Kapat
0 Ürün
Alışveriş sepetinizde boş.
Kategoriler
    Filtreler
    Preferences
    Ara

    Kurdeşen

    Yayınevi : Edebi Şeyler
    Yazar : Kaya Tanış
    ISBN :9786052325025
    Sayfa Sayısı :137
    Baskı Sayısı :1
    Ebatlar :13x20 cm
    Basım Yılı :2017
    250,00 ₺
    200,00 ₺

    Tükendi

    Tahmini Kargoya Veriliş Zamanı: 2-4 iş günü içerisinde tedarik edilip kargoya verilecektir.

    Kurdeşen, bir ilk roman. Yazar, günümüzde klişeleşmiş “sıkıntı” ve güncel modern bunalım anlatısının aksine sıkıntıyı bir varlık, coğrafya ve kültürel bağlam içinde sorunsallaştıran bir anlatıyla karşımıza çıkıyor. Son dönem revaçta olan “kentli arabesk” depresifliğe karşı kendi coğrafyasından konuşan, nostaljiyi ve folklore dönüştüren, masal biçiminin özü niteliğindeki sözlü kültürle haşır neşir bir ilk roman. Acziyetle kudretin, naiflikle vahşetin “bıçak sırtı” bir dil ve teknikle çatıldığı bir kurmaca.

    Kurdeşen, son zamanlardaki hikâye merkezli anlatımı, biçimsel bakımdan hikâyenin gerçek yerine iade eden, roman ile hikâye biçimleri arasında adeta “yeni” bir Anadolu epopesine imza atıyor.

    Dedem, ağaçla konuşuyor sandım; bana yüzünü döndüğünde anladım, benimle konuşuyordu. Yağmur çiselemeye başladı, göz göze geldik, “Hadi,” dedi. Bahçeden çıktık. Babam karşımızda duruyordu. Belki de ilk kez üçümüz yalnızdık. Hatırlamıyorum, çocuklar bazı şeyleri hatırlamayı sevmezler, demiştim. “Bahçedeymiş,” dedi dedem. Babama doğru yürüdüm ve sevinçle dedemin bana verdiği bıçağı gösterdim. Zincirden çıkarmaya çalışıyordum ki, “Tamam,” dedi babam. (Babam en çok “tamam” derdi.) Önce bıçağa baktı, sonra dedeme… Bakışları bıçaktan daha keskindi. (Ama ben bunu sonar düşündüm.)

    Dedem bıçağı babama değil de bana verdiğinde oğlum daha doğmamıştı, annem kardeşime hamile kalmamıştı, babam ağaçtan düşüp ölmemişti ve ben daha çocuktum.

    Kurdeşen, bir ilk roman. Yazar, günümüzde klişeleşmiş “sıkıntı” ve güncel modern bunalım anlatısının aksine sıkıntıyı bir varlık, coğrafya ve kültürel bağlam içinde sorunsallaştıran bir anlatıyla karşımıza çıkıyor. Son dönem revaçta olan “kentli arabesk” depresifliğe karşı kendi coğrafyasından konuşan, nostaljiyi ve folklore dönüştüren, masal biçiminin özü niteliğindeki sözlü kültürle haşır neşir bir ilk roman. Acziyetle kudretin, naiflikle vahşetin “bıçak sırtı” bir dil ve teknikle çatıldığı bir kurmaca.

    Kurdeşen, son zamanlardaki hikâye merkezli anlatımı, biçimsel bakımdan hikâyenin gerçek yerine iade eden, roman ile hikâye biçimleri arasında adeta “yeni” bir Anadolu epopesine imza atıyor.

    Dedem, ağaçla konuşuyor sandım; bana yüzünü döndüğünde anladım, benimle konuşuyordu. Yağmur çiselemeye başladı, göz göze geldik, “Hadi,” dedi. Bahçeden çıktık. Babam karşımızda duruyordu. Belki de ilk kez üçümüz yalnızdık. Hatırlamıyorum, çocuklar bazı şeyleri hatırlamayı sevmezler, demiştim. “Bahçedeymiş,” dedi dedem. Babama doğru yürüdüm ve sevinçle dedemin bana verdiği bıçağı gösterdim. Zincirden çıkarmaya çalışıyordum ki, “Tamam,” dedi babam. (Babam en çok “tamam” derdi.) Önce bıçağa baktı, sonra dedeme… Bakışları bıçaktan daha keskindi. (Ama ben bunu sonar düşündüm.)

    Dedem bıçağı babama değil de bana verdiğinde oğlum daha doğmamıştı, annem kardeşime hamile kalmamıştı, babam ağaçtan düşüp ölmemişti ve ben daha çocuktum.

    >