Kapat
0 Ürün
Alışveriş sepetinizde boş.
Kategoriler
    Filtreler
    Preferences
    Ara

    Ah Benim Şeker Fabrikalarım

    Yayınevi : Su Yayınevi
    Yazar : Kenan İpek
    ISBN :9786054554560
    Sayfa Sayısı :192
    Baskı Sayısı :1
    Ebatlar :13.5x21.5 cm
    Basım Yılı :2020
    250,00 ₺
    187,50 ₺

    Tükendi

    Tahmini Kargoya Veriliş Zamanı: 2-4 iş günü içerisinde tedarik edilip kargoya verilecektir.

    Anadolu’nun dört bir yanına kurulan fabrikalar istihdam yaratmanın çok ötesinde işçilerin sosyal ve kültürel dönüşümünü de hedefleyen, kentte yaşayanların da hayatına değen, hayatını zenginleştiren, kentin ekonomik, sosyal kültürel ilişkilerinin biçimlenmesinde lokomotif işlevi gören fabrikalardı. Fabrikayla birlikte kurulan, işçi lojmanları, okul, kütüphane, sağlık üniteleri, dinlenme tesisleri, tatil kampları, tüketim kooperatifleri, çocuk parkı, sinema ve spor salonlarıyla, tiyatro grupları, müzik korolarıyla modern bir yaşam tarzının yerleştirilmesi hedefleniyordu. Ortak yaşam alanlarında, işçilere, ailelerine okuma yazma öğretiliyor, sinema, tiyatro, müzik ile tanıştırılıyor, kitap okuma, düzenli spor yapma alışkanlığı kazandırılmaya çalışılıyordu. Yapılmak istenilen fabrika eksenli bir sosyal kalkınma modeliydi.

    Özelleştirme politikaları, işçileri işsiz bırakmanın, onların hayatını altüst etmenin, geleceğini, güvencesini elinden almanın yanı sıra bu sosyal kalkınma modelini de toprağa gömdü. Sanayisini kaybeden kentler, örneğin turizm gibi iktisadi olarak başka bir seçenek bulmuş olsa bile kente ruh veren sosyal, kültürel donatılardan mahrum hale geldi. Bir anlamda ruhunu kaybeden şehirler çürümeye yüz tuttu.

    Zafer Aydın

     

    Anadolu’nun dört bir yanına kurulan fabrikalar istihdam yaratmanın çok ötesinde işçilerin sosyal ve kültürel dönüşümünü de hedefleyen, kentte yaşayanların da hayatına değen, hayatını zenginleştiren, kentin ekonomik, sosyal kültürel ilişkilerinin biçimlenmesinde lokomotif işlevi gören fabrikalardı. Fabrikayla birlikte kurulan, işçi lojmanları, okul, kütüphane, sağlık üniteleri, dinlenme tesisleri, tatil kampları, tüketim kooperatifleri, çocuk parkı, sinema ve spor salonlarıyla, tiyatro grupları, müzik korolarıyla modern bir yaşam tarzının yerleştirilmesi hedefleniyordu. Ortak yaşam alanlarında, işçilere, ailelerine okuma yazma öğretiliyor, sinema, tiyatro, müzik ile tanıştırılıyor, kitap okuma, düzenli spor yapma alışkanlığı kazandırılmaya çalışılıyordu. Yapılmak istenilen fabrika eksenli bir sosyal kalkınma modeliydi.

    Özelleştirme politikaları, işçileri işsiz bırakmanın, onların hayatını altüst etmenin, geleceğini, güvencesini elinden almanın yanı sıra bu sosyal kalkınma modelini de toprağa gömdü. Sanayisini kaybeden kentler, örneğin turizm gibi iktisadi olarak başka bir seçenek bulmuş olsa bile kente ruh veren sosyal, kültürel donatılardan mahrum hale geldi. Bir anlamda ruhunu kaybeden şehirler çürümeye yüz tuttu.

    Zafer Aydın

     

    >