Kapat
0 Ürün
Alışveriş sepetinizde boş.
Kategoriler
    Filtreler
    Preferences
    Ara

    Enerji Boru Hatları ve Türkiye’nin Jeopolitiği

    Yayınevi : Berikan Yayınları
    ISBN :9786257049047
    Sayfa Sayısı :192
    Baskı Sayısı :1
    Ebatlar :14x21 cm
    Basım Yılı :2020
    287,00 ₺
    243,95 ₺
    Tahmini Kargoya Veriliş Zamanı: 2-4 iş günü içerisinde tedarik edilip kargoya verilecektir.

    Çalışma, öncelikle Türkiye toprakları üzerinde inşası tamamlanmış olan, devam eden ve planlanmış petrol ve doğal gaz boru hatlarının durumunu ve ülke jeopolitiğine etkilerini analiz etmeyi ve böylece başlangıçta sorulan: Jeopolitik teoriler ışığında, Türkiye’nin toprakları ve limanları aracılığı ile uluslararası bağlantıları sağlanan enerji boru hattı projelerinin Türkiye’nin jeopolitik gücüne etkileri nelerdir? vb. sorulara cevap üretmeyi hedeflemektedir. Özellikle son dönemde Doğu Akdeniz havzasında yoğunlaşan hidrokarbon kaynakları paylaşım mücadelesi ile birlikte konu önemini daha da artırmıştır. Süreç bir taraftan İsrail, Yunanistan, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ve Mısır gibi ülkelerin kendi aralarında yaptıkları anlaşmalar ile diğer taraftan da Türkiye ve Libya Ulusal Mutabakat Hükümeti arasında akdedilen Deniz Yetki Alanları Antlaşması gibi hamlelerle şekillenirken; küresel güçler, büyük Avrupa devletleri ve küresel petrol şirketleri de durumu kendi çıkarları açısından değerlendirmekte ve pozisyon almaktadırlar. Bu çerçevede çalışmanın öncelikle ilgili alan yazına ve yine konuya ilişkin politika yapıcıların analizlerine katkı sağlayacağı değerlendirilmektedir.

    Çalışma, öncelikle Türkiye toprakları üzerinde inşası tamamlanmış olan, devam eden ve planlanmış petrol ve doğal gaz boru hatlarının durumunu ve ülke jeopolitiğine etkilerini analiz etmeyi ve böylece başlangıçta sorulan: Jeopolitik teoriler ışığında, Türkiye’nin toprakları ve limanları aracılığı ile uluslararası bağlantıları sağlanan enerji boru hattı projelerinin Türkiye’nin jeopolitik gücüne etkileri nelerdir? vb. sorulara cevap üretmeyi hedeflemektedir. Özellikle son dönemde Doğu Akdeniz havzasında yoğunlaşan hidrokarbon kaynakları paylaşım mücadelesi ile birlikte konu önemini daha da artırmıştır. Süreç bir taraftan İsrail, Yunanistan, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ve Mısır gibi ülkelerin kendi aralarında yaptıkları anlaşmalar ile diğer taraftan da Türkiye ve Libya Ulusal Mutabakat Hükümeti arasında akdedilen Deniz Yetki Alanları Antlaşması gibi hamlelerle şekillenirken; küresel güçler, büyük Avrupa devletleri ve küresel petrol şirketleri de durumu kendi çıkarları açısından değerlendirmekte ve pozisyon almaktadırlar. Bu çerçevede çalışmanın öncelikle ilgili alan yazına ve yine konuya ilişkin politika yapıcıların analizlerine katkı sağlayacağı değerlendirilmektedir.

    >