Kapat
0 Ürün
Alışveriş sepetinizde boş.
Kategoriler
    Filtreler
    Preferences
    Ara

    Anayasal Hakların Çatışması

    Yayınevi : Adalet Yayınevi
    ISBN :9786257277761
    Sayfa Sayısı :533
    Baskı Sayısı :1
    Ebatlar :16x23.5 cm
    Basım Yılı :2020
    810,00 ₺
    729,00 ₺

    Tükendi

    Tahmini Kargoya Veriliş Zamanı: 2-4 iş günü içerisinde tedarik edilip kargoya verilecektir.

    Yazdıkça yaşlanıyoruz. İlim yolu bir uzun yol. Öğrendikçe, ilim denizinin haşmeti ve derinliği karşısında hayretimiz artıyor. Yine de gayretle çalışmaya devam etmekten başka çare yoktur. Bu noktada imdada Yunus’un şu mısraları yetişmektedir:

    Ne ilmim var ne tâ'atim

    Ne gücüm var ne tâkatim

    Meğer kıla inâyetin

    Yüzümüzü ak Çalab'ım

    Elinizdeki çalışma, hakların çatışması konusunu ele almayı amaçlamaktadır. Çatışma, ihtilaf ve uyuşmazlık hukuk alanının en temel kavramlarındandır. Konu haklar arasındaki çatışma olunca, devreye bir o kadar önemli bir mesele daha girmektedir. O da haklar. Ahlak felsefesinde de geniş bir incelemeye tabi tutulan ahlâkî hakların ve değerlerin çatışması, anayasal hakların çatışmasına teorik açıdan ışık tutabilir. Çünkü anayasal haklar, belirli bir önem atfedilen menfaat ve değerleri korumaktadır. Buna karşılık, hukukun kendine has doğası nedeniyle, ahlak felsefesinde tartışılmayan yönleri de bulunmaktadır.

    Bu kapsamda, hakların çatışması bizatihi “ihtilaf alanı” olduğu gibi, çatışmaların çözüm yolları konusunda da çeşitli “ihtilaflar” bulunmaktadır. İhtilaflar, teorik görüş farklılıklarına bağlı olarak, haklar arasında çatışmanın mümkün olup olmadığı ve eğer mümkün görülürse bunların hangi yöntemlerle çözüleceği noktasında toplanmaktadır. Hakları çatıştırmanın onların “gücünü zayıflatacağı” iddiasıyla, çatışmayı önlemek için hakların alanını çatışmayacak şekilde “belirginleştiren” görüş, çatışma karşıtı bir görüştür. Buna karşılık, çatışmayı kabul edenler de kendi aralarında “çözüm yöntemleri” açısından ayrışmaktadırlar. Kısacası, hak çatışmalarını kural çatışmasına benzeterek çözüm arayanlardan tutalım, haklar arasında hiyerarşi oluşturarak, hakları bir teraziye koyup tartarak (dengeleme) veya kategorik sınıflandırmalar yaparak çözmeye çalışanlara kadar değişen yelpazede görüşler oluşmuştur. Bunlar arasında en yaygın kabul göreni ve uygulananı, hak çatışmalarını “dengeleme” yöntemi ile çözmeyi öneren görüştür. AYM ve AİHM uygulamasında da dengeleme dilinin hâkim olduğu göze çarpmaktadır. Biz de asli yöntem olarak dengeleme yöntemini benimsedik, fakat bu yöntemin uygun olmadığı alanlarda kategorik ve kural temelli yöntemin uygun olduğunu düşünüyoruz.

    Yazdıkça yaşlanıyoruz. İlim yolu bir uzun yol. Öğrendikçe, ilim denizinin haşmeti ve derinliği karşısında hayretimiz artıyor. Yine de gayretle çalışmaya devam etmekten başka çare yoktur. Bu noktada imdada Yunus’un şu mısraları yetişmektedir:

    Ne ilmim var ne tâ'atim

    Ne gücüm var ne tâkatim

    Meğer kıla inâyetin

    Yüzümüzü ak Çalab'ım

    Elinizdeki çalışma, hakların çatışması konusunu ele almayı amaçlamaktadır. Çatışma, ihtilaf ve uyuşmazlık hukuk alanının en temel kavramlarındandır. Konu haklar arasındaki çatışma olunca, devreye bir o kadar önemli bir mesele daha girmektedir. O da haklar. Ahlak felsefesinde de geniş bir incelemeye tabi tutulan ahlâkî hakların ve değerlerin çatışması, anayasal hakların çatışmasına teorik açıdan ışık tutabilir. Çünkü anayasal haklar, belirli bir önem atfedilen menfaat ve değerleri korumaktadır. Buna karşılık, hukukun kendine has doğası nedeniyle, ahlak felsefesinde tartışılmayan yönleri de bulunmaktadır.

    Bu kapsamda, hakların çatışması bizatihi “ihtilaf alanı” olduğu gibi, çatışmaların çözüm yolları konusunda da çeşitli “ihtilaflar” bulunmaktadır. İhtilaflar, teorik görüş farklılıklarına bağlı olarak, haklar arasında çatışmanın mümkün olup olmadığı ve eğer mümkün görülürse bunların hangi yöntemlerle çözüleceği noktasında toplanmaktadır. Hakları çatıştırmanın onların “gücünü zayıflatacağı” iddiasıyla, çatışmayı önlemek için hakların alanını çatışmayacak şekilde “belirginleştiren” görüş, çatışma karşıtı bir görüştür. Buna karşılık, çatışmayı kabul edenler de kendi aralarında “çözüm yöntemleri” açısından ayrışmaktadırlar. Kısacası, hak çatışmalarını kural çatışmasına benzeterek çözüm arayanlardan tutalım, haklar arasında hiyerarşi oluşturarak, hakları bir teraziye koyup tartarak (dengeleme) veya kategorik sınıflandırmalar yaparak çözmeye çalışanlara kadar değişen yelpazede görüşler oluşmuştur. Bunlar arasında en yaygın kabul göreni ve uygulananı, hak çatışmalarını “dengeleme” yöntemi ile çözmeyi öneren görüştür. AYM ve AİHM uygulamasında da dengeleme dilinin hâkim olduğu göze çarpmaktadır. Biz de asli yöntem olarak dengeleme yöntemini benimsedik, fakat bu yöntemin uygun olmadığı alanlarda kategorik ve kural temelli yöntemin uygun olduğunu düşünüyoruz.

    >