Kapat
0 Ürün
Alışveriş sepetinizde boş.
Kategoriler
    Filtreler
    Preferences
    Ara

    Elveda Gülçimen

    Yazar : Mahmut Demirci
    ISBN :9786257018371
    Sayfa Sayısı :240
    Baskı Sayısı :1
    Ebatlar :13.5x21 cm
    Basım Yılı :2021
    135,00 ₺
    121,50 ₺

    Tükendi

    Tahmini Kargoya Veriliş Zamanı: 2-4 iş günü içerisinde tedarik edilip kargoya verilecektir.

    Elveda Gülçimen
    Mahmut Demirci

    Gülçimen…
    Mavi, kırmızı ve beyaz güllerin insanları selamladığı diyar…
    Alabildiğince uzanan dağların arasına saklanmış ata yurdu…
    Toprağı bereket, suyu lezzet, havası sıhhat olan güzel köyüm. Yine giymiş bahar gelinliğini…
    Mevsimler değişmiş, haberci rüzgârlar taze bir mevsimi taşımaya başlamış köyümün üzerine. Kuşlar hiç söylenmemiş bahar türkülerini seslendirmeye başlamış. Eteklerindeki karları eriten ulu dağları taze bahar çiçeklerinin heyecanı sarmış.
    Ağaçlar çiçeğe, gökyüzü rahmete durmuş. Bahar, toprağa can olmuş. Dağlar yeşermeye, çayırlar gül ve çimenlerle bezenmeye başlamış. Anadolu’nun bu şirin köyü, adını bu güllerden ve çimenlerden almış.
    Taş duvarların oyuklarında yuva yapma telaşına düşen göçmen kuşlar, bazen ilkbaharı bazen de sonbaharı müjdelemişler. Vadiler, rengini sarıya bırakıp yeşile küsmüş bir halde farklı renklere bürünürken ilkbaharın neşesini yaşayan gönülleri hüzün kaplamış ve kapıyı ayrılıklar çalmış.
    ***
    Ayrılık, ah ayrılık…
    Yüreği sızlatır. Matem koyar sadrına. Izdırap katar insanın gönül dünyasına.
    Hangi dilde, hangi cümlelerle anlatılır bilmem…
    Haykırsan dile gelmez, cümle kursan söze… Ayrılık bu, ölümden farkı yok.
    Sevda, ayrılık ve hüzün… Hepsi gurbette düşer insanın aklına.
    Gün gelir en tatlı uykunu böler, gün gelir ufka doğru bakışlarınla alıp götürür seni.
    SABIR koyacaksın gurbetin yüreğine, AYRILIĞIN gönül tahtına.
    Ey sevdiceğim! Ey Gülçimen’im!

    Elveda Gülçimen
    Mahmut Demirci

    Gülçimen…
    Mavi, kırmızı ve beyaz güllerin insanları selamladığı diyar…
    Alabildiğince uzanan dağların arasına saklanmış ata yurdu…
    Toprağı bereket, suyu lezzet, havası sıhhat olan güzel köyüm. Yine giymiş bahar gelinliğini…
    Mevsimler değişmiş, haberci rüzgârlar taze bir mevsimi taşımaya başlamış köyümün üzerine. Kuşlar hiç söylenmemiş bahar türkülerini seslendirmeye başlamış. Eteklerindeki karları eriten ulu dağları taze bahar çiçeklerinin heyecanı sarmış.
    Ağaçlar çiçeğe, gökyüzü rahmete durmuş. Bahar, toprağa can olmuş. Dağlar yeşermeye, çayırlar gül ve çimenlerle bezenmeye başlamış. Anadolu’nun bu şirin köyü, adını bu güllerden ve çimenlerden almış.
    Taş duvarların oyuklarında yuva yapma telaşına düşen göçmen kuşlar, bazen ilkbaharı bazen de sonbaharı müjdelemişler. Vadiler, rengini sarıya bırakıp yeşile küsmüş bir halde farklı renklere bürünürken ilkbaharın neşesini yaşayan gönülleri hüzün kaplamış ve kapıyı ayrılıklar çalmış.
    ***
    Ayrılık, ah ayrılık…
    Yüreği sızlatır. Matem koyar sadrına. Izdırap katar insanın gönül dünyasına.
    Hangi dilde, hangi cümlelerle anlatılır bilmem…
    Haykırsan dile gelmez, cümle kursan söze… Ayrılık bu, ölümden farkı yok.
    Sevda, ayrılık ve hüzün… Hepsi gurbette düşer insanın aklına.
    Gün gelir en tatlı uykunu böler, gün gelir ufka doğru bakışlarınla alıp götürür seni.
    SABIR koyacaksın gurbetin yüreğine, AYRILIĞIN gönül tahtına.
    Ey sevdiceğim! Ey Gülçimen’im!

    >