Kapat
0 Ürün
Alışveriş sepetinizde boş.
Kategoriler
    Filtreler
    Preferences
    Ara

    Arkeoloji

    Yayınevi : İletişim Yayınevi
    Yazar : Kolektif
    ISBN :9789750525865
    Sayfa Sayısı :205
    Baskı Sayısı :1
    Ebatlar :13x19.5 cm
    Basım Yılı :2019
    340,00 ₺
    289,00 ₺

    Tükendi

    Tahmini Kargoya Veriliş Zamanı: 2-4 iş günü içerisinde tedarik edilip kargoya verilecektir.

    Bu derlemedeki yazılar, geçmişi yorumlamak ve geleceği tayin etmek için verilen mücadelenin ana mecralarından biri olan arkeolojinin politikasına ışık tutuyor. Arkeoloji, üzerinde hak iddia ettikleri toprakla aralarındaki tarihsel bağı ispat etmek isteyen ulusdevletlerin, kendilerine şanlı bir geçmiş kurgulamak isteyen halkların ve toprak gasplarını medeniyet anlatılarıyla meşrulaştırma gereği duyan kolonyal güçlerin elinde etkili bir araca dönüşmüştür.

    1980’lerden itibaren disiplin içinden ve dışından arkeoloji pratiğine yöneltilen tüm eleştirilere rağmen, Irak’tan Filistin topraklarına kadar 21. yüzyılda yaşanan çatışmalar, arkeolojik eserlerin günümüzde hala savaş sahalarına sürülebildiğini gösteriyor. Bu derlemeye katkıda bulunan yazarlar, ulusların inşa süreciyle beraber bilimler arasındaki yerini sağlamlaştıran, kolonyalizmin himayesi altında serpilen ve kapitalizmle eklemlenen arkeolojiyi, bu güçlerle arasındaki karşılıklı
    üretim ve yeniden üretim ilişkisini gözden geçirmeye çağırıyor.

    Hepsinden önemlisi, arkeologları, ölü topluluklarla değil yaşayan insanlarla ve günümüzde hala etkinliğini sürdüren nesnelerle çalıştıklarının bilincinde olup buna uygun bir etik geliştirmeye davet
    ediyor.

    Bu derlemedeki yazılar, geçmişi yorumlamak ve geleceği tayin etmek için verilen mücadelenin ana mecralarından biri olan arkeolojinin politikasına ışık tutuyor. Arkeoloji, üzerinde hak iddia ettikleri toprakla aralarındaki tarihsel bağı ispat etmek isteyen ulusdevletlerin, kendilerine şanlı bir geçmiş kurgulamak isteyen halkların ve toprak gasplarını medeniyet anlatılarıyla meşrulaştırma gereği duyan kolonyal güçlerin elinde etkili bir araca dönüşmüştür.

    1980’lerden itibaren disiplin içinden ve dışından arkeoloji pratiğine yöneltilen tüm eleştirilere rağmen, Irak’tan Filistin topraklarına kadar 21. yüzyılda yaşanan çatışmalar, arkeolojik eserlerin günümüzde hala savaş sahalarına sürülebildiğini gösteriyor. Bu derlemeye katkıda bulunan yazarlar, ulusların inşa süreciyle beraber bilimler arasındaki yerini sağlamlaştıran, kolonyalizmin himayesi altında serpilen ve kapitalizmle eklemlenen arkeolojiyi, bu güçlerle arasındaki karşılıklı
    üretim ve yeniden üretim ilişkisini gözden geçirmeye çağırıyor.

    Hepsinden önemlisi, arkeologları, ölü topluluklarla değil yaşayan insanlarla ve günümüzde hala etkinliğini sürdüren nesnelerle çalıştıklarının bilincinde olup buna uygun bir etik geliştirmeye davet
    ediyor.

    >