palme kitabevi, akademik kitap, hazırlık kitapları, eğitim yayınları, üniversite kitapları, sınav hazırlık, ders kitapları, akademik kaynak
 
Kapat
0 Ürün
Alışveriş sepetinizde boş.
Kategoriler
    Filtreler
    Preferences
    Ara

    Bizim Diyar

    Yayınevi : Kapı Yayınları
    Yazar : Sevinç Çokum
    ISBN :9786055257057
    Sayfa Sayısı :274
    Baskı Sayısı :3
    Ebatlar :13.5x19.5 cm
    Basım Yılı :2016
    325,00 ₺
    260,00 ₺
    Tahmini Kargoya Veriliş Zamanı: 2-4 iş günü içerisinde tedarik edilip kargoya verilecektir.

    Sevinç Çokum, Balkan coğrafyasına Yahya Kemal'in imlediği gibi bakıyor.

    Yazarlık hayatının ikinci romanı olan bu metinde Çokum, bir göç hikâyesi anlatıyor. Bu göç, bizim aslında çok yakından bildiğimiz bir mecburi göç. Sürgün elbette: Osmanlı'nın kaybettiği Balkanlar'dan ayrılmak zorunda kalan bir ailenin çeşitli bireyleri üzerinden bütün göçlerin o temel duygusuna, o büyük hüzne varıyor. Bir yanda ölümler, bitmeyen zorlu yolculuklar, kendi toprağından ayrılmanın derin üzüntüsü; öte yanda dirayet, kenetlenme, öfke ve yan yanalık.

    Bizim Diyarın en belirgin duygusu, bu kenetlenme olmalıdır. İstanbul'da son bulan bu göçü, herkes başka yerlerde, başka zamanlarda yaşamış ve sonunda yerleşik olabilmiştir. Ama hep o inatla. Ve elbette "geçse de hiç unutulmayacak" bir hafızayla.

    "Hangi birini anlatayım? Gece ışıldaklar karayı yalayıp geçiyor. Patlamalar, alevler, açılan gedikler, sessizce ölen askerler... İnleyen yaralılar... Bu bir imtihandır ana. Burada kendimizi öğreniyoruz. Yaşamaya hakkımız olduğunu, düşmanımızı öğreniyoruz... Telefonlar... Tayyarelerin gelip geçişi... Sudaki günün parıltılarına, gece yıldızlara bakmaya zaman yok. Otlar nemli, böcekler kuşlar öter durur. Siperler, dikenli hatlar... Askerlerden biri incir toplayıp getirmiş. Geceleri türkü okuyorlar. Yıllardır böyle birlik olunması için uğraşıp durmuştuk. Yeniden toparlandık. Yeniden doğduk."

    Ürünler özellikleri
    Dil Türkçe
    Cilt Tipi Ciltsiz

    Sevinç Çokum, Balkan coğrafyasına Yahya Kemal'in imlediği gibi bakıyor.

    Yazarlık hayatının ikinci romanı olan bu metinde Çokum, bir göç hikâyesi anlatıyor. Bu göç, bizim aslında çok yakından bildiğimiz bir mecburi göç. Sürgün elbette: Osmanlı'nın kaybettiği Balkanlar'dan ayrılmak zorunda kalan bir ailenin çeşitli bireyleri üzerinden bütün göçlerin o temel duygusuna, o büyük hüzne varıyor. Bir yanda ölümler, bitmeyen zorlu yolculuklar, kendi toprağından ayrılmanın derin üzüntüsü; öte yanda dirayet, kenetlenme, öfke ve yan yanalık.

    Bizim Diyarın en belirgin duygusu, bu kenetlenme olmalıdır. İstanbul'da son bulan bu göçü, herkes başka yerlerde, başka zamanlarda yaşamış ve sonunda yerleşik olabilmiştir. Ama hep o inatla. Ve elbette "geçse de hiç unutulmayacak" bir hafızayla.

    "Hangi birini anlatayım? Gece ışıldaklar karayı yalayıp geçiyor. Patlamalar, alevler, açılan gedikler, sessizce ölen askerler... İnleyen yaralılar... Bu bir imtihandır ana. Burada kendimizi öğreniyoruz. Yaşamaya hakkımız olduğunu, düşmanımızı öğreniyoruz... Telefonlar... Tayyarelerin gelip geçişi... Sudaki günün parıltılarına, gece yıldızlara bakmaya zaman yok. Otlar nemli, böcekler kuşlar öter durur. Siperler, dikenli hatlar... Askerlerden biri incir toplayıp getirmiş. Geceleri türkü okuyorlar. Yıllardır böyle birlik olunması için uğraşıp durmuştuk. Yeniden toparlandık. Yeniden doğduk."

    Ürünler özellikleri
    Dil Türkçe
    Cilt Tipi Ciltsiz
    >