Kapat
0 Ürün
Alışveriş sepetinizde boş.
Kategoriler
    Filtreler
    Preferences
    Ara

    Hayat Gibi

    Yayınevi : İthaki Yayınları
    Yazar : Ercan Başer
    ISBN :9786057762221
    Sayfa Sayısı :120
    Baskı Sayısı :1
    Ebatlar :13.5x19.5 cm
    Basım Yılı :2019
    150,00 ₺
    120,00 ₺

    Tükendi

    Tahmini Kargoya Veriliş Zamanı: 2-4 iş günü içerisinde tedarik edilip kargoya verilecektir.

    İğne, kendine bağlı olan ipi bambaşka bir şekille ödüllendirir ve ondan ayrılır. Yağmur, ağzını açmış koca bir canavar gibi onu bekleyen toprağı sert darbelerle kırbaçlar ve onu yeşertir. Ateş, bir zamanlar korkudan kendine secde eden insanları ısıtır ve yaşamalarına olanak sağlar. Kelimeler de mahir bir el onlarla sıra dışı bir öykü evreni kurana dek devasa bir yapbozun dağılmış parçaları gibi durur insan zihninde.

    Hayat Gibi, 2015 Ahmet Hamdi Tanpınar Ödülü sahibi olan Ercan Başer’in iğne olup okuru yeniden şekillendiren, yaratıcılığın bereketsizleşen toprağını yağmur gibi yeşerten ve keskin zekânın ateşi ile dilin yaşam alanını genişleten öykülerinden oluşuyor.

    “Hep öyle derler ya, bu senin hikâyen; evet diyorsun, benim. Ve şimdiden sonunu merak ediyorsun. Sırf sonu için ne kötü filmler seyrettin, ne kötü kitaplar okudun, ne kötü insanlara katlandın. Şimdi de seni havada bir yerde asılı tutan bu sandalyeden kalkıp gitmiyorsun, çünkü her şeye karşın, bu hikâyenin hiç düşünmediğin gibi biteceğine dair içinde çocukça, belki de aptalca bir umut taşıyorsun.”

    İğne, kendine bağlı olan ipi bambaşka bir şekille ödüllendirir ve ondan ayrılır. Yağmur, ağzını açmış koca bir canavar gibi onu bekleyen toprağı sert darbelerle kırbaçlar ve onu yeşertir. Ateş, bir zamanlar korkudan kendine secde eden insanları ısıtır ve yaşamalarına olanak sağlar. Kelimeler de mahir bir el onlarla sıra dışı bir öykü evreni kurana dek devasa bir yapbozun dağılmış parçaları gibi durur insan zihninde.

    Hayat Gibi, 2015 Ahmet Hamdi Tanpınar Ödülü sahibi olan Ercan Başer’in iğne olup okuru yeniden şekillendiren, yaratıcılığın bereketsizleşen toprağını yağmur gibi yeşerten ve keskin zekânın ateşi ile dilin yaşam alanını genişleten öykülerinden oluşuyor.

    “Hep öyle derler ya, bu senin hikâyen; evet diyorsun, benim. Ve şimdiden sonunu merak ediyorsun. Sırf sonu için ne kötü filmler seyrettin, ne kötü kitaplar okudun, ne kötü insanlara katlandın. Şimdi de seni havada bir yerde asılı tutan bu sandalyeden kalkıp gitmiyorsun, çünkü her şeye karşın, bu hikâyenin hiç düşünmediğin gibi biteceğine dair içinde çocukça, belki de aptalca bir umut taşıyorsun.”

    >