Kapat
0 Ürün
Alışveriş sepetinizde boş.
Kategoriler
    Filtreler
    Preferences
    Ara

    İfrit

    Yayınevi : Gece Kitaplığı
    ISBN :9786257884013
    Sayfa Sayısı :236
    Baskı Sayısı :1
    Ebatlar :13.5x21 cm
    Basım Yılı :2020
    272,00 ₺
    190,40 ₺
    Tahmini Kargoya Veriliş Zamanı: 2-4 iş günü içerisinde tedarik edilip kargoya verilecektir.

    Yasamal’da bir haziran sabahı idi. Ezan sesi ile birlikte yağmur başladı. Yağmur ile beraber bir serinlik ve esenlik sarmıştı etrafı. Öğleye doğru güneşin bulutların arasından çehresini göstermesi ile yağmur dindi. Sabah yağan yağmurdan hissesini alan topraktan arta kalan sular buharlaşarak geldikleri bulutlara geri dönüyordu. Öğle vakti buharlaşma nihayet bulmuş, gökyüzünde bulutlar tamamen kaybolmuştu. Berrak, tozsuz dumansız bir hava insanın içini ısıtıyordu. Güneş, şuleleriyle Yasamal bölgesini yaşamdan zevk alınacak bir atmosfere çevirmişti. Ancak insanlar ümitsiz ve mutsuzdular zira besleyip büyüttükleri enaniyetleri sebebiyle doymak bilmeyen nefisleri için mücadele etmeyi Yaratıcı’ya tabi olmaya tercih ettiklerinden başlarında binbir türlü musibet dolaşıyordu. Kendisinin var iken kardeşinin malına göz dikmişti insanoğlu. Hemcinsinin gücünü, kabiliyetini, meziyetlerini kıskanmıştı. İçlerinden pek azı hariç kimse elindekiyle yetinmedi. Hep daha çok, daha çok diye âdeta çırpındılar. Derken milletler milletlerin, devletler devletlerin elindekine göz dikti, güçlü silahlar üretenler dünyanın değişik yerlerinde zayıfların canına okumaya başladılar. Ellerindekileri zorla almakla kalmayıp zayıfları kendilerine köle yaptılar. Karşı koymak isteyen hemcinslerini acımasızca katlettiler. Esas vazifelerini unutup milyonlarca insanı ölüme, sefalete, hastalıklara terk ederek hayvanlardan daha aşağı bir mertebeye düştüler.
    Acaba varlıklar yaşamın asıl gayesini hatırlayıp içine düştükleri bu durumdan kurtulabilecekler miydi?

    Yasamal’da bir haziran sabahı idi. Ezan sesi ile birlikte yağmur başladı. Yağmur ile beraber bir serinlik ve esenlik sarmıştı etrafı. Öğleye doğru güneşin bulutların arasından çehresini göstermesi ile yağmur dindi. Sabah yağan yağmurdan hissesini alan topraktan arta kalan sular buharlaşarak geldikleri bulutlara geri dönüyordu. Öğle vakti buharlaşma nihayet bulmuş, gökyüzünde bulutlar tamamen kaybolmuştu. Berrak, tozsuz dumansız bir hava insanın içini ısıtıyordu. Güneş, şuleleriyle Yasamal bölgesini yaşamdan zevk alınacak bir atmosfere çevirmişti. Ancak insanlar ümitsiz ve mutsuzdular zira besleyip büyüttükleri enaniyetleri sebebiyle doymak bilmeyen nefisleri için mücadele etmeyi Yaratıcı’ya tabi olmaya tercih ettiklerinden başlarında binbir türlü musibet dolaşıyordu. Kendisinin var iken kardeşinin malına göz dikmişti insanoğlu. Hemcinsinin gücünü, kabiliyetini, meziyetlerini kıskanmıştı. İçlerinden pek azı hariç kimse elindekiyle yetinmedi. Hep daha çok, daha çok diye âdeta çırpındılar. Derken milletler milletlerin, devletler devletlerin elindekine göz dikti, güçlü silahlar üretenler dünyanın değişik yerlerinde zayıfların canına okumaya başladılar. Ellerindekileri zorla almakla kalmayıp zayıfları kendilerine köle yaptılar. Karşı koymak isteyen hemcinslerini acımasızca katlettiler. Esas vazifelerini unutup milyonlarca insanı ölüme, sefalete, hastalıklara terk ederek hayvanlardan daha aşağı bir mertebeye düştüler.
    Acaba varlıklar yaşamın asıl gayesini hatırlayıp içine düştükleri bu durumdan kurtulabilecekler miydi?

    >