Kapat
0 Ürün
Alışveriş sepetinizde boş.
Kategoriler
    Filtreler
    Preferences
    Ara

    Mütareke Döneminde 1. ve 2. Ordu Müfettişlikleri

    Yayınevi : Gece Kitaplığı
    ISBN :9786057885838
    Sayfa Sayısı :235
    Baskı Sayısı :2
    Ebatlar :13.5x21 cm
    Basım Yılı :2020
    240,00 ₺
    168,00 ₺
    Tahmini Kargoya Veriliş Zamanı: 2-4 iş günü içerisinde tedarik edilip kargoya verilecektir.

    Mondros Mütarekesi gereği ordular lağvedilince Osmanlı ordusu yeniden düzenlemeye tabi tutulmuştur. Anadolu’nun Mütareke’den sonra düşmanlar tarafından işgal edileceğini öngören Osmanlı yönetimi, vatanın kurtarılmasına yönelik olarak ordu müfettişliği teşkilatının kurulmasını kararlaştırmıştır. Bu müfettişliklerden birisi de bu dönemle ilgili yapılan çalışmalarda göz ardı edilen Fevzi Paşa’nın riyasetindeki Birinci Ordu Müfettişliği ile Mersinli Cemal Paşa’nın riyasetindeki İkinci Ordu (Yıldırım) Müfettişliğidir. Hâlbuki Fevzi Paşa ve Cemal Paşalar da aynı dönemde Mustafa Kemal Paşa ile benzer bir vazifede bulunmuşlar ve Mütareke sonrası oldukça kritik bir vazife ifa etmişlerdir. Üstelik Mustafa Kemal Paşa’nın yaptığı işin tarihi süreçteki yerinin ve öneminin kavranması bakımından da Birinci ve İkinci Ordu Müfettişlikleri, incelemeye değer bir rol oynamıştır. Bu konuyla ilgili belirtilmesi gereken en mühim husus; Üçüncü Ordu Müfettişi Mustafa Kemal Paşa ile Birinci Ordu Müfettişi Fevzi Paşa ve İkinci Ordu Müfettişi Mersinli Cemal Paşalar karşılaştırıldığında görülebileceği gibi aralarındaki asıl fark, İtilaf Devletlerinin baskısıyla da olsa, kendilerine görevi bırak ve dön çağrısı geldiği zaman gösterdikleri tepki, tutum ve davranışlardan anlaşılabilir. Bu hususta üzerinde önemle durulması gereken ve asıl söylenmesi gereken şudur ki Fevzi Paşa görevden alındığında hiçbir tepki vermemiş, Mersinli Cemal Paşa ise aldığı talimatın gereğini yerine getirerek İstanbul’a dönmüştür. Mustafa Kemal Paşa ise aynı emir karşısında farklı ve -ucunda ölüm olan- oldukça cesur bir hareket tarzı benimseyerek yürüdüğü yoldan dönmemek için elinden gelen her şeyi yapmıştır. Nitekim yolundan dönmemiştir. Yolundan dönmeyerek de Türk İstiklal Harbi’ni başarıya ulaştırmış ve Türk tarihine damgasını vurmuştur. Tarihler ve tarihçiler de milleti için canını hiçe sayarak yolundan dönmeyenlerin tarihini yazmıştır.

    Mondros Mütarekesi gereği ordular lağvedilince Osmanlı ordusu yeniden düzenlemeye tabi tutulmuştur. Anadolu’nun Mütareke’den sonra düşmanlar tarafından işgal edileceğini öngören Osmanlı yönetimi, vatanın kurtarılmasına yönelik olarak ordu müfettişliği teşkilatının kurulmasını kararlaştırmıştır. Bu müfettişliklerden birisi de bu dönemle ilgili yapılan çalışmalarda göz ardı edilen Fevzi Paşa’nın riyasetindeki Birinci Ordu Müfettişliği ile Mersinli Cemal Paşa’nın riyasetindeki İkinci Ordu (Yıldırım) Müfettişliğidir. Hâlbuki Fevzi Paşa ve Cemal Paşalar da aynı dönemde Mustafa Kemal Paşa ile benzer bir vazifede bulunmuşlar ve Mütareke sonrası oldukça kritik bir vazife ifa etmişlerdir. Üstelik Mustafa Kemal Paşa’nın yaptığı işin tarihi süreçteki yerinin ve öneminin kavranması bakımından da Birinci ve İkinci Ordu Müfettişlikleri, incelemeye değer bir rol oynamıştır. Bu konuyla ilgili belirtilmesi gereken en mühim husus; Üçüncü Ordu Müfettişi Mustafa Kemal Paşa ile Birinci Ordu Müfettişi Fevzi Paşa ve İkinci Ordu Müfettişi Mersinli Cemal Paşalar karşılaştırıldığında görülebileceği gibi aralarındaki asıl fark, İtilaf Devletlerinin baskısıyla da olsa, kendilerine görevi bırak ve dön çağrısı geldiği zaman gösterdikleri tepki, tutum ve davranışlardan anlaşılabilir. Bu hususta üzerinde önemle durulması gereken ve asıl söylenmesi gereken şudur ki Fevzi Paşa görevden alındığında hiçbir tepki vermemiş, Mersinli Cemal Paşa ise aldığı talimatın gereğini yerine getirerek İstanbul’a dönmüştür. Mustafa Kemal Paşa ise aynı emir karşısında farklı ve -ucunda ölüm olan- oldukça cesur bir hareket tarzı benimseyerek yürüdüğü yoldan dönmemek için elinden gelen her şeyi yapmıştır. Nitekim yolundan dönmemiştir. Yolundan dönmeyerek de Türk İstiklal Harbi’ni başarıya ulaştırmış ve Türk tarihine damgasını vurmuştur. Tarihler ve tarihçiler de milleti için canını hiçe sayarak yolundan dönmeyenlerin tarihini yazmıştır.

    >