palme kitabevi, akademik kitap, hazırlık kitapları, eğitim yayınları, üniversite kitapları, sınav hazırlık, ders kitapları, akademik kaynak
 
Kapat
0 Ürün
Alışveriş sepetinizde boş.
Kategoriler
    Filtreler
    Preferences
    Ara

    İnsan Yüzlü Şehirler

    ISBN :9789752482876
    Sayfa Sayısı :256
    Baskı Sayısı :1
    Ebatlar :13.5x21 cm
    Basım Yılı :2018
    146,00 ₺
    Tahmini Kargoya Veriliş Zamanı: 2-4 iş günü içerisinde tedarik edilip kargoya verilecektir.

    İnsan Yüzlü Şehirler, kutsal şehirlerin ışıltılı ve derinlikli resimlerinden dünyevi şehirlerin karikatürlerine rehavetle uzanırken, Batı ve Doğu, Güney ve Kuzey diye ayırmadan şehirlerin atlas renkli dünyasında bir gezintiye çıkartıyor sizi. İçlerinde insan nefeslerinin sıcaklığı duyulan ve taşlarında nesillerin nabızlarının atmaya devam ettiği şehirler bunlar. Bursa, İstanbul, Paris, Petersburg, Şam, Medine, Bişkek, Las Vegas… Ve diğerleri… Hem ne fark eder ki: Her şehir bizden bir parçayı temsil etmiyor mu zaten? Ya da yüzlerimizden birisini gösteren birer ayna değil mi şehirler? Eski yüzler daha hoş ve ferahlatıcı geliyorsa bize, tıpkı eski fotoğraflarımız gibi, o zamanlar daha yakışıklı veya güzel olduğumuz sonucu çıkmaz mı bundan?

    Peki bugünkü resimlerimiz kimi temsil ediyor dersiniz? Bir başkasını mı? Yine bizi, elbette. Bizim “bugünkü” yüzümüzü… Öyleyse yüzlerimiz bu kadar çirkin mi gerçekten de? Görüntü pusluysa, kime kızmamız gerekiyor? Horatius’a mı? Gelin, şehirleri “unutma kültürü”nün pençelerine teslim olmaktan kurtaralım ve hepimiz, kendi şehirlerimize onların hazinelerini hatırlayarak sahip çıkalım. Yüzümüzü yeniden yansıtalım şehirlerimize. Umudumuz, medeniyetin başlangıcından beri çelişkilerin göbeğine örülü bu en büyük insan organizasyonunu, bu “yürüyen çelişki”yi dönüştürmekte yatıyor çünkü.

    İnsan Yüzlü Şehirler, kutsal şehirlerin ışıltılı ve derinlikli resimlerinden dünyevi şehirlerin karikatürlerine rehavetle uzanırken, Batı ve Doğu, Güney ve Kuzey diye ayırmadan şehirlerin atlas renkli dünyasında bir gezintiye çıkartıyor sizi. İçlerinde insan nefeslerinin sıcaklığı duyulan ve taşlarında nesillerin nabızlarının atmaya devam ettiği şehirler bunlar. Bursa, İstanbul, Paris, Petersburg, Şam, Medine, Bişkek, Las Vegas… Ve diğerleri… Hem ne fark eder ki: Her şehir bizden bir parçayı temsil etmiyor mu zaten? Ya da yüzlerimizden birisini gösteren birer ayna değil mi şehirler? Eski yüzler daha hoş ve ferahlatıcı geliyorsa bize, tıpkı eski fotoğraflarımız gibi, o zamanlar daha yakışıklı veya güzel olduğumuz sonucu çıkmaz mı bundan?

    Peki bugünkü resimlerimiz kimi temsil ediyor dersiniz? Bir başkasını mı? Yine bizi, elbette. Bizim “bugünkü” yüzümüzü… Öyleyse yüzlerimiz bu kadar çirkin mi gerçekten de? Görüntü pusluysa, kime kızmamız gerekiyor? Horatius’a mı? Gelin, şehirleri “unutma kültürü”nün pençelerine teslim olmaktan kurtaralım ve hepimiz, kendi şehirlerimize onların hazinelerini hatırlayarak sahip çıkalım. Yüzümüzü yeniden yansıtalım şehirlerimize. Umudumuz, medeniyetin başlangıcından beri çelişkilerin göbeğine örülü bu en büyük insan organizasyonunu, bu “yürüyen çelişki”yi dönüştürmekte yatıyor çünkü.

    >