Kapat
0 Ürün
Alışveriş sepetinizde boş.
Kategoriler
    Filtreler
    Preferences
    Ara

    Adaleti Arayan Bilge Konfüçyüs

    Yayınevi : Ulak Yayıncılık
    Yazar : İbrahim Ülger
    ISBN :9786052096635
    Sayfa Sayısı :256
    Baskı Sayısı :1
    Ebatlar :13.5x19.5 cm
    Basım Yılı :2019
    220,00 ₺
    176,00 ₺

    Tükendi

    Tahmini Kargoya Veriliş Zamanı: 2-4 iş günü içerisinde tedarik edilip kargoya verilecektir.

    Gökyüzünden doğu-batı ayrımı yapılmazsa da, insanın ayağı toprağa bastığı için doğu-batı çatışması insanlık tarihi boyunca hep devam etmiştir. Bu ayırım coğrafi değil, düşünseldir. Doğu doğuşu, batı batışı ifade etmektedir. Bu sebeple, doğuyu bilmeden batıyı anlayamayız. Batı, doğunun en yozlaşmış, en çürümüş, en önemlisi de yalanı, bencilliği, sadakatsizliği ve zulmü sistematize etmiş halidir. Batı kendi ülke sınırları içinde, araç olarak kullandığı “halkına” kısmen adil davranmış olsa da dünyayı kan gölüne çevirmiş, savaşları, yozlaşmayı araç olmaktan çıkarmış, amaç haline getirmiştir. Batı kültürüyle yetişmiş birey ve toplum, ekonomik ve siyasi bir araca dönüşmüş, yalnızlaştırılmış ve yozlaştırılmıştır.

    Konfüçyüs, MÖ 551 - MÖ 479 tarihleri arasında yaşamış büyük bir düşünürdür. O günden bu yana insanlığın arayışı hep aynı olmuştur. Anlaşılan o ki, adalet ile zulüm, hakikatle yalan, erdem ile ahlaksızlık arasındaki savaş hep devam devam edecektir. Bütün mesele kendimizi hangi tarafta gördüğümüzle ilgilidir.

    Konfüçyüs, adalet uğruna savaşmış, eylem ile söylemini bu çerçevede harekete geçirmiş büyük bir bilgedir.

    Yazar, hakikatten, erdemden ve adaletten yana ise, yazdığı kimsenin karakterine bürünmelidir. Deyim yerindeyse iyi bir karakter oyuncusu olmalıdır. Yaptığım bütün çalışmalarda bu hakikatten ayrılmadım. Zerdüşt’ü yazarken Zerdüşt oldum. Mevlana’yı yazarken Mevlana, Buda’yı yazarken Buda oldum. Onların nasıl bir hayat sürdürdüklerini hayal ederek yazdım.

    Konfüçyüs’ü yazarken onunla özdeşleştim. Nasıl bir ailede yaşadı? Nasıl bir çocukluk geçirdi? O zamanki devlet düzeni nasıldı? Bunu hayal ederek bir roman kurgusunu yaptım.

    Gökyüzünden doğu-batı ayrımı yapılmazsa da, insanın ayağı toprağa bastığı için doğu-batı çatışması insanlık tarihi boyunca hep devam etmiştir. Bu ayırım coğrafi değil, düşünseldir. Doğu doğuşu, batı batışı ifade etmektedir. Bu sebeple, doğuyu bilmeden batıyı anlayamayız. Batı, doğunun en yozlaşmış, en çürümüş, en önemlisi de yalanı, bencilliği, sadakatsizliği ve zulmü sistematize etmiş halidir. Batı kendi ülke sınırları içinde, araç olarak kullandığı “halkına” kısmen adil davranmış olsa da dünyayı kan gölüne çevirmiş, savaşları, yozlaşmayı araç olmaktan çıkarmış, amaç haline getirmiştir. Batı kültürüyle yetişmiş birey ve toplum, ekonomik ve siyasi bir araca dönüşmüş, yalnızlaştırılmış ve yozlaştırılmıştır.

    Konfüçyüs, MÖ 551 - MÖ 479 tarihleri arasında yaşamış büyük bir düşünürdür. O günden bu yana insanlığın arayışı hep aynı olmuştur. Anlaşılan o ki, adalet ile zulüm, hakikatle yalan, erdem ile ahlaksızlık arasındaki savaş hep devam devam edecektir. Bütün mesele kendimizi hangi tarafta gördüğümüzle ilgilidir.

    Konfüçyüs, adalet uğruna savaşmış, eylem ile söylemini bu çerçevede harekete geçirmiş büyük bir bilgedir.

    Yazar, hakikatten, erdemden ve adaletten yana ise, yazdığı kimsenin karakterine bürünmelidir. Deyim yerindeyse iyi bir karakter oyuncusu olmalıdır. Yaptığım bütün çalışmalarda bu hakikatten ayrılmadım. Zerdüşt’ü yazarken Zerdüşt oldum. Mevlana’yı yazarken Mevlana, Buda’yı yazarken Buda oldum. Onların nasıl bir hayat sürdürdüklerini hayal ederek yazdım.

    Konfüçyüs’ü yazarken onunla özdeşleştim. Nasıl bir ailede yaşadı? Nasıl bir çocukluk geçirdi? O zamanki devlet düzeni nasıldı? Bunu hayal ederek bir roman kurgusunu yaptım.

    >