Kapat
0 Ürün
Alışveriş sepetinizde boş.
Kategoriler
    Filtreler
    Preferences
    Ara

    Şehr-i Yar

    ISBN :9786055563035
    Sayfa Sayısı :132
    Baskı Sayısı :3
    Ebatlar :13.5x21 cm
    Basım Yılı :2012
    180,00 ₺
    144,00 ₺

    Tükendi

    Tahmini Kargoya Veriliş Zamanı: 2-4 iş günü içerisinde tedarik edilip kargoya verilecektir.
    Şehr-î Yâr, 18. yy. sonları ve 19. yy. başlarında İranlı bir seyyahın dünyanın gözdesi İstanbul’a gelmesiyle başlar. Çocukluk yıllarında rüyasında gördüğü işaret neticesinde, bir çift mavi gözün sahibini bulmak için dünyayı dolaşan Cafer’in, herkesin muradına erdiği Şehr-i İstanbul’da karşılaştığı olayları ve İstanbul’un tarihi yüzünü anlatmaktadır. Yedi tepeden, yedi iklime uzanan hükümranlık... İstanbul, sadece bir şehir değil; başlı başına bir kültür, bir medeniyet, bir tarih ve bir insanlık merkeziydi. İstanbul, tek başına bir devlete bedeldir. Bu şehre, nice şiirler yazılmış ve nice türküler söylenmiştir. Kimilerine saray, kimilerine zindandı, bu koca şehir... Uğruna can vermekten kimsenin çekinmediği nazlı bir maşuktu. İştiyakıyla nice hükümdarları, nice kralları heder etmişti yolunda. Nice devletin payitahtı, nice âşıkların yuvası, nice ariflerin gönlü, nice âlimlerin kitabı, nice sultanların gözde cariyesi idi İstanbul. Kiminin Konstantiniyyesi idi, kiminin Belde-i Tayyibesi... Devran kime gülmüşse; İstanbul, ona mesken olmuştu. Yeditepe’den esrar sahibi olmayan var mı acaba? "Bu şehrin kaderi miydi, sinesinde devası olmayan aşkların yatması? Geldi de beni buldu bu şehrin aşkı, binlerce mil uzaklıktan kendine çekti bu Şehr-î Yâr. Hem de evvela yedi düveli dolaştırdı bana. Sonra da kendi huzuruna kabul etti beni bu şehir. Ama hakkıydı, tüm şehirlerin efendisiydi. Tüm hükümdarlar ona meftundu, ona ram olmuştu nice ülkeler." "Bu şehr-i Stanbul ki bî-misl ü behâdır, Bir sengine yek-pâre Acem mülkü fedâdır." -Nedim-
    Ürünler özellikleri
    Dil Türkçe
    Cilt Tipi Ciltsiz
    Şehr-î Yâr, 18. yy. sonları ve 19. yy. başlarında İranlı bir seyyahın dünyanın gözdesi İstanbul’a gelmesiyle başlar. Çocukluk yıllarında rüyasında gördüğü işaret neticesinde, bir çift mavi gözün sahibini bulmak için dünyayı dolaşan Cafer’in, herkesin muradına erdiği Şehr-i İstanbul’da karşılaştığı olayları ve İstanbul’un tarihi yüzünü anlatmaktadır. Yedi tepeden, yedi iklime uzanan hükümranlık... İstanbul, sadece bir şehir değil; başlı başına bir kültür, bir medeniyet, bir tarih ve bir insanlık merkeziydi. İstanbul, tek başına bir devlete bedeldir. Bu şehre, nice şiirler yazılmış ve nice türküler söylenmiştir. Kimilerine saray, kimilerine zindandı, bu koca şehir... Uğruna can vermekten kimsenin çekinmediği nazlı bir maşuktu. İştiyakıyla nice hükümdarları, nice kralları heder etmişti yolunda. Nice devletin payitahtı, nice âşıkların yuvası, nice ariflerin gönlü, nice âlimlerin kitabı, nice sultanların gözde cariyesi idi İstanbul. Kiminin Konstantiniyyesi idi, kiminin Belde-i Tayyibesi... Devran kime gülmüşse; İstanbul, ona mesken olmuştu. Yeditepe’den esrar sahibi olmayan var mı acaba? "Bu şehrin kaderi miydi, sinesinde devası olmayan aşkların yatması? Geldi de beni buldu bu şehrin aşkı, binlerce mil uzaklıktan kendine çekti bu Şehr-î Yâr. Hem de evvela yedi düveli dolaştırdı bana. Sonra da kendi huzuruna kabul etti beni bu şehir. Ama hakkıydı, tüm şehirlerin efendisiydi. Tüm hükümdarlar ona meftundu, ona ram olmuştu nice ülkeler." "Bu şehr-i Stanbul ki bî-misl ü behâdır, Bir sengine yek-pâre Acem mülkü fedâdır." -Nedim-
    Ürünler özellikleri
    Dil Türkçe
    Cilt Tipi Ciltsiz
    >