Kapat
0 Ürün
Alışveriş sepetinizde boş.
Kategoriler
    Filtreler
    Preferences
    Ara

    19. YY. Nakşibendi Şeyhlerinden Hocazade Ahmed Kamil Efendi ve Divanı

    Yayınevi : Kriter Yayınları
    ISBN :9786052228111
    Sayfa Sayısı :186
    Baskı Sayısı :1
    Ebatlar :16x23.5 cm
    Basım Yılı :2018
    240,00 ₺
    216,00 ₺
    Tahmini Kargoya Veriliş Zamanı: 2-4 iş günü içerisinde tedarik edilip kargoya verilecektir.

    Şiirlerinde “Kâmil” mahlasını kullanan Hocazâde Ahmed Kâmil Efendi, İstanbul Fatih Semti’nde Şeyh Türlü Tekkesi’ni kurmuş ve burada irşat vazifesinde bulunmuş 19. yy. Nakşibendi şeyhlerindendir. Bütün diğer mutasavvıf şairler gibi, o da tasavvufi düşüncelerini yaymak ve bunları etkili bir biçimde anlatabilmek için şiiri bir vasıta olarak görmüş ve kullanmıştır. Bu sebeple, ilahi aşk, tasavvuf, bir tarikata, dolayısıyla kâmil bir mürşide bağlanmanın önemi, dünyanın geçici olduğu, günahlardan tövbe etmenin lüzumu, zahit-sofi tipleri ve vasıfları, şairin manzumelerinin mihverini oluşturur.

    Hâl-i fakrıñ etme i‘lânHâlıkıñ bilmez mi hîç

    Cümleye in‘âm edip de ya saña vermez mi hîç

    Gice gündüz nâr-ı firkatla yanıp ağlar iken

    Rahm edip eşk ü sirişkiñgiceler silmez mi hîç

    Sıdk ile teslîm olup sen kesme ümmîd-i visâl

    Râh-ı ‘aşkda bulunanlar ‘âkıbet gülmez mi hîç

    Mekteb-i ‘irfân içinde men ‘arefden ders alan

    Mûtukable en-temûtû sırrına ermez mi hîç

     

    Şiirlerinde “Kâmil” mahlasını kullanan Hocazâde Ahmed Kâmil Efendi, İstanbul Fatih Semti’nde Şeyh Türlü Tekkesi’ni kurmuş ve burada irşat vazifesinde bulunmuş 19. yy. Nakşibendi şeyhlerindendir. Bütün diğer mutasavvıf şairler gibi, o da tasavvufi düşüncelerini yaymak ve bunları etkili bir biçimde anlatabilmek için şiiri bir vasıta olarak görmüş ve kullanmıştır. Bu sebeple, ilahi aşk, tasavvuf, bir tarikata, dolayısıyla kâmil bir mürşide bağlanmanın önemi, dünyanın geçici olduğu, günahlardan tövbe etmenin lüzumu, zahit-sofi tipleri ve vasıfları, şairin manzumelerinin mihverini oluşturur.

    Hâl-i fakrıñ etme i‘lânHâlıkıñ bilmez mi hîç

    Cümleye in‘âm edip de ya saña vermez mi hîç

    Gice gündüz nâr-ı firkatla yanıp ağlar iken

    Rahm edip eşk ü sirişkiñgiceler silmez mi hîç

    Sıdk ile teslîm olup sen kesme ümmîd-i visâl

    Râh-ı ‘aşkda bulunanlar ‘âkıbet gülmez mi hîç

    Mekteb-i ‘irfân içinde men ‘arefden ders alan

    Mûtukable en-temûtû sırrına ermez mi hîç

     

    >