Kapat
0 Ürün
Alışveriş sepetinizde boş.
Kategoriler
    Filtreler
    Preferences
    Ara

    Kelime Kabukları

    ISBN :9786052235140
    Sayfa Sayısı :250
    Baskı Sayısı :1
    Ebatlar :13.5x19.5 cm
    Basım Yılı :2018
    290,00 ₺
    246,50 ₺

    Tükendi

    Tahmini Kargoya Veriliş Zamanı: 2-4 iş günü içerisinde tedarik edilip kargoya verilecektir.

    Medeniyet insanlığın en karanlık hali midir? İlkel olanın uygar ve ideal olan karşısında var olabilmesi mümkün müdür? İki ülke sınırı arasında, saklı bir vadide yaşayan, gözlerden ırak, unutulmuş bir halk yüzyıllar sonra “modern” toplum tarafından keşfedilirse ne olur?
    İnsanın doğa karşısında hayatta kalma mücadelesini, dil yitimini, ilkelin saflığını, modern ahlakın kirlenmişliğini, medeniyetin acımasızlığını distopyanın kurgusal dünyasında yeniden kuran Kelime Kabukları, çağlar boyu sürecek bir insanlık imkanının peşine düşüyor.

    Kollarını iki yana açtı. Yüzüne düşen iri damlalar gözyaşlarına karışarak yamaçtan dereye doğru akıyordu. Bakışlarıyla anlatmak istiyordu isyanını, gökyüzünün koyu gri sonsuzluğuna. Bu beden kaç kişilik acı çekmişti ve daha ne kadarına dayanabilecekti? Yeryüzündeki acıları, neden hep belli bir sınıf üstlenmek zorundaydı? Cevabı, sorusundan daha yakıcı olan ifadeleri, ilkçağ ve modern dönem tanrılarının yanıtlaması için atmosfere savurup durdu bir süre. O sırada bütün tanrılar susmayı tercih ediyordu veya hatrı sayılır kullarının dertleriyle meşgullerdi.

    Medeniyet insanlığın en karanlık hali midir? İlkel olanın uygar ve ideal olan karşısında var olabilmesi mümkün müdür? İki ülke sınırı arasında, saklı bir vadide yaşayan, gözlerden ırak, unutulmuş bir halk yüzyıllar sonra “modern” toplum tarafından keşfedilirse ne olur?
    İnsanın doğa karşısında hayatta kalma mücadelesini, dil yitimini, ilkelin saflığını, modern ahlakın kirlenmişliğini, medeniyetin acımasızlığını distopyanın kurgusal dünyasında yeniden kuran Kelime Kabukları, çağlar boyu sürecek bir insanlık imkanının peşine düşüyor.

    Kollarını iki yana açtı. Yüzüne düşen iri damlalar gözyaşlarına karışarak yamaçtan dereye doğru akıyordu. Bakışlarıyla anlatmak istiyordu isyanını, gökyüzünün koyu gri sonsuzluğuna. Bu beden kaç kişilik acı çekmişti ve daha ne kadarına dayanabilecekti? Yeryüzündeki acıları, neden hep belli bir sınıf üstlenmek zorundaydı? Cevabı, sorusundan daha yakıcı olan ifadeleri, ilkçağ ve modern dönem tanrılarının yanıtlaması için atmosfere savurup durdu bir süre. O sırada bütün tanrılar susmayı tercih ediyordu veya hatrı sayılır kullarının dertleriyle meşgullerdi.

    >