Kapat
0 Ürün
Alışveriş sepetinizde boş.
Kategoriler
    Filtreler
    Preferences
    Ara

    Ölü Hayaller Ülkesi

    Yayınevi : Gece Kitaplığı
    Yazar : İlyas Altın
    ISBN :9786052881903
    Sayfa Sayısı :129
    Baskı Sayısı :1
    Ebatlar :13.5x21 cm
    Basım Yılı :2018
    309,00 ₺
    216,30 ₺
    Tahmini Kargoya Veriliş Zamanı: 2-4 iş günü içerisinde tedarik edilip kargoya verilecektir.

    Bir adam, bir pansiyon odasında, Âdem olmanın zorluklarıyla baş etmeye çalışırken buluyor kendini. Yalnızlığı, iç içe geçmiş aşkları, umutsuzluğu, yoksulluğu, açlığı, savaşları, kadınları, erkekleri, dünyanın yaratılışını, Tanrı’nın varlığını, evrim teorisini, kuantum fiziğini, uzayda hayatın var olup olmadığını ve en çok da Özgürlük Saçlı Kadın’ın onun farkında olup olmadığını düşünüp duruyor.

    Ve kazanmanın sarhoşluğuna kapılacakken, bir kaybeden olduğunu tekrar hatırlatıyor ona hayat. Tiyatro sahnesindeki özgürlük hissini, kadınların güzel varlıklar olduğunu, çocukların yanlış yetiştirildiğini, ölümlerin erken geldiğini, yaşama hak ettiği değeri vermediğimizi, sınırları gereğinden fazla önemsediğimizi, sorgu odalarının filmlerdeki gibi olmadıklarını, hayvanların düşünebilen varlıklar olduklarını, mahkeme salonlarını ve yalnızlığın en kalabalık hâlini yaşayarak gösteriyor bize Âdem.

    Ve içinden çıkılması imkânsız olan sorular bırakıyor bize Ölü Hayaller Ülkesi’nde. “Eğer sen Âdem veya Havva olsaydın, böyle bir dünyaya çocuk getirir miydin? Âdem ile Havva’nın seçim yapma hakkı yok muydu?”

    Bir adam, bir pansiyon odasında, Âdem olmanın zorluklarıyla baş etmeye çalışırken buluyor kendini. Yalnızlığı, iç içe geçmiş aşkları, umutsuzluğu, yoksulluğu, açlığı, savaşları, kadınları, erkekleri, dünyanın yaratılışını, Tanrı’nın varlığını, evrim teorisini, kuantum fiziğini, uzayda hayatın var olup olmadığını ve en çok da Özgürlük Saçlı Kadın’ın onun farkında olup olmadığını düşünüp duruyor.

    Ve kazanmanın sarhoşluğuna kapılacakken, bir kaybeden olduğunu tekrar hatırlatıyor ona hayat. Tiyatro sahnesindeki özgürlük hissini, kadınların güzel varlıklar olduğunu, çocukların yanlış yetiştirildiğini, ölümlerin erken geldiğini, yaşama hak ettiği değeri vermediğimizi, sınırları gereğinden fazla önemsediğimizi, sorgu odalarının filmlerdeki gibi olmadıklarını, hayvanların düşünebilen varlıklar olduklarını, mahkeme salonlarını ve yalnızlığın en kalabalık hâlini yaşayarak gösteriyor bize Âdem.

    Ve içinden çıkılması imkânsız olan sorular bırakıyor bize Ölü Hayaller Ülkesi’nde. “Eğer sen Âdem veya Havva olsaydın, böyle bir dünyaya çocuk getirir miydin? Âdem ile Havva’nın seçim yapma hakkı yok muydu?”

    >