Kapat
0 Ürün
Alışveriş sepetinizde boş.
Kategoriler
    Filtreler
    Preferences
    Ara

    Bir Köyün ve Köylünün Ömür Serüveni

    Yayınevi : Cinius Yayınları
    ISBN :9786257313537
    Sayfa Sayısı :348
    Baskı Sayısı :1
    Ebatlar :13x19.5 cm
    Basım Yılı :2021
    490,00 ₺
    392,00 ₺
    Tahmini Kargoya Veriliş Zamanı: 2-4 iş günü içerisinde tedarik edilip kargoya verilecektir.

    Doğup büyüdüğüm, okuyup yazmayı öğrendiğim, acısıyla tabısıyla, yoksulluğuyla, neşesiyle çocukluk ve gençliğimin ilk dönemlerini geçirdiğim canım köyüm Bektaşlar, namı diğer PAPRAT...

    Cebel’de 19.05.1989 yürüyüşlerinden sonra 22 Mayıs gecesi: Bedeli, ağır bir dayak ve iki kırılmış kaburga. Sırtımda çok miktarda cop, dipçik ve tekme izleri. Derinin altına birikmiş simsiyah kan ve morluklar. Nefes alıp veremediğim için doğru dürüst konuşamamak. Ayakta veya oturarak duramamak. Üstlerinden gelen talimat üzere doktorların da bakamadıkları ve tedavi edemedikleri bir dönem...

    22 Mayıs gece yarısından sonra, 23 Mayıs’ın ilk saatlerinde, arkadaşım Mümün (Körpe) ile birlikte emniyette ifade vermiştik. Dayak muamelesi bittikten sonra serbest olduğumuzu ve gidebileceğimizi söylediler. Ancak ayağa kalkmamızla yere yığılmamız bir oluyordu. Kalkıp yürüyecek gücümüz kalmamıştı. Kırık kaburga ile nefes alamıyorduk…

    Doğup büyüdüğüm, okuyup yazmayı öğrendiğim, acısıyla tabısıyla, yoksulluğuyla, neşesiyle çocukluk ve gençliğimin ilk dönemlerini geçirdiğim canım köyüm Bektaşlar, namı diğer PAPRAT...

    Cebel’de 19.05.1989 yürüyüşlerinden sonra 22 Mayıs gecesi: Bedeli, ağır bir dayak ve iki kırılmış kaburga. Sırtımda çok miktarda cop, dipçik ve tekme izleri. Derinin altına birikmiş simsiyah kan ve morluklar. Nefes alıp veremediğim için doğru dürüst konuşamamak. Ayakta veya oturarak duramamak. Üstlerinden gelen talimat üzere doktorların da bakamadıkları ve tedavi edemedikleri bir dönem...

    22 Mayıs gece yarısından sonra, 23 Mayıs’ın ilk saatlerinde, arkadaşım Mümün (Körpe) ile birlikte emniyette ifade vermiştik. Dayak muamelesi bittikten sonra serbest olduğumuzu ve gidebileceğimizi söylediler. Ancak ayağa kalkmamızla yere yığılmamız bir oluyordu. Kalkıp yürüyecek gücümüz kalmamıştı. Kırık kaburga ile nefes alamıyorduk…

    >