palme kitabevi, akademik kitap, hazırlık kitapları, eğitim yayınları, üniversite kitapları, sınav hazırlık, ders kitapları, akademik kaynak
 
Kapat
0 Ürün
Alışveriş sepetinizde boş.
Kategoriler
    Filtreler
    Preferences
    Ara

    1984

    Yayınevi : Dorlion Yayınları
    ISBN :9786254071249
    Sayfa Sayısı :360
    Baskı Sayısı :1
    Ebatlar :13.5x21 cm
    Basım Yılı :2021
    455,00 ₺
    318,50 ₺
    Tahmini Kargoya Veriliş Zamanı: 2-4 iş günü içerisinde tedarik edilip kargoya verilecektir.

    George Orwell’in 1984 için ilk olarak düşündüğü başlık, The Last Man in Europe- Avrupa’daki Son Adam’dır. Bunun sebebi, belki de, yazarın siyasi eleştirilerin yanı sıra, insanlığın bir eleştirisini yapmak ve “insan olmak ne demektir?” sorusunu sormaktır. Çünkü roman boyunca apaçık bir biçimde robotlaşmış, tekdüze bir toplum yaşayışından bahsedilmektedir.

    Baş kahraman Winston Smith, bu mihaniki yaşayışın içerisinde hem ruhen hem de bedenen sıkışmış bir haldedir ve roman boyunca bir kaçış, kurtuluş arayışındadır. Kurtulmak istediği şey, tam olarak, insan doğasına aykırı olan bir hayat tarzıdır. Bu yüzden de bir yandan eskiden insanların nasıl yaşadığını merak eder, diğer yandan da gelecekte, Parti proleterler tarafından yıkıldığında hayatın tekrar iyiye, güzele doğru evrileceğinin hayalini kurar.

    “...Bir yandan da yaşamın aldığı somut hali kızgınlıkla düşünüyordu. Hep böyle mi olmuştu? Yiyeceğin tadı hep böyle miydi?” diye düşünür Winston. Tabii ki, “Avrupa’daki son insan”ın bunları sorgulaması, yazar tarafından ortaya konulmuş, insanlığın ölümünün kanıtıdır.

    George Orwell’in 1984 için ilk olarak düşündüğü başlık, The Last Man in Europe- Avrupa’daki Son Adam’dır. Bunun sebebi, belki de, yazarın siyasi eleştirilerin yanı sıra, insanlığın bir eleştirisini yapmak ve “insan olmak ne demektir?” sorusunu sormaktır. Çünkü roman boyunca apaçık bir biçimde robotlaşmış, tekdüze bir toplum yaşayışından bahsedilmektedir.

    Baş kahraman Winston Smith, bu mihaniki yaşayışın içerisinde hem ruhen hem de bedenen sıkışmış bir haldedir ve roman boyunca bir kaçış, kurtuluş arayışındadır. Kurtulmak istediği şey, tam olarak, insan doğasına aykırı olan bir hayat tarzıdır. Bu yüzden de bir yandan eskiden insanların nasıl yaşadığını merak eder, diğer yandan da gelecekte, Parti proleterler tarafından yıkıldığında hayatın tekrar iyiye, güzele doğru evrileceğinin hayalini kurar.

    “...Bir yandan da yaşamın aldığı somut hali kızgınlıkla düşünüyordu. Hep böyle mi olmuştu? Yiyeceğin tadı hep böyle miydi?” diye düşünür Winston. Tabii ki, “Avrupa’daki son insan”ın bunları sorgulaması, yazar tarafından ortaya konulmuş, insanlığın ölümünün kanıtıdır.

    >