Kapat
0 Ürün
Alışveriş sepetinizde boş.
Kategoriler
    Filtreler
    Preferences
    Ara

    Kurdun Postu

    Yayınevi : Varlık Yayınları
    ISBN :9789754346466
    Sayfa Sayısı :96
    Baskı Sayısı :1
    Ebatlar :13.5x19.5 cm
    Basım Yılı :2019
    200,00 ₺
    160,00 ₺

    Tükendi

    Tahmini Kargoya Veriliş Zamanı: 2-4 iş günü içerisinde tedarik edilip kargoya verilecektir.

    2019 Yaşar Nabi Nayır Öykü Ödülü’ne değer görülen Batuhan Aşıktoprak, betimlemeleriyle günlük hayatın tekinsiz yüzünü ortaya çıkaran ve ona serinkanlılığını kaybetmeden yaklaşan genç bir yazar. En soğuk temasların altına gizlenen sıcak duyguları ustalıkla görüyor ve şiirselliğe kaçmadan, katı, gerçekçi bir dille okura aktarıyor. Üsluba verdiği önem hemen seziliyor, ancak insan ruhunun derinliklerine sağlam bir olay örgüsü sayesinde varılabileceğinin de gayet farkında.

    “Dikildiğim yere bir türlü güvenemiyordum. Kuşlar susmuştu. Gerimde ansızın, yükünü taşıyamayan bir dal kırılıyor, ben bunu her seferinde sırtımın en güzel yerini seçmeye çalışan bir kurdun varlığına yoruyordum. Tüfeğimin üstünde kar birikiyordu, birkaç uzun nefesle temizliyordum. Kulaklarımda yalnızca kendi soluk sesim kalınca, aceleyle kara daldırdığım sol ayağımı hayvanın uzandığı yere doğru savurdum ve artık daha az inatçı o ince, yarı ölü sesi uyandırmayı bildim. Kurda doğru iki adım attım, en gönüllü halimle değil ama, hatta iki adım ne kadar atılmak istenmezse öyle.”

    2019 Yaşar Nabi Nayır Öykü Ödülü’ne değer görülen Batuhan Aşıktoprak, betimlemeleriyle günlük hayatın tekinsiz yüzünü ortaya çıkaran ve ona serinkanlılığını kaybetmeden yaklaşan genç bir yazar. En soğuk temasların altına gizlenen sıcak duyguları ustalıkla görüyor ve şiirselliğe kaçmadan, katı, gerçekçi bir dille okura aktarıyor. Üsluba verdiği önem hemen seziliyor, ancak insan ruhunun derinliklerine sağlam bir olay örgüsü sayesinde varılabileceğinin de gayet farkında.

    “Dikildiğim yere bir türlü güvenemiyordum. Kuşlar susmuştu. Gerimde ansızın, yükünü taşıyamayan bir dal kırılıyor, ben bunu her seferinde sırtımın en güzel yerini seçmeye çalışan bir kurdun varlığına yoruyordum. Tüfeğimin üstünde kar birikiyordu, birkaç uzun nefesle temizliyordum. Kulaklarımda yalnızca kendi soluk sesim kalınca, aceleyle kara daldırdığım sol ayağımı hayvanın uzandığı yere doğru savurdum ve artık daha az inatçı o ince, yarı ölü sesi uyandırmayı bildim. Kurda doğru iki adım attım, en gönüllü halimle değil ama, hatta iki adım ne kadar atılmak istenmezse öyle.”

    >