Kapat
0 Ürün
Alışveriş sepetinizde boş.
Kategoriler
    Filtreler
    Preferences
    Ara

    Gökçadırda Bir Seyirlik

    Yayınevi : Klaros Yayınları
    ISBN :9786257352741
    Sayfa Sayısı :72
    Baskı Sayısı :1
    Ebatlar :13.5x21 cm
    Basım Yılı :2021
    250,00 ₺
    187,50 ₺

    Tükendi

    Tahmini Kargoya Veriliş Zamanı: 2-4 iş günü içerisinde tedarik edilip kargoya verilecektir.

    Çocukluğumun en çın çınlı resimleri, babamla yaptığımız tramvay gezilerinin alt beyne çökmüş görüntüleriydi... Pazar günlerinin,
    ama çokluk ilkyaz ve yaz güneşinin bol ışığında tabedilmiş o resimlerin bunca zaman solmadan saklanması çocuk belleğinin bir
    mucizesi olmalıydı...

    O kent, tarihinin “Latin İstilası”ndan sonra en acımasız istilasını yaşadığının hiç farkında değildi... Belki de kent farkındaydı da, biz
    o vahim yağmayı çok geç fark etmiştik...

    Bir dünya ve kültürler başkenti İstanbul, varoşlardan gelen kuşatmanın baskısıyla soluksuz, sur içindeki eski dokuya yapılan
    saldırılarla bertilmiş, örselenmişti...

    Aradan geçen yaklaşık yarım asrın nasıl geçtiğini ne İstanbul anlayabildi, ne de o kentin yitip giden insanları... Kenti umarsız kılan
    kuşatılma duygusu, alt beynimde saklı kalan resimleri de ürkütüyordu... Kentin kültür katları ile gencecik bir beynin bilmeden
    biriktirdiği o resimler galerisinin kılcal köklerle birbirlerine dokunmaları, düş ve gerçeğin şimşek, şimşek kanadığı dil yağmurlarına
    dönüşüyordu...

    Çocukluğumun en çın çınlı resimleri, babamla yaptığımız tramvay gezilerinin alt beyne çökmüş görüntüleriydi... Pazar günlerinin,
    ama çokluk ilkyaz ve yaz güneşinin bol ışığında tabedilmiş o resimlerin bunca zaman solmadan saklanması çocuk belleğinin bir
    mucizesi olmalıydı...

    O kent, tarihinin “Latin İstilası”ndan sonra en acımasız istilasını yaşadığının hiç farkında değildi... Belki de kent farkındaydı da, biz
    o vahim yağmayı çok geç fark etmiştik...

    Bir dünya ve kültürler başkenti İstanbul, varoşlardan gelen kuşatmanın baskısıyla soluksuz, sur içindeki eski dokuya yapılan
    saldırılarla bertilmiş, örselenmişti...

    Aradan geçen yaklaşık yarım asrın nasıl geçtiğini ne İstanbul anlayabildi, ne de o kentin yitip giden insanları... Kenti umarsız kılan
    kuşatılma duygusu, alt beynimde saklı kalan resimleri de ürkütüyordu... Kentin kültür katları ile gencecik bir beynin bilmeden
    biriktirdiği o resimler galerisinin kılcal köklerle birbirlerine dokunmaları, düş ve gerçeğin şimşek, şimşek kanadığı dil yağmurlarına
    dönüşüyordu...

    >