Kapat
0 Ürün
Alışveriş sepetinizde boş.
Kategoriler
    Filtreler
    Preferences
    Ara

    Klasik Dönem Osmanlı Toplumu’nun Sosyo Ekonomik Yapısı

    Yayınevi : Hiperlink Yayınları
    Yazar : Bünyamin Duran
    ISBN :9786052812433
    Sayfa Sayısı :256
    Baskı Sayısı :1
    Ebatlar :13.5x21 cm
    Basım Yılı :2019
    330,00 ₺
    264,00 ₺
    Tahmini Kargoya Veriliş Zamanı: 2-4 iş günü içerisinde tedarik edilip kargoya verilecektir.

    Max Weber’e göre modern kapitalizme evrilme başarısını sadece Batı toplumları gösterebilmiştir. Weber bu süreci rasyonelleşme süreci olarak ele alır. Yahudiler, Katolikler, Budistler, Konfuçyüsler ve Müslümanlar toplumların rasyonelleşmesinde önemli katkı sağlamakla birlikte modern kapitalizme bunlardan sadece Protestanlar geçebilmiştir. Bu bağlamda Weber modern öncesi dönemlerde en yaygın yönetim modelinin geleneksel otorite olduğunu ileri sürer. O, geleneksel otorite biçiminde politik gücün monopolleştiği aşamayı patrimonyalizm olarak adlandırır. Patrimonyalizmin uç noktasında ise keyfiliğin olabildiğince hüküm sürdüğü ‘sultanizm’ yer alır. Ayrıca Weber genelde Doğu devletlerinin patrimonyal bir sisteme sahip olduğunu, Osmanlı toplumunun ise bu tarz bir zihniyeti daha çok içselleştirip sultanizmle yönetildiğini iddia eder. Buradan yola çıkarak çalışmada Weber’in İslam ile ilgili yaklaşımları araştırılmıştır. Büyük Dünya Dinleri adını verdiği Yahudilik, Hıristiyanlık, Budizm, Konfuçyusizm ve İslam’ı Weber, Protestanlık kriterlerine göre ayrıştırarak ele alır. Ona göre tüm İslam toplumları ve tabi ki Osmanlı toplumunun feodal ve patrimonyal nitelikleri onların modern kapitalizme evrilmelerini önlemiştir. Bu bakımdan genel olarak patrimonyalizm kavramı; siyasi, hukuki, askeri ve iktisadi-mali patrimonyalizm gibi çeşitleri; pür, keyfi ve sultanizm gibi patrimonyalizm aşamaları; patrimonyalist toplum yapısı; doğu despotizmi, feodalizm, prebendalizm ve doğu kenti gibi patrimonyalizmin çeşitli tezahürleri ele alınmıştır. Öte yandan Osmanlı toplumunun sosyo-ekonomik yapısı yine Weber’in görüşleri çerçevesinde detaylı bir şekilde aktarılmıştır. Nitekim yönetim, hukuk ve yargı başta olmak üzere bütün sistemler Osmanlı’da tamamen adalet prensibiyle ve aklı ön plana alarak dizayn edilmiştir. Weberyen iddiaların aksine ulema akılcılığı ile Osmanlı toplumu her alanda kendine özgü rasyonel bir sistem üretmiştir.

    Max Weber’e göre modern kapitalizme evrilme başarısını sadece Batı toplumları gösterebilmiştir. Weber bu süreci rasyonelleşme süreci olarak ele alır. Yahudiler, Katolikler, Budistler, Konfuçyüsler ve Müslümanlar toplumların rasyonelleşmesinde önemli katkı sağlamakla birlikte modern kapitalizme bunlardan sadece Protestanlar geçebilmiştir. Bu bağlamda Weber modern öncesi dönemlerde en yaygın yönetim modelinin geleneksel otorite olduğunu ileri sürer. O, geleneksel otorite biçiminde politik gücün monopolleştiği aşamayı patrimonyalizm olarak adlandırır. Patrimonyalizmin uç noktasında ise keyfiliğin olabildiğince hüküm sürdüğü ‘sultanizm’ yer alır. Ayrıca Weber genelde Doğu devletlerinin patrimonyal bir sisteme sahip olduğunu, Osmanlı toplumunun ise bu tarz bir zihniyeti daha çok içselleştirip sultanizmle yönetildiğini iddia eder. Buradan yola çıkarak çalışmada Weber’in İslam ile ilgili yaklaşımları araştırılmıştır. Büyük Dünya Dinleri adını verdiği Yahudilik, Hıristiyanlık, Budizm, Konfuçyusizm ve İslam’ı Weber, Protestanlık kriterlerine göre ayrıştırarak ele alır. Ona göre tüm İslam toplumları ve tabi ki Osmanlı toplumunun feodal ve patrimonyal nitelikleri onların modern kapitalizme evrilmelerini önlemiştir. Bu bakımdan genel olarak patrimonyalizm kavramı; siyasi, hukuki, askeri ve iktisadi-mali patrimonyalizm gibi çeşitleri; pür, keyfi ve sultanizm gibi patrimonyalizm aşamaları; patrimonyalist toplum yapısı; doğu despotizmi, feodalizm, prebendalizm ve doğu kenti gibi patrimonyalizmin çeşitli tezahürleri ele alınmıştır. Öte yandan Osmanlı toplumunun sosyo-ekonomik yapısı yine Weber’in görüşleri çerçevesinde detaylı bir şekilde aktarılmıştır. Nitekim yönetim, hukuk ve yargı başta olmak üzere bütün sistemler Osmanlı’da tamamen adalet prensibiyle ve aklı ön plana alarak dizayn edilmiştir. Weberyen iddiaların aksine ulema akılcılığı ile Osmanlı toplumu her alanda kendine özgü rasyonel bir sistem üretmiştir.

    >