Kapat
0 Ürün
Alışveriş sepetinizde boş.
Kategoriler
    Filtreler
    Preferences
    Ara

    Mevsimsiz Yazılar

    Yazar : Özdemir İnce
    ISBN :9786257124522
    Sayfa Sayısı :320
    Baskı Sayısı :1
    Ebatlar :13.5x21 cm
    Basım Yılı :2020
    179,00 ₺
    143,20 ₺
    Tahmini Kargoya Veriliş Zamanı: 2-4 iş günü içerisinde tedarik edilip kargoya verilecektir.

    Mevsimsiz Yazılar, edebiyatımızın kanonik yapısını ortaya çıkaran eleştirel denemelerden oluşuyor. Özdemir İnce bir döneme, dönemin yazınsal iklimine yaratılan edebi ürünlerin ekseninden bakarken, düşünsel arka planını da sorgular. Onun soran/sorgulayan bakışında ufuk açıcı birikiminin yansılarını gözleriz. Edebiyat düşüncesini var eden ortamın ne olduğuna dair her dem dönülüp okunabilecek metinleri bir araya getiriyor Mevsimsiz Yazılar. “İnsan çıkmazda olduğu için şiirin de (bu bütün sanatları içine alacak biçimde genişletilebilir) çıkmazda olması, toplumsal gelişme ile sanatsal gelişme arasında “mutlak” bir koşutluk, bağımlılık olduğu anlamına gelmez mi? Oysa sanat ile toplum arasındaki ilişki “mutlak” değil “görece”dir. Tıpkı Marx’ın dediği gibi: “Bildiğimiz gibi sanatın en yüksek gelişmesinin belirli dönemleriyle ne genel toplum gelişmesinin, ne de toplum örgütünün maddi temeliyle iskelet yapısının doğrudan doğruya bir bağlantısı yoktur.” Marx’ın bu cümlesi elbette bir ayet değildir, ancak tersi kanıtlanıncaya kadar da başvurulacak bir doğru olarak kabul edilmesi gerekir.” Özdemir İnce

    Mevsimsiz Yazılar, edebiyatımızın kanonik yapısını ortaya çıkaran eleştirel denemelerden oluşuyor. Özdemir İnce bir döneme, dönemin yazınsal iklimine yaratılan edebi ürünlerin ekseninden bakarken, düşünsel arka planını da sorgular. Onun soran/sorgulayan bakışında ufuk açıcı birikiminin yansılarını gözleriz. Edebiyat düşüncesini var eden ortamın ne olduğuna dair her dem dönülüp okunabilecek metinleri bir araya getiriyor Mevsimsiz Yazılar. “İnsan çıkmazda olduğu için şiirin de (bu bütün sanatları içine alacak biçimde genişletilebilir) çıkmazda olması, toplumsal gelişme ile sanatsal gelişme arasında “mutlak” bir koşutluk, bağımlılık olduğu anlamına gelmez mi? Oysa sanat ile toplum arasındaki ilişki “mutlak” değil “görece”dir. Tıpkı Marx’ın dediği gibi: “Bildiğimiz gibi sanatın en yüksek gelişmesinin belirli dönemleriyle ne genel toplum gelişmesinin, ne de toplum örgütünün maddi temeliyle iskelet yapısının doğrudan doğruya bir bağlantısı yoktur.” Marx’ın bu cümlesi elbette bir ayet değildir, ancak tersi kanıtlanıncaya kadar da başvurulacak bir doğru olarak kabul edilmesi gerekir.” Özdemir İnce

    >