tümüyle dışarıda konuştukları zannına kapı aralar. Söz gelimi milliyetçi bir şiirin dili ile toplumcu Marksist ya da İslamcı bir şiirin dili, mutlakçı dilde birleşebilir. Kitap, hakikati temsil iddiasıyla yola çıkan çok sayıda farklı ideolojik ve edebî tercihin esasında ne derece aynı dil ve bakış açısıyla konuştuklarını açık etme yolunda bir söylem analizine yönelmeyi umuyor.

    Tanzimat’la birlikte Türk edebiyatı, Tanpınar’ın da ifade ettiği gibi “mutlakı kaybetmekten doğan bir buhran”a düşer. Doğrularından kuşkuya düşen yeni insan tipi artık yüzünü realiteye; gerçekliğin çoklu görünümlerine çevirir. Böylece mutlakçı geleneğin sarsılması etrafında bir medeniyet krizi baş gösterir. Ancak sarsılan yekpare geleneğin yerine farklı dünya görüşlerine ve düşünüş biçimlerine göre yeni mutlaklar oluşur. Bu durum, dirençli yapısıyla zihniyetin kendini farklı tonlarda açığa çıkarmasıdır. Öyle ki sanatkârların birçoğu, yeni şeyler ürettikleri kanısına kapılsalar da esasında onların geçmişi bir şekilde devam ettirdikleri gözden kaçmaz. Bu hususun göz ardı edilmesi geleneğe karşı çıkanların yeni şeyler söyledikleri ya da gelenekten tümüyle dışarıda konuştukları zannına kapı aralar. Söz gelimi milliyetçi bir şiirin dili ile toplumcu Marksist ya da İslamcı bir şiirin dili, mutlakçı dilde birleşebilir. Kitap, hakikati temsil iddiasıyla yola çıkan çok sayıda farklı ideolojik ve edebî tercihin esasında ne derece aynı dil ve bakış açısıyla konuştuklarını açık etme yolunda bir söylem analizine yönelmeyi umuyor.

    >