Kapat
0 Ürün
Alışveriş sepetinizde boş.
Kategoriler
    Filtreler
    Preferences
    Ara

    Akdeniz Kırlangıcı

    Yayınevi : Gece Kitaplığı
    ISBN :9786052882108
    Sayfa Sayısı :468
    Baskı Sayısı :1
    Ebatlar :16x24 cm
    Basım Yılı :2018
    534,00 ₺
    373,80 ₺
    Tahmini Kargoya Veriliş Zamanı: 2-4 iş günü içerisinde tedarik edilip kargoya verilecektir.

    "Hayat, var ile yok arasına gerilen gerçek ve düşlerin birikiminden oluşan bir yumaktır. Akılla bulduğunu, muhabbet yağmurlarıyla sula da büyüsün. Anıları acılar üzerine bina edilmiş bu adam, şimdi mutluluk yorgunu senin yanında."

    İçinde sıcacık duygular filiz verirken sevince kapıldı. Başı, iki elinin arasında düşünüyordu:
    "Aşkın yaşı olur mu?" diye içlenerek sordu.

    "O, ölçü tanımaz. Ne milliyet, ne din,  ne yaş bilir. İsa'nın çarmıhı gibi dara çeker. İbrahim'in ateşinde yakar. Mansur olur yüzülür, Nesimi'de gökyüzünden yere ağar."
    "Şimdi ne yapalım?" 

    "Mazlumun yanında olmalıyız. Yüreğimiz taşlaşmadan kalkalım, bunca dikenin ve taşın arasından sıyrılalım. Yâd elde yaraları depreşen âşıklar gibi can ipliğimiz kopmak üzereyken heder olmayalım Kırlangıç'ım."

    Buğulu bir bahar sabahıydı. Yaralı ceylan garipliğiyle taşların üzerinden kalktılar. Deniz, gökyüzü,  ağaçlar ve kumsal, kurt dumanıyla kaplandı. Her yan karardı. Nereden geldiği belli olmayan çıvgın yağmur damlaları,  adresi kayıp bir sızı kıvamında çöktü gönüllerine.

    "Hayat, var ile yok arasına gerilen gerçek ve düşlerin birikiminden oluşan bir yumaktır. Akılla bulduğunu, muhabbet yağmurlarıyla sula da büyüsün. Anıları acılar üzerine bina edilmiş bu adam, şimdi mutluluk yorgunu senin yanında."

    İçinde sıcacık duygular filiz verirken sevince kapıldı. Başı, iki elinin arasında düşünüyordu:
    "Aşkın yaşı olur mu?" diye içlenerek sordu.

    "O, ölçü tanımaz. Ne milliyet, ne din,  ne yaş bilir. İsa'nın çarmıhı gibi dara çeker. İbrahim'in ateşinde yakar. Mansur olur yüzülür, Nesimi'de gökyüzünden yere ağar."
    "Şimdi ne yapalım?" 

    "Mazlumun yanında olmalıyız. Yüreğimiz taşlaşmadan kalkalım, bunca dikenin ve taşın arasından sıyrılalım. Yâd elde yaraları depreşen âşıklar gibi can ipliğimiz kopmak üzereyken heder olmayalım Kırlangıç'ım."

    Buğulu bir bahar sabahıydı. Yaralı ceylan garipliğiyle taşların üzerinden kalktılar. Deniz, gökyüzü,  ağaçlar ve kumsal, kurt dumanıyla kaplandı. Her yan karardı. Nereden geldiği belli olmayan çıvgın yağmur damlaları,  adresi kayıp bir sızı kıvamında çöktü gönüllerine.

    >