Kapat
0 Ürün
Alışveriş sepetinizde boş.
Kategoriler
    Filtreler
    Preferences
    Ara

    19. Yüzyıl Merkezli Olarak Osmanlı Ermenileri’nde Türk Müziği

    Yayınevi : Post Yayın
    ISBN :9786059444422
    Sayfa Sayısı :475
    Baskı Sayısı :1
    Ebatlar :13.5x21.5 cm
    Basım Yılı :2018
    140,00 ₺
    112,00 ₺
    Tahmini Kargoya Veriliş Zamanı: 2-4 iş günü içerisinde tedarik edilip kargoya verilecektir.

    Türk müziğinin en önemli özelliklerinden biri de içine aldığı unsurlara kendi mayasını katarak yeniden yoğurması, hatta yoğurduğuyla tekrar yoğrulmayı başara bilmesidir. Görünen o ki, çevre kültürler de bu yaklaşımın yarattığı anlayışa gönüllüce katılmış, onunla bütünleşmişlerdir.

    Bu kitap; Türk mûsikîsinin özgün kültürel dengesi içinde, Osmanlı Ermenileri’nin XVIII. yüzyılda başlayan bir kendini buluşla, XIX. yüzyılda Türk makam müziğiyle nasıl bütünleştiklerini ve aldıkları aşıyla Kilise merkezli bir üslup oluşturduklarını ortaya koyan bir çalışmadır.

    Müzikolog Gazimihal’in tespit ettiği gibi, Ermeni müziğinin “Türk mûsıkîsinin bünye itibariyle bir şûbesi” hâline gelmesinde, Hamparsum Limonciyan’ın kurucu katkı ve çabaları çok büyüktür. Hamparsum’un Türk müziği aralık ve perde sistemini esas alarak geliştirdiği Ermeni harfli notası, besteleriyle kilise müziğine yaptığı katkılar, hocalığı ile yetiştirdiği muganniler, kilisenin Türk müziğine yönelmesini meşrulaştırmıştır. Bu meşrûiyet, bir yönüyle kilisede Türk müziği içinde bir Ermeni üslûbunu haber verirken, bir diğer yönüyle de Ermeni müzisyenlerin Osmanlı toplumu içinde itibarlı ve görünür olmalarını sağlamıştır.

    Çalışmada, Hamparsum’a destek olan, onun notasının Müslüman Osmanlılar arasında itibar kazanmasını ve meşrûiyetini temin eden Mevlevîhâne’nin rolü üzerinde de ayrıca durulmuştur.

    Osmanlı Ermenileri’nin müzik faaliyetleri: Kilise ve okullarındaki müzik çalışmaları, eğlence muhitleri ve müziği ticâretle birleştiren yaklaşımlar; yâni çalgı yapımı ve pazarlanması, müzik kırtasiyesi üretimi, nota yayıncılığı, özel müzik ve çalgı dersleri ikame etmeleridir. Onların katkısı, bir “meşk mûsikîsi” olan Türk müziğini “piyasa” şartlarına çekmiş olmak noktasında belirginleşmiş görünüyor.

    Kitapta, mugannîlerden hânendelere, mûsıkî hocalarına, bestecilerden sâzendelere, çalgı yapımcılarından nota koleksiyonerlerine ve yayıncılara kadar geniş bir Ermeni mûsıkişinasları envanteri ortaya konulmuş, bestelerin tespitine titizlik gösterilmiştir.
    Böylece elinizdeki eser, şimdiye kadar Türk müziğindeki Ermeni varlığına en geniş bir açıdan bakmış, bu konudaki mesnetli-mesnetsiz iddiâları somut belgelerle tahkik etmiştir.

    Türk müziğinin en önemli özelliklerinden biri de içine aldığı unsurlara kendi mayasını katarak yeniden yoğurması, hatta yoğurduğuyla tekrar yoğrulmayı başara bilmesidir. Görünen o ki, çevre kültürler de bu yaklaşımın yarattığı anlayışa gönüllüce katılmış, onunla bütünleşmişlerdir.

    Bu kitap; Türk mûsikîsinin özgün kültürel dengesi içinde, Osmanlı Ermenileri’nin XVIII. yüzyılda başlayan bir kendini buluşla, XIX. yüzyılda Türk makam müziğiyle nasıl bütünleştiklerini ve aldıkları aşıyla Kilise merkezli bir üslup oluşturduklarını ortaya koyan bir çalışmadır.

    Müzikolog Gazimihal’in tespit ettiği gibi, Ermeni müziğinin “Türk mûsıkîsinin bünye itibariyle bir şûbesi” hâline gelmesinde, Hamparsum Limonciyan’ın kurucu katkı ve çabaları çok büyüktür. Hamparsum’un Türk müziği aralık ve perde sistemini esas alarak geliştirdiği Ermeni harfli notası, besteleriyle kilise müziğine yaptığı katkılar, hocalığı ile yetiştirdiği muganniler, kilisenin Türk müziğine yönelmesini meşrulaştırmıştır. Bu meşrûiyet, bir yönüyle kilisede Türk müziği içinde bir Ermeni üslûbunu haber verirken, bir diğer yönüyle de Ermeni müzisyenlerin Osmanlı toplumu içinde itibarlı ve görünür olmalarını sağlamıştır.

    Çalışmada, Hamparsum’a destek olan, onun notasının Müslüman Osmanlılar arasında itibar kazanmasını ve meşrûiyetini temin eden Mevlevîhâne’nin rolü üzerinde de ayrıca durulmuştur.

    Osmanlı Ermenileri’nin müzik faaliyetleri: Kilise ve okullarındaki müzik çalışmaları, eğlence muhitleri ve müziği ticâretle birleştiren yaklaşımlar; yâni çalgı yapımı ve pazarlanması, müzik kırtasiyesi üretimi, nota yayıncılığı, özel müzik ve çalgı dersleri ikame etmeleridir. Onların katkısı, bir “meşk mûsikîsi” olan Türk müziğini “piyasa” şartlarına çekmiş olmak noktasında belirginleşmiş görünüyor.

    Kitapta, mugannîlerden hânendelere, mûsıkî hocalarına, bestecilerden sâzendelere, çalgı yapımcılarından nota koleksiyonerlerine ve yayıncılara kadar geniş bir Ermeni mûsıkişinasları envanteri ortaya konulmuş, bestelerin tespitine titizlik gösterilmiştir.
    Böylece elinizdeki eser, şimdiye kadar Türk müziğindeki Ermeni varlığına en geniş bir açıdan bakmış, bu konudaki mesnetli-mesnetsiz iddiâları somut belgelerle tahkik etmiştir.

    >